Yıkıldı, Setler Yıkıldı…

Kırk yıl öncesinden bahsedeceğim şimdi. Toplumun büyük kesimi tarafından bilinmeyen gerçekleri ortaya koyacağım. Bu ülkede oynanan oyunları anlatmaya çalışacağım…

1970’li yılların sonunda Doğu ve Güneydoğu’da terör olayları artmıştı. Rızgari, KAVA ve KUK gibi silahlı ayrılıkçı örgütler ortaya çıkmıştı. Bir de “Apocular” adında bir örgüt peydah olmuştu. Abdullah Öcalan’ın peşine takılanlardı bunlar. Köy basıyorlardı. Yaşlı, kadın, çoluk-çocuk önlerine geleni katlediyorlardı. Dehşet saçıyorlar, büyük bir korku havası estiriyorlardı. Silahlı bölücü örgütlerin güç mücadelesinin sonucuydu yaşananlar.

Mücadele sürerken, Rızgari, KAVA ve KUK gibi örgütler toplandılar. Apocuları “Kürt düşmanı” ilan ettiler. Abdulah Öcalan ve yandaşları hakkında infaz kararı çıkardılar. Yakalandıkları yerde öldürüleceklerdi.

Abdullah Öcalan iyice köşeye sıkıştı. Canını kurtarmak için kaçmak, Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldı. Suriye’ye Baba Esad’ın kucağına attı kendisini. Esad’ın ve o dönemde henüz dağılmamış olan Sovyetler Birliği’nin emrine girdi. Diğer yasadışı silahlı Türkiye düşmanı örgütlerle birlikte, bir terör eğitim üssü olan Bekaa Vadisi’ne yerleşti.

Ardından 1980 darbesi geldi. Suriye’ye kaçan Öcalan ve arkadaşları hariç, diğer silahlı bölücü örgütler silindi gitti. Güç kazanan Apocular, PKK terör örgütüne dönüştü. 1984’teki Eruh ve Şemdinli baskınlarıyla ortaya çıkıp adını duyurdu.

İlginçtir, “Kürt düşmanı” ilan edildiği için Türkiye’den kaçmak zorunda kalan Öcalan ve örgütü “Kürt vatandaşların hamisi” rolüne soyundu. Geçmişte yaşananlar unutuldu, Sovyetler Birliği ve Suriye tarafından PKK terör örgütü alabildiğine parlatıldı. Daha sonra bu görevi batılı emperyalist güçler devraldı. Görüyorsunuz işte, dün Sovyetlere hizmet eden bu örgüt, bugün ABD’nin emrinde çalışıyor.

PKK, Anadolu insanı hariç hep başkalarına hizmet etti! Eline verilen silahları bu ülkenin insanlarına doğrulttu. Sürekli kan ve gözyaşı üretti. Askerimiz, polisimiz, gençlerimizle birlikte ekonomimizi de vurdu. Bütün bunları yaparken, yürütülen algı operasyonlarıyla çok farklı bir görüntüye sokulup bölge insanının önüne konuldu. Maalesef o algıya kapılanlar çok oldu. Bugün de bedelini Suriye’de ve Irak’ın dağlarında canlarıyla ödüyorlar.

Ancak o algılar dağıldı artık…

Gerçekler, illüzyonların önüne geçti. Asıl yüzler bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı. Bu tablonun oluşmasına Türkiye’nin terörle mücadelede kazandığı başarılar yol açtı.

Baskılar ortadan kalkınca halkın isyan da başladı. Büyüyor, dalga dalga yayılıyor. Analar, babalar, PKK’nın siyasi kolu olan HDP’nin kapısına dayandılar, evlatlarını istiyorlar.

***

Suriye’deki gelişmeler sonucu, bugün yaşadığımız sıkıntıların parçalarından biri de bu taşeron terör örgütüdür!

Ama köprünün altından çok sular aktı, setler yıkıldı. Üstelik, Türkiye bu işi kökten çözmeye kararlı. Dün Erdoğan noktayı koydu. En geç Eylül sonunda Suriye sınırımızdan da bunları söküp atacağız. Ya ABD ile ya da ABD’siz!

Birileri görmek istememekte dirense de Türkiye bu büyük mücadelede çok yol aldı!

Emin Pazarcı/Akşam

Cevap Yazın