Siyaset çamura bulandı…

Bu böyle gitmez. Nitekim içten bile homurtular yükselmeye başladı. Çünkü algının da, reklamın da şovun da bir sınırı var. Sürekli yapılırsa “yeter” dedirtir!

Ekrem İmamoğlu’ndan söz ediyorum. 31 Mart ertesi gerçekleştirdiği Anıtkabir ziyaretinden bu yana şov yapıyor, algı oluşturma peşinde koşuyor. Buna karşılık, ortaya koyduğu yeni bir proje ve çaktığı çivi yok.

Yeni seçilmiş bir başkandan İstanbul’un bütün sorunlarını anında çözmesini beklemiyoruz elbette. Sadece sorun çözme iradesi görmek istiyoruz. Ancak, o da yok. Tersine, pek çok konuda bir “sorunlar yumağı” oluşturmakla meşgul.

Yaptığı iki iş:

1) Sürekli olarak geçmişi kötülemek. Yeni tartışmalar ve çekişmeler doğurmak.

2) Geçmiş hizmetlerin üzerine oturup fotoğraf çektirmek. “İşte çalışıyoruz” görüntüsünü vermek.

Buna karşılık, kendisini ilahlaştıranlar var. İmamoğlu’nun yelkenlerini şişirmek için sürekli olarak üfleyip duruyorlar.

İyi de, nereye kadar? Ortada bir icraat yok ki!

Kılıçdaroğlu’na da yaptılar aynısını. CHP içinde etkisiz bir elemandı. Önce eline birtakım evraklar verdiler. Televizyonlara çıkarıp parlattılar. Sonra bir kaset operasyonuyla Baykal’ı gönderip, yerine oturttular. Yelkenlerini alabildiğine şişirdiler.

Ne oldu? Sonuç ortada! Aynı filmi bir defa daha seyrediyoruz. Süslenip, güzel bir şekilde paketlenerek milletin önüne koyulan figür, bugün de Ekrem İmamoğlu.

Kılıçdaroğlu operasyonunda ne yaşıyorsak bugün de aynısı oluyor. Estirilen ilk rüzgârla yelkenler güzel şişti. Seçimde istenen sonuç alındı. Ardından duraklama dönemi geldi. Şimdi de gerileme günleri yaşanıyor.

İddia ediyorum: Bugün seçim olsun İmamoğlu’nun o oy oranını bulması imkânsız. Olgular ortaya çıkınca algılar yok oluyor çünkü!

***

İstanbul’daki depremin ardından yaşadıklarımıza “çamur siyaseti” diyebiliriz. Bir Afet Müdahale Toplantısı yapıldı. Ama biz depremi, insan hayatını bıraktık, İmamoğlu tartışmalarına boğulduk.

Çünkü, Haluk Koç başta olmak üzere pek çok CHP’li isim “Ekrem İmamoğlu toplantıya çağrılmadı” yaygarası kopardı.

Sonradan o toplantıya davet edildiği ortaya çıktı. Ama ben bu konuya girmeyeceğim. Sadece İmamoğlu’nun o kurulun doğal üyesi olduğunu hatırlatacağım. Ne demek doğal üye? O kurulun toplantılarında bulunması gereken isim! İmamoğlu, o kurul ne zaman nerede toplanırsa orada olmak zorunda.

“Haberim yoktu” diyemez, kendisine ya da kurumuna haber verildiği belli. Çünkü, belediye yetkilileri orada. Toplantıya gitmediğine göre, önemsememiş, savsaklamış. Belli ki daha fazla değer verdiği başka işler varmış.

Türkiye’nin tartışması gereken tablo budur aslında…

Ortada İmamoğlu açısından bir görev ihmali ya da deprem gibi önemli bir konuyu ciddiye almama tavrı var. Ama onun üzerinden bile siyasi rant devşirilmeye çalışılıyor! Başkaları suçlanarak bir çamur siyaseti yürütülüyor.

Vatandaş, yavaş yavaş görmeye başladı bunu. Tablo zamanla daha da netleşecek. “İhmali mesuliyet yoktur, icrai mesuliyet vardır” deyip, kaybolma devirleri çok gerilerde kaldı artık.

Halk, koşan, iş yapan, risk alan yöneticilere alıştı çünkü. Bu böyle yürümez.

Emin Pazarcı/Akşam

Cevap Yazın