Kan bu, demokrasi değil

HDP’li Diyarbakır Kulp Belediye Başkanı Mehmet Fatih Taş tutuklandı. Yerine de vekil olarak Kulp Kaymakamı Mustafa Gözlet atandı. Sandık sonucuna, demokrasiye müdahale mi oldu bu şimdi?

Değil tabi ki; öyle diyenin alnını karışlarım.

12 Eylül günü Kulp’ta hain bir pusu kuruldu. El yapımı bombanın patlatılması sonucu tam 7 vatandaşımız katledildi, 10’u da yaralandı. Hiçbir suçu günahı olmayan, odun toplamaktan dönen köylülerdi onlar. PKK denilen terör örgütü, bölgede yaşayan Kürt vatandaşlarımıza yönelik yüzlerce insanlık dışı eylemine bir yenisini daha ekledi.

Devlet hemen harekete geçti. Soruşturma başlatıldı. Eldeki deliller çerçevesinde HDP’li Kulp Belediye Başkanı Mehmet Fatih Taş, HDP İlçe Başkanı Abidin Karaman ve Belediyenin Fen İşleri Müdürü Soner Aktaş gözaltına alındı. Olaya karıştıklarına dair yeterli delil var ki, hepsi birden tutuklanıp, cezaevine gönderildi.

Şaşırdık mı? Tabi ki hayır. Hendek kalkışmasında belediyeye ait iş makinalarını kullanan, asker-polis katili, halk düşmanı teröristlerle birlikte hareket eden HDP’li belediyeler için sıradan bir eylem bu. Çoğu, ellerine kan bulaştığı için görevden alındı. Yerlerine kayyumlar atandı.

Keşke Kulp’ta da aynısı yapılabilseydi. Keşke İçişleri Bakanlığı erken davranıp, diğerleriyle birlikte bu Belediye Başkanını da görevden alabilseydi.

Belki birileri bağıracak, ortalığı ayağa kaldıracaktı. Ama tam 7 can kurtulacaktı! Katledilen o insanlar, bugün hayatta olacaktı.

***

Son günlerde çarpıtılan, süslü laflarla gerçekler gizlenerek milletin önüne konulan kayyum olayı budur işte!..

Önce bir noktanın altını çizelim:

Kayyum atamaları, demokrasi ve sandık değil; kan, can ve insanların yaşama hakkının korunması meselesidir! Kulp örneğinde görüldüğü gibi, önce halktan oy alıp, sonra o halka savaş açılamaz. Onların en temel insan hakkı olan yaşama hakları elinden alınamaz. Bakın, devlete yönelik başkaldırıyı saymıyorum bile. Sadece insanlıktan, insan olmaktan bahsediyorum!

“Hayır, o başkan seçilmiş, dilediğini yapar” diyebilecek bir Allah’ın kulu çıkabilir mi?

Çıkmayacağına, çıkamayacağına göre, bu bağırış çağırış niye? Sırf iktidarı sıkıştırmak için yapılıyorsa, insanlıkla bağdaşmaz. Cehaletten, bilmemekten kaynaklanıyorsa, ülkenin yaşadığı terör gerçeği ile bağdaşmaz.

Kan üzerinden siyaset olur mu?

***

Artık, gerçekleri çarpıtma çabalarını bırakmak lazım…

Terör destekçilikleri tescillenmiş olanları istisna tutabiliriz. Ama milletçe temel insani değerler üzerinde birleşmek zorundayız. Yürütülen kirli siyaset, ne bu ülkeye, ne de yapanlara bir fayda sağlamaz. Çünkü halk bütün çıplaklığı ile görüyor olan biteni.

Diyarbakır’daki anaların feryadı, bütün Türkiye’yi sardı. Küçük çocukları dağa kaldırıp, birer ölüm makinası haline getirerek, insanlık suçu işleyenlerin yüzüne karşı “lanet olsun size” diye bağırıyorlar.

Milletçe bu sese kulak vermek zorundayız!..

Yaşanan gerçekler karşısında siyasi hesaplar ile hareket etmek, sergilenen insanlık suçuna ortak olmaktır. Bu millet, yarın size de “lanet olsun” der, haberiniz olsun!

Emin Pazarcı/Akşam

Cevap Yazın