Eylül Sıcak Geçecek

Öncelikle bir noktanın altını çizelim: ABD, güvenilir bir müttefik değil. Defalarca test ettik ve kabullendik artık durumu. Nitekim Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar,dün açık açık söyledi. “Münbiç ve Rakka’da verilen sözlerle alakalı tecrübelerimiz var. Hiçbirini unutmadık”dedi.

Sadece onlar değil ki! Çekiç-Güç’ün neden kurulduğunu ve “Irak’ın toprak bütünlüğü” vurgusunun ardından, ABD’nin Kuzeyde Bölgesel Yönetimi nasıl oluşturduğunu da unutmamak gerekir!

Şimdi de sözde Suriye’de onlarla birlikte Güvenli Bölgeoluşturuyoruz. Güvenliği tehdit eden en önemli unsur ise, ABD tarafından beslenen, desteklenen PKK-YPGABD hem onlarla ilişkisini devam ettiriyor, hem de Güvenli Bölge oyunu oynuyor. Bir samimiyetten bahsedilebilir mi burada? Bahsedilemez elbette.

ABD, sürekli yaptığı gibi oyalama ve ayak sürme politikasını devam ettiriyor. Bakan Akar, o yüzden beklentilerimizin karşılanmadığına vurgu yararak, B ve C planlarından bahsetti dün.

Aslında, adına ve planı demek ne kadar doğru olur, bilemem. Çünkü Türkiye’nin tek bir planı var. Onu da Cumhurbaşkanı Erdoğan, defalarca açıkladı. PKK’nın uzantısı olan terör örgütü YPG’nin Fırat’ın doğusundan kazınması, Türkiye’nin olmazsa olmazı!

ABD ise tam tersini yapıyor. Terör örgütüne desteği devam ediyor. Üstelik Güvenli Bölgekonusunda tam ve tatmin edici bir anlaşma sağlanmış değil. T.C. Başkanı Erdoğan, kamuoyuna da açıkladı bunu. “Yaşanan gelişmeler, bizim söylediklerimizle Amerika’nın ifade ettiği arasındaki makasın çok açık olduğuna işaret ediyor” dedi.

Demek ki…

Bir mutabakat var, ama Türkiye açısından yeterli olduğu söylenemez. Erdoğan, 450 kilometre uzunluk ve 30 kilometre genişliğinde bir koridordan bahsediyor. ABD bu koridoru daraltmaya çalışıp, farklı telden çalıyor. Türkiye, bölgedeki YPG varlığını büyük bir tehdit ve beka meselesi olarak görüyor. ABD ise bu terör örgütünü Suriye’de vazgeçilmez bir müttefik olarak kabul ediyor.

Bu tablo içinde sağlıklı işleyen ya da işlemesi beklenen bir mutabakattan bahsedilebilir mi?

***

Peki ne olacak?

Ne olacağını birkaç gün önce T.C. Başkanı Erdoğan açıkladı. Hem de son derece kesin ve net bir ifadeyle!

Erdoğan, Amerika’ya güvenimizin kalmadığını bütün dünyaya ilan etti. Bizim olmazsa olmazının, Güvenli Bölge’nin doğrudan Türk askeri tarafından kontrol edilmesi olduğunun altını çizdi. Hatta “Başka bir çözüme rıza göstermeyeceğimizi” dünyaya ilan etti.

Tarih bile verdi:

Eylül sonuna doğru Amerika’da yapılacak BM Genel Kurulu’na işaret etti. Oradaki temaslardan sonuç alınmaması halinde, Milli Savunma Bakanı Akar’ın dün işaret ettiği planların devreye alınacağının altını çizdi.

Bu, ABD’ye rağmen Suriye’de yapılacak bir harekât demek!

Yeterli yığınağımız var. Askerimiz hazır. Gireceğiz ve ABD’nin müttefik olarak gördüğü, destek verdiği terör yapılanmasını söküp atacağız.

Eskiden olsa “ABD ne der” sorusunu tartışırdık. Şimdi ise “Acaba ne yapacak” sorusuna cevap arıyoruz!

Bu son fırsat! ABD, eğer Türkiye’den vazgeçmeyecekse, YGP’yi kazıyıp atmamıza seyirci kalacak. Artık, yok bunun başka bir yolu.

Emin Pazarcı/Akşam

Cevap Yazın