Güneydoğu Asya Açısından Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi

Güneydoğu Asya ülkeleri, bir denge siyaseti gütmek durumundalar. Çin’den de vazgeçemezler, başka seçeneklerden de… Başka seçeneklerden kasıt, Çin ve KYİ karşıtı ülkeler. Bunların belli başlıları, ABD, Avustralya, Hindistan ve Japonya. Bunlar, Çin’i dışarıda bırakan ‘Hint-Pasifik Stratejisi’ diye bir kavramsallaştırma üzerinden bir dörtlü oluşturmaya çalışıyorlar. Ancak, bölgede etkileri oldukça zayıf.

Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nden en başta ve en çok etkilenecek bölgelerden biri, toplam 600 milyon nüfuslu Güneydoğu Asya. Bunun birinci nedeni, Güneydoğu Asya’nın Myanmar, Laos ve Vietnam üzerinden kara yoluyla, Filipinler, Vietnam, Malezya, Singapur, Brunei ve Endonezya üzerinden deniz yoluyla Çin’e komşu olması.

İkincisi, Çin’i Afrika’ya ve Avrupa’ya bağlayacak olan Deniz İpek Yolu, Çin’le çevre ülkelerin kara suları anlaşmazlığı yaşadığı Güney Çin/Doğu Vietnam/Batı Filipinler Denizi’nden başlıyor ve oradan yine Güneydoğu Asya ülkeleri kıyılarından geçerek ve ancak bu biçimde Hint Okyanusu’na ulaşabiliyor.

On Birbirine Benzemezin Birliği

Güneydoğu Asya’nın, Avrupa Birliği kadar yerleşik olmasa da, ‘Güneydoğu Asya Birliği’ (GAB/ASEAN) adı altında oluşturduğu gevşek bir bölgesel birlik var. Bu birlik, 10 ülkeden oluşuyor: Vietnam, Tayland, Malezya, Kamboçya, Laos, Myanmar, Singapur, Endonezya, Filipinler ve Brunei. GAB, gerçekte Soğuk Savaş yıllarında komünizme karşı kurulmuştu.

Fakat Soğuk Savaş sonrasında, eski hesaplar bir yana bırakıldı ve ekonomik büyüme temelinde birleşmek üzere, sonradan bağımsız olan Doğu Timor dışında tüm Güneydoğu Asya ülkeleri GAB çatısı altında toplandı.

Projenin Güneydoğu
Asya Birliği’ne Etkileri

GAB’da Kamboçya, Laos ve Myanmar gibi düşük gelirli tarım ülkeleri de var; Singapur ve Brunei gibi yüksek gelirli ülkeler de… Siyasal düzenler ve kültürler de oldukça farklı. Ancak, GAB’ı yarım yüzyılı aşkın bir süredir bir arada tutan, farklılıkları yerine ortak noktalarına odaklanmaları.

Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin (KYİ) GAB’a etkilerine ilişkin olarak temelde iki görüş var: İyimserler, “bölgedeki büyük altyapı uçurumu Çin sayesinde kapanmış olacak” diyorlar.

GAB’ın kendi altyapı projeleri var, fakat bunlar için mali kaynaklar yetersiz. Bu nedenle, GAB’ın plan ve projeleri genelde havada kalıyor ve somutlaşıp uygulamaya geçmiyor. Oysa Çin, KYİ ile bu mali kaynağı sağlamış oluyor. Projelerde, yollar, köprüler, limanlar, derin su limanları, barajlar, HES’ler, havaalanları vb. var.

İyimserler ve Kötümserler

Bölge, iyimserlere göre, KYİ sayesinde, enerji talebini de karşılamış olacak. Altyapı ve enerji sorunları çözülmüş bir Güneydoğu Asya, elbette daha yüksek düzeyde ve daha hızlı bir ekonomik büyüme kaydedecek.

Kötümserlere göre ise, bu gidişle, KYİ, GAB’ın ortadan kalkmasına yol açacak. Bunun birinci nedeni, KYİ’nin Güneydoğu Asya ülkeleri üzerindeki etkilerinin aynı olmaması. Düşük gelirli ve yatırım açlığı içindeki Kamboçya, Laos ve Myanmar gibi ülkeler, ‘borç tuzağı’ ve ‘borç diplomasisi’ gibi kavramlarla birlikte anılıyor.

Bu üçlünün altyapı projeleri için Çin’den aldığı borç, çok yüklü. Bir örnek vermek gerekirse, Laos’taki tek bir demiryolu projesi, ülkenin Toplam Yerel Üretim’inin (Gayrisafi Yurtiçi Hasıla) yaklaşık yarısına karşılık geliyor. Çin, bu ülkelere ödeyemeyecekleri borçlar veriyor; bunun karşılığında da, dış politikada Çin’e arka çıkan, egemenliklerinden ödün veren bir noktaya gidiyorlar.

Örneğin, karasuları anlaşmazlığında, GAB’ın Çin’i kınayan bir açıklama yapması beklenirken, bu, bu üçlü tarafından engellendi. GAB, oybirliğiyle karar alan bir oluşum. Hatta buna ‘GAB usulü karar’ deniyor. Fakat Çin’le yakınlaşan bu üye ülkeler nedeniyle, GAB artık karar alamaz duruma geliyor.

Dahası, KYİ projeleri GAB’da gerçekleştikçe, kartlar yeniden karılıyor olacak. Örneğin, bugün GAB’ın ekonomik lideri, Singapur. Ancak, diğer bölge ülkeleri, altyapı ve enerji açıkları giderildikçe, daha iyi bir konuma gelmiş olacak. Singapur’u zorlayabilirler. Üstelik, uygulamaya dökülecek kimi projelerin, Singapur’un ve Malezya’nın büyük gelir kaybı yaşamasına yol açacağına kesin gözüyle bakılıyor.

En az 3 proje, özellikle Singapur’un yıldızlarını söndürecek nitelikte: Birincisi, karayolu kestirmesiyle Singapur’u es geçen Myanmar enerji koridoru. İkincisi, yine karayoluyla mesafeyi kısaltan Çin Pakistan Ekonomik Koridoru. Üçüncüsü ise, deniz yolunu kısaltacak Tay Kanalı projesi. Bu projeyle, artık gemiler Singapur’u dolaşmak zorunda kalmayacak.

Çin’in ve Kuşak ve Yol
İnisiyatifi’nin Alternatifleri

Güneydoğu Asya ülkeleri, bir denge siyaseti gütmek durumundalar. Çin’den de vazgeçemezler, başka seçeneklerden de… Başka seçeneklerden kasıt, Çin ve KYİ karşıtı ülkeler.

Bunların belli başlıları, ABD, Avustralya, Hindistan ve Japonya. Bunlar, Çin’i dışarıda bırakan ‘Hint-Pasifik Stratejisi’ diye bir kavramsallaştırma üzerinden bir dörtlü oluşturmaya çalışıyorlar.

Ancak, bölgede etkileri oldukça zayıf. Bunda, Trump’ın içe dönük, dünyadan çekilme yanlısı dış politika tercihinin payı büyük. Bu, Çin’in KYİ projeleri için bir manevra alanı ve güç boşluğu yarattı.

Güneydoğu Asya ülkelerinin kimileri, Çin’e kuşkuyla yaklaşmakta haklılar. Sri Lanka örneğinde, ülke, kapalı kapılar ardında, sessiz sedasız, halktan ve hatta meclisten habersiz olarak, Çin’e yüklü miktarda borçlandırılmıştı.

Çin Bölgesel Oluşumlarını Değil
İkili İlişkileri Tercih Ediyor

Bu durum, ancak, başkan, seçimleri kaybedince ortaya çıktı. Çin de, ABD gibi, bu tür gelişmelere büyük güç mantığıyla bakıyor, bölgesel işbirliği gibi oluşumları tercih etmiyor; onun yerine ikili görüşmeler yapıyor.

Bunun nedeni şu: Birkaç devletin olduğu bir ortamda, kimi devletler Çin’e karşı güçbirliği içinde pazarlık yapma olanağı kazanabilir; ama ikili görüşmelerde bu olamıyor. Öte yandan, Singapur ve Brunei dışındaki Güneydoğu Asya ülkelerinin KYİ yatırımlarına aç olduğu da bir gerçek.

Dörtlü güç Kuşak ve
Yol’a alternatif sunar mı?

Dörtlü güç toparlanıp KYİ’nin alternatifini sunabilirse, Güneydoğu Asya ülkelerinin eli güçlenecek. Ama bu da, kısa erimde, Trump’ın başta olduğu bir Amerika’yla olanaksız. Dolayısıyla, Güneydoğu Asya ülkeleri için en kestirme çözüm, toptan Çin yandaşlığı ya da karşıtlığı yerine, projeleri zamana yayıp bir yandan da Japon yatırımcılara bir bakmak oluyor. Mahathir Muhammed tam da bunu yaptı.

Sonuç

Bundan sonra bölgede gelişmeler ne yönde olur? KYİ, GAB’ı güçlendirir mi, tersine dağıtır mı? Bu soruyu yanıtlamak için elimizde yeterli veri şimdilik bulunmuyor. Biraz daha zaman geçmeli ki, ortaya çıkan bulgularla birtakım öngörülerde bulunabilelim. Belirleyici olan, Çin, Güneydoğu Asya ülkeleri ve dörtlünün planladıkları ve yapacakları olacak.

Cevap Yazın