FETÖ yüzünü gösteriyor

Sakın yanlış anlaşılmasın, “mücadele edilmediğini” söylemiyorum. Gerekenin yapılmadığını iddia etmiyorum. FETÖ’nün tepesine vurulsa da pek çok alanda etkisizleştirilse de bir başka yerden yine kafayı çıkardığını anlatmak istiyorum.

Nasıl mı? Bakın sosyal medyaya, dikkat edin yürütülen algı operasyonlarına, göreceksiniz! Sık sık karşımıza çıkıyor. Nerede istismar edilecek bir konu, sıkıntı doğuracak bir mesele var, oradalar. Adeta hortlayıp canlanıyorlar.

Mesela Rabia Naz olayı…

Alabildiğine istismar ediliyor. Bir ölüm üzerinden algılar oluşturulmaya çalışılıyor. Her gün yeni bir iddia ortaya atılıyor. Tanıklar ve aile tehdit ediliyor. Gazeteci olduğu söylenen isimler “milletvekili danışmanı” sıfatıyla Meclis’te komisyon toplantılarına katılıyorlar. Sonra olay yerinde boy gösteriyor, tanıklara “tatbikat” yaptırıyorlar. Resmen suç işliyorlar.

Hukuksuzluğun üzerine gidilip, suça karışan insanlar gözaltına alınıyor. Bu defa “Olayı aydınlatmak için çalışanlara baskı yapılıyor” yaygaraları koparılıyor. Vesaire, vesaire. Olay siyasileştirilmek ve üzerinden algılar oluşturulmak isteniyor.

Şu ana kadar 122 kişinin ifadesi alınmış durumda. Adli Tıp iddiaları araştırıyor. Akla gelebilecek her türlü ihtimale bakılıyor. Ortaya atılan iddialara ilişkin en ufak bir ipucu ve bilgi ortaya çıkmış değil. Savcılık, buna rağmen “acaba” diyor, soruşturmayı derinleştirerek sürdürüyor.

Yine de saldırılar ve çarpıtma çabaları sürüyor… Kim yapıyor bunu? Sosyal medyaya dikkatlice bakın. Gizlenmeye çalışsa da FETÖ’nün yüzünü göreceksiniz!

***

En ufak bir istismar alanı görmesinler. Hemen üzerine atlıyorlar. Biliyorsunuz, ABD Başkanı TrumpErdoğan ile birlikte Beyaz Saray’da yaptığı ortak açıklamaya “Kendisine Serkan Gölge’yi serbest bıraktığı için teşekkür ederim” ifadesiyle başlamıştı.

Oysa, Serkan Gölge cezasını çekti, uzun süre önce tahliye edildi. Bir müdahale ya da serbest bırakma söz konusu değil. Trump, iç politikaya yönelik bir mesaj verme ihtiyacı duydu, Serkan Gölge üzerinden “Biz de bir şeyler aldık” hikâyesini uydurdu.

FETÖ ekibi bunun da üzerine atladı…

“ABD bastırdı ve aldı” yalanları çevreyi sardı!

“Tutuklu gazeteciler” yalanları da devam edip gidiyor. Oysa, Türkiye’de gazetecilik görevinden tutuklu tek bir gazeteci bile yok. “Gazeteci” diye ortaya attıkları isimlerin kimi kuyumcu, kimi kömürcü, kimi de emlakçı. Cezaevinde olmalarının sebebi ise tecavüz, soygun, yaralama gibi çeşitli suçlar. Ama “bilmemne net” adı altında bir internet sitesinde birkaç yazı yazmışlar. Türkiye’yi karalamak, Erdoğan’a saldırmak için fırsat kollayan FETÖ ekibi, işte bunlara “gazeteci” diyor. Onlar üzerinden saldırılarını sürdürüyor…

Sosyal medyada öylesine organize olmuşlar ki, kimi “Atatürkçü”, kimi “muhafazakar”, kimi de bir başka kimlik kullanıyor. Ama hepsi aynı noktada birleşiyor.

Muhalefet de bunların ekmeğine yağ sürüyor. Onlar da ortaya atılan her türlü yalanın peşine gönüllü olarak takılıyor.

FETÖ önde, onlar arkada yürürken,

“FETÖ’nün siyasi ayağı nerede?” söylemleri ise olayın sosu oluyor!

Emin Pazarcı/Akşam

Cevap Yazın