Çevre bahane rant şahane

Bugün size çevrecilerden, daha doğrusu çevreci geçinenlerden bahsedeceğim. Ne diyorlar, neler yapıyorlar, onları anlatmaya çalışacağım…

Siz de göreceksiniz, barbarların, vandalların, çevre düşmanlarının, kendilerini nasıl gizlediğini! Hayatında tek bir fidan dahi dikmeyen, tersine çevre katliamı yapan bir güruhun, taktığı “çevreci maskesini” çıkaracağım suratlarından.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, bir süre önce Bodrum’daydı. Daha önce 1 aylık süre verdiği kaçak yapıların durumunu denetledi. Havadan ve denizden durumu tespit etti. Çevre katliamına kesinlikle müsaade etmedi. Hepsini tek tek yıktırdı.

Sosyal medyada paylaştım bunların görüntülerini. Vicdansızların bazıları, denizi bile doldurup üzerine devasa binalar yapmışlardı. Kendisine “çevreci” adını verenlerden tek bir destek gelmedi, çıt da çıkmadı.

Hatta çeşitli bahanelerle rahatsızlığını ortaya koyanlar ile küfür ve hakaret edenler bile oldu!

“Neden acaba” derseniz…

Çünkü, o çevre katliamının altına imza atanlar kendilerindendi!

Şu rakamlara bakın:

Muğla kıyılarında tespit edilen kaçak yapı sayısı 2 bin 611“Kaçak” dediysem, lafın gelişi. Çünkü, bunların 590’ına imar planlarına aykırı olarak inşaat ruhsatı verilmiş!

Peki kim vermiş bunu? Tabii ki belediyeler! Ne şekilde ve neyin karşılığında vermiş, orası meçhul. Olmaması gerekenler oldurulmuş, yapılmaması gerekenler yapılmış; o güzelim doğa ranta teslim edilmiş. Kelimenin tam anlamıyla katledilmiş!

Çoğu temizlendi bunların. Sadece Bodrum’da kepçe vurulan imara aykırı yapı sayısı 516 tane. Dile kolay geliyor, ama korkunç bir rakam bu!

En büyük kaçak yapılaşma, Bodrum, Marmaris, Fethiye de Datça’da. Buralardaki belediyeler ise CHP’nin elinde. Bu katliama onlar göz yummuş, bazılarına onlar vermiş ruhsatı.

Bakanlık tarafından hepsi resmi yazıyla uyarıldı. Gerekli işlemler yapılıyor. Bu, işin hukuki tarafı. Ama bir de ahlaki yönü var. Doğa harikası yerler katledilip ranta kurban edilmiş. Milletin hakkı gasp edilmiş. Ama kendine “çevreci” adı verenlerin hiç-
birinde çıt yok.

Çünkü, çevre onlar için bahane; ortaya çıkan rant ise şahane!

***

Oysa, Kaz Dağları ve Salda Gölü üzerinden ne fırtınalar koparmışlardı…

Çünkü, Kaz Dağları’nda villaları vardı. Güzelim zeytinlikleri yok edip, üzerine malikhaneler kondurmuşlardı. Salda’da ise ellerindeki imkânları kaybettiler. Ranttan oldular.

Bir mezbelelikti Salda Gölü. Ama üzerinde tatlı kazançları vardı. Göl, Özel Koruma Alanı ilan edildi. Giriş çıkışlar kontrol altına alındı. Bariyerler konuldu, çöpler toplandı. 85 kilometrekarelik koruma alanı, 295 kilometrekareye çıktı. Üzerine çivi bile çaktırılmayacak SİT alanı 4 bin küsur hektardan 8 bin hektara yükseldi.

Feryat da o zaman başladı…

Tatlı kazançlarını kaybedenler, “Göl ölüyor, Salda’yı kurutacak bunlar” yalanlarına sarıldı. Daha önce projeyi sözde desteklediğini açıklayan CHP’li Yeşilova Belediyesi de kervana katıldı.

Budur işte gerçek:

Bu sahte “çevrecilerle” ilgili daha çok örnek verip, üzerinde değerlendirmeler yapılabilir. Ama bu kadarı bile yeter herhalde. Anladınız siz durumu!

Emin Pazarcı/Akşam

Cevap Yazın