Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cuma, Haziran 5, 2020

Bağdat, İran’ın Başkenti mi Olacak?

Her cinayet önceden belirlenen hedeflere ulaşamayabilir.

Bazı cinayetlerin istenmeyen sonuçları da olabilir.

Bir şey yaparsınız…

Bir amacınız vardır…

Neticede o amaca ulaşırsınız ya da ulaşamazsınız

Bu arada hesaba hiç katmadığınız başka şeyler zuhur eder.

Şaşırırsınız, bunu hiç hesaba katmamıştık diyerek hayretinizi ifade edersiniz.

Ayniyle vaki oldu.

Büyük Zalim, bu infazı gerçekleştirmeye karar verdiğinde hedefindeki kişinin ölüsünün teşeyyü mahfillerini diriltmesinin ihtimal dâhilinde olduğunu tasavvur etmiş miydi?

Hiç zannetmiyorum.

***

Süleymani’nin katli Türkiye’deki Müteşeyyi fırkasını yeniden canlandırarak hareketlendirdi.

İslam ülkelerinin diğer beldelerinde de benzer gelişmeler vuku buldu.

“Böylece Biz, yaptıklarından dolayı zalimleri birbirine musallat ederiz.” (Enam129) ayeti celilesi dahi İslam dünyasındaki İran lobisine engel olamadı.

Öyle savunma argümanları geliştirdiler ki akıllara ziyan.

Meğer bir zalim bir başka zalimi bertaraf etti diyenler en hafifinden 6. Filo İslamcılarıymış ta biz bilmiyormuşuz.

Daha başka bilmediklerimiz de varmış.

Mesela: Kuzey Irak’ta Barzanilerin kurmayı istedikleri bağımsız Kürt Devleti’ni Süleymani engellemiş.

Özellikle Kerkük’teki Türkmenleri Kürtlerin katliamlarından o korumuş.

Mesela: 15 Temmuz’da Başkan Erdoğan’ın uçağını Marmaris’ten İstanbul’a Kasım Süleymani getirtmiş ve ona uçakta iken halkın dini hissiyatı galeyana gelsin diye minarelerden Sala okutulmasını da o teklif etmiş…

Daha neler neler…

Görünen o ki bizimkiler fena halde “Acem Palavraları” etkisinde kalmışlar

***

İran’ın bütün dış operasyonlarından sorumlu Kasım Süleymani’nin en büyük zalimin emriyle bir saldırı sonucu öldürülmesi sevmeyenlerden ziyade onu yüceltenlere yaramış görünüyor.

Başka hangi faaliyet müteşeyyi kitleleri böyle canlandırabilirdi ki?

Mesela: İran, Suriye’de zalim Esed rejimini desteklemekten vaz geçtik. Tüm güçlerimizi çekiyoruz ve ümmetten özür diliyoruz diye bir resmi açıklama yapsa acaba Süleymani’nin katli kadar İran’a taraftar sağlayabilir miydi?

İhtimal vermiyorum.

***

İran Lobisi’nin suikast sonrasında daha önce görülmediği kadar müteyakkız olmasının hedefi ne, diye bir soru da akla gelmiyor değil.

Gözlemciler, stretejistler ve uzmanların analizlerine göre önümüzdeki günlerde Irak toprakları bir ABD-İran kapışmasına sahne olacak.

Yine onların öngörülerine göre bölgenin en güçlü devletini yanına çekebilen bu savaşın kazanan tarafı olacak.

İran Lobisi’nin koşuşturmasını bir de bu açıdan değerlendirmek gerek.

Unutmadan ilave edelim ki İran’da Türkiye’ye yapılan saldırı aslında İran’a yapılmıştır deyu maval okuyan eblehler elbette yok.

Bu yüzden İran yıkılırsa Türkiye ayakta kalamaz lakırtısı boş bir sözden ibarettir.

***

 

Kendi ifadesine göre daha önceki ABD başkanlarının yapmadığı infaz emrini veren Trump, bilerek ya da bilmeyerek İran’ın önünü açmıştır.

ABD, İran sayesinde Afganistan’ı işgal edebilmiştir.

Buna karşılık Saddam’ı deviremeyen İran, ABD’nin Saddam rejimini yıkmasından sonra Irak’a yerleşmiştir.

Süleymani’nin suikastına takaddüm eden günlerde Iraklı Şiiler ülkelerindeki İran nüfuzuna karşı ayaklanmışlardı.

Gösterilerin seyri Irak’taki uydu rejimin yıkılıp yerine bağımsız bir Irak Cumhuriyeti kurulması yönündeydi.

Başbakan Abdülmehdi istifa etmiş, cumhurbaşkanı Salihi ise zor durumdaydı.

Durum bu aşamada iken bu cinayetle Irak’ın bağımsızlığını isteyen İran aleyhtarı gösteriler bir anda unutuldu.

Şimdi Süleymani’nin katlinden İran’ın istifade etmediği söylenebilir mi?

Naçizane daha iddialı bir öngörüm var:

Kasım Süleymani’nin katli Bağdat’ın İran’ın başkenti olmasının yolunu açmıştır.

Adil Gülmez

@umradil

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir