İmamoğlu yandı!

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu sıkıntılı günler bekliyor. 31 Mart seçimleri öncesi yaptığı konuşmalar ve verdiği taahhütler, başına ciddi iş açtı çünkü!

Hakkında Kamu Denetçiliği Kurumu’na (Ombudsmanlığa) şikâyetler yağıyor…

Kimi, “Üniversitede okuyorum, O’na güvendim” diyor:

“Hani bizlere 400’er lira karşılıksız burs verecekti?”

Kimisi, “Akbil”le ilgili sözlerinin havada kaldığına vurgu yapıp, “Uygulamaya yansıtılmadı, şuna bir el atın” anlamında serzenişlerde bulunuyor.

Kimi de Kamu Denetçiliği Kurumu’ndan işten çıkarmalarla ilgili yardım istiyor.

Vesaire, vesaire…

Kurum, onlardan biri ile ilgili karar verdi bile. Üniversiteli bir gencin 15 Eylül 2019’da yaptığı karşılıksız burs taahhüdü ile ilgili olarak aldığı kararda, tek tek sıraladı:

-Kamu görevlilerinin muhataplarına doğruyu söylemesi;

-Kamu görevlilerinin, bireylerin devlete olan güvenini zedeleyecek davranışlardan kaçınması;

-İdarenin toplum nezdinde dürüst olduğu düşüncesine zarar verecek davranışlarda bulunmaması gerekir.

Ne anlama geliyor bunlar?

İmamoğlu’nun taahhütlerini yerine getirmediği, etik değerler olan “dürüstlük ve güvenilirlik” ilkelerini gözardı ettiği!

Alınan kararda zaten açıkça ifade ediliyor:

“5176 Sayılı Kanun çerçevesinde hazırlanan Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri Hakkındaki Yönetmeliğin ‘Dürüstlük ve Tarafsızlık’ başlıklı 9. Maddesinde, kamu görevlilerinin tüm eylem ve işlemlerinde dürüstlük ilkesi doğrultusunda hareket edeceği hüküm altına alınmıştır.”

Bağlayıcılığı yok, ama bu çok önemli bir karar. Çünkü, CHP, Kamu Denetçiliği Kurumu’nun kararları ile ilgili olarak kendini bağlamış durumda. CHP’nin 2019 Yerel Seçim Bildirgesinde, “Kamu Denetçiliği Kurumu’nun tavsiye kararlarına uyacağız” sözü var.

Merak ediyorum, ne yapacak şimdi CHP?

Verdiği söze uyacak mı, yoksa “Dün dündür, bugün bugündür” mü diyecek? Ya da “Sözü veren CHP, İmamoğlu’nu bağlamaz” türünden bir tavır içine mi girecek?

***

Bu, işin etik, yani ahlaki tarafı; hukuken herhangi bir yaptırımı yok.

Ancak, işin bir de hukuki yanı mevcut. “Haklı beklenti” ya da “meşru beklenti” gibi kavramlar, bizim İdare Hukukumuza girmiş durumda. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 1991 ve 1995’te, Anayasa Mahkemesi’nin de 2010 ve 2011 yıllarında bu yönde verdiği kararlar var. Danıştay’ın da 2006 Yılında aldığı bir karar aynı yönde. Özetle…

Yapılan bir taahhüt, vatandaş üzerinde haklı beklenti oluşturur. İradeciler de verdikleri taahhüdün gereğini yerine getirmek zorundadır. İdare mahkemelerinin bu yönde verdikleri ve başvuru sahiplerini haklı buldukları kararlar var.

Bu çerçevede, İstanbul’da yaşayan bir vatandaş, “haklı beklenti” sebebiyle İdare Mahkemesi’ne başvurabilir. “Taahhütlerine uymadığı” gerekçesi ile İmamoğlu’nu şikâyet edebilir. Geçmiş örneklere, AİHM ve AYM kararlarına bakılırsa, lehine kararlar çıkarabilir. Böylece, Kamu Denetçiliği Kurumu’nun aldığı tavsiye kararına ek olarak, İBB ve İmamoğlu aleyhine hukuki kararlar da verilebilir!

Demek ki…

Türkiye aşiret değil, hukuk devletiymiş! Ülkede vatandaşı koruyan düzenlemeler de varmış!

Emin Pazarcı/Akşam

Cevap Yazın