Malazgirt Zaferi ve Kürt Emirliklerin Rolü

Malazgirt Ovası bir Cuma günü sayıca az olmalarına rağmen Türk ordusunun muhteşem zaferine şahitlik etti. Bu zafer Selçuklu ve Oğuz Türklerinin İslamiyet’i kabullerinin ardından İslamiyet ve Türkler adına kazanılan en önemli zafer oldu. Elbette tarihte derin izler bırakan bu zaferin yüz binlerce mimarı vardı. Bunlardan önemli bir kısmını ise Anadolu’daki Kürtler oluşturmaktaydı.

50 bin kişilik ordusuyla Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan’ın 200 binlik Bizans Ordusunu hezimete uğratışının adıdır Malazgirt Zaferi. Anadolu’yu ebediyen Müslüman yurdu yapacak zaferin nişanesidir. 26 Ağustos 1071, Anadolu’nun tapusunun Müslüman Türklere hediye edilişinin adı olmuştur. Türklerin yeni bir yurt edinmesini sağlayan bu zaferin ardından on beş yıl içinde Anadolu ele geçirilmiş ve bu zafer Türk ve Dünya tarihinde bir dönüm noktası olmuştur. Anadolu’ya yerleşen Türk boyları İslam medeniyetiyle daha da bütünleşmiş ve her türlü kültürel müessesenin vatanı olmuştur.

Bizans İmparatoru Romen Diyojen, Rumlardan, Gürcülerden, Ruslardan, Avrupalılardan ve diğer Hıristiyan ülkelerden yüzbinlerce asker toplamış ve ordusuyla Malazgirt’e doğru büyük bir mağlubiyete uğrayacağından habersiz yola çıkmıştı. Sayısı yüzbinleri aşan Bizans ordusu en iyi silahlar ile donatılmıştı. Anadolu’daki Türk akınları sebebiyle sarsılan Bizans otoritesini yeniden tesis etmek isteğindeydiler. Zira Anadolu halkı, Akıncıların yaptığı bu gazalarda bir tahribattan çok adaletle muameleye şahit olmuşlardı.

Sultan Alparslan, Bizans Ordusu ile kıyaslanamayacak kadar az sayıda askeriyle Romen Diyojen’in ilerleyişinden Mısır seferindeyken haberdar olmuştu. Seferi yarıda keserek yaklaşık 50 binlik ordusu ile Malazgirt Ovasına yürüdü ancak vakit zafer için askeri bir hamle yapamayacak kadar geçti. Yine de geri çekilmeyecek ve şehadet mutluluğuna erişmek umuduyla vuruşacaktı. Malazgirt Ovası bir Cuma günü sayıca az olmalarına rağmen Türk ordusunun muhteşem zaferine şahitlik etti. Bu zafer Selçuklu ve Oğuz Türklerinin İslamiyet’i kabullerinin ardından İslamiyet ve Türkler adına kazanılan en önemli zafer oldu.

Elbette tarihte derin izler bırakan bu zaferin yüz binlerce mimarı vardı. Bunlardan önemli bir kısmını ise Anadolu’daki Kürtler oluşturmaktaydı. Tarihler 26 Ağustos 1071, Büyük Malazgirt Meydan Muharebesi’nin hemen öncesini göstermekteydi. Büyük Selçuklu Hükümdarı Sultan Alparslan, Bizans İmparatoru VI. Romen Diyojen’e karşı Malazgirt Meydan Muharebesine hazırlanmaktaydı. Bizans İmparatoru Doğu’ya göndermek üzere oldukça büyük ve donanımlı bir ordu hazırlamıştı ancak 200 bini aşan Bizans Ordusu karşısında Sultan Alparslan yaklaşık 50 binlik ordusu ile karşılık verecek olmanın dayanılmaz endişesi içindeydi. Tek çare orduyu genişletmek olsa da bunun için giriştiği çabalar sonuçsuz kalmıştı. Zira Sultan, casuslarından bazılarını Bizans Ordusunda paralı olarak savaşan Uzlar ve Peçenek Türkleri ile uzlaşmak ve kendi ordusuna katmak üzere gönderse de vaatleri ile onları tatmin edememiş ve uzlaşma sağlanamamıştı. Nihayet Sultan Alparslan çareyi Selçuklu’ya tâbi olan Kürt emirliği Mervanoğulları’na haber göndermekte buldu.

Mervanoğulları ya da Mervaniler, Diyarbakır, Silvan ve Nusaybin çevresinde hüküm sürmekteydiler. O dönem ciddi bir siyasi ve askeri ağırlıkları bulunmaktaydı. Bölgedeki güç dengesini değiştirebilen siyasi aktörler olmalarının yanı sıra çevre güçler tarafından da önemsenmekte ve ciddiye alınmaktaydılar. Ne ki Mervaniler dinsel sebeplerle mütemadiyen Bizans baskısı altındaydılar. Bizans’ın Hristiyanlaştırma çabalarına karşı direnmekteydiler. Selçuklu Devleti Anadolu’ya geldiğinde bölgede bir Şiî hâkimiyeti ile karşılaşmıştı. Mervaniler ise hutbelerini Tuğrul Bey adına okutan Sünni bir beylikti. Bu sayede Selçuklulara Malazgirt Zaferi’nde destek olmuş ve Müslüman bir emirlik olarak Bizans’ın barbarlık ve yağma yönetiminin def edilmesinde büyük bir paya sahip olmuşlardı.

Malazgirt savaşından önce Mervani devleti iki kardeş olan Nizamüddin Nasr ve Said arasındaki iç savaşa şahitlik etti. Said Sultan Alparslan’a sığınmış ve kardeşi Nizamüddin’i arkada bırakmıştı. Savaştan hemen önce Mervani’lerden yardım almayı planlayan Sultan Alparslan vezir Nizamülmülk ile Silvan’a giderek Nizamüddin ile görüştü ve kendisini Sultan Alparaslan’ın huzuruna çıkmaya razı etti. Nizamüddin’e sultanlık sözü veren vezir, Said’i hapsederek Nizamüddin Nasr’ı Sultanü’l Ümerâ (Emirlerin Sultanı) ilan ettiler. Böylece Nizamüddin tüm varlığını Sultan Alparslan’a borçlu olmuştu. Sultan Alparslan Mısır seferinden Malazgirt’e tekrar döndüğünde hem topraklarından geçmesine izin vermiş hem de tüm kuvvetleri ile destek vermişti. Böylece İslam Birliği adına Malazgirt Zaferine destek veren Kürtler ve Selçuklu Devleti’nin dostluğu pekişmişti.

Malazgirt Zaferinde Kürtlerin rolü ile ilgili en önemli bilgiler 13. yüzyılda yaşamış ve “Sıbt İbnü’l-Cevzi”  adıyla tanınan Ebu’l-Muzaffer Yusuf’un “Mir’atü’z- zeman fi Tarihi’l âyân” eserinde bulunmaktadır. Eserde yaklaşık 10 bin Kürtün Sultan’ın ordusuna katıldığı söylenir. Mısırlı Devâdârî’nin kaynaklarında da Kürtlerin Malazgirt Zaferine olan destekleri yinelenmektedir. Yine Merhum tarihçi Mükrimin Halil’in de bu sayıyı doğruladığını görmekteyiz. Mervanilerle birlikte yine diğer Kürt emirlikleri olan Şeddadiler ve Revadilerin de bu zafere destek oldukları bilinmektedir. Türkler ve Kürtler İslam dünyasını temsil eden Selçuklu Ordusunda omuz omuza savaşmış ve Malazgirt destanını Müslüman kardeşler olarak birlikte yazmışlardır.

Cevap Yazın