‘Yemişim Amerika’yı’

Amerikalılardan sonra Ruslar da kıvırmaya başladı. Onlar da sözlerine sahip çıkmıyorlar; YPG’lilerle birlikte fotoğraflar veriyorlar.

Şaşırtıcı mı, çok değil. Büyük hayal kırıklığına mı uğradık, tabii ki hayır.

Şaşıranlar, meselelere sığ bakıp, dış politikayı ahbap-çavuş ilişkisine indirgeyenlerdir. Konuları basitleştirip, “Yemişim Amerika’yı” ya da “Erdoğan-Putin kol kola” türünden değerlendirmeler yapanlardır.

Görülüyor ki, meseleler öyle basit değil işte. Suriye’de herkesin ayrı bir hesabı var. Herkes kendi menfaatlerinin gerektirdiği gibi davranıyor. Küresel birtakım değerler de sadece kağıt üzerinde. PKK-YPG bizim için terörist. Türkiye’yi tehdit ediyor, bizi vuruyor. ABD ve Rusya’yı değil. Onlar için ise gerektiğinde kullanılacak bir aparat. Amerika zaten tepe tepe kullanıyor. Rusya ise “ileride bana da lazım olur” düşüncesiyle bir köşede tutuyor.

Bunlar terör olayları gerçekleştiriyorlarmış. Kundaktaki bebekleri bile öldürüyorlarmış. İnsanlık dışı eylemlerin altına imza atıyorlarmış…

Kimin umurunda?

Vursun, kırsın, öldürsün, ama kendilerine zarar vermesin! Yıllardır onları “vekil savaşçılar” olarak kullanıyorlar zaten.

***

Peki bu şartlar altında biz nasıl mücadele edeceğiz onlarla?

Cevabı açık ve net: Bugüne kadar yaptığımızı yapacağız. Ne tamamen Amerika’ya yaslanıp dümen suyunda hareket edeceğiz; ne de “Putin bizimle beraber” deyip, ABD’ye posta koyma hevesine kapılacağız! Bu dengeyi ortaya koyarken de gücümüzün gölgesini bölgeye yansıtacağız.

Biz de böyle yapıyoruz zaten!

Tarih de bize bunu tavsiye ediyor…

Bir tarafta 1940’lı yıllarda bizden Kars, Ardahan ve Artvin’i talep eden ve köşeye sıkıştırmak isteyen Ruslar var. Diğer tarafta da sürekli olarak Sovyet tehlikesini gösterip, mektuplar yazarak tehdit eden ve yararlanmaya çalışan Amerikalılar. Ufak tefek ayrıntılar istisna edilirse, yok aslında birbirlerinden farkları.

Ne ABD, ne de Rusya bizim kara kaşımıza, kara gözümüze âşık!

***

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ne dedi:

-ABD ve Rusya verdikleri sözü tutmadılar. Türkiye, Suriye’de yeni bir operasyona girişebilir.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da yaptığı açıklamalarla Türkiye’nin kararlılığının altını çizdi.

Ne ABD’nin ne de Rusya’nın işine geliyor bu! Buna rağmen gerekirse Türkiye yapacak bu operasyonu. Bugüne kadar hep öyle oldu çünkü.

Kimse Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Müttefikimiz ABD” ya da “Dostum Putin” sözlerine takılmasın. Kılıçdaroğlu ve CHP’nin dillendirdiği gibi ABD ve Trump’a karşı çok sert ifadeler kullanmasını beklemesin.

Ülke menfaatleri bağırıp çağırarak korunmaz ki! Akılcı olan ilişkileri çok fazla gerginleştirmeden istediğini almaktır. Bunu yaparken ilişkiler gerilse de hemen yumuşatmaya çalışmaktır. O yüzden Kılıçdaroğlu’nun işaret ettiği yoldan gidilirse, vay Türkiye’nin haline! Yandı gülüm keten helva. Ne sahada, ne masada belimiz doğrulur. Milletlerarası ilişkilerde sürekli dostluk ve sürekli düşmanlık yoktur. Dış politika zorlu bir satranca benzer. Ustalık ve manevra gerektirir. Buna rağmen ağzı olan konuşuyor işte…

Emin Pazarcı/Akşam

Cevap Yazın