Seçimle Gelen Kayyumla Gider!

Öncelikle bir noktanın altını çizelim: Terör insanlık suçudur. Öyle ya da böyle teröre destek veren ya da terör karşısında sessiz kalan bu suça ortaktır.

Anlaştık mı bu konuda?

Anlaştıksa eğer, bu homurdanmalar neyin nesi? Uzatıp sündürmeye, konuyu çarpıtmaya gerek yok. Diyarbakır, Van ve Mardin belediye başkanları teröre destek verdiler ve görevlerinden alındılar. Seçimle gelmeleri bu çarpıcı gerçeği değiştirir mi? Terörün, masum insanların en temel hakkı olan “yaşama hakkına”kastettiği olgusunun üzerini örter mi?

Bırakın kanuni düzenlemeleri. Vazgeçtik Anayasa’nın emredici hükümlerinden. Terörün önünü kesmek, mazlumun hakkını korumak en temel insanlık görevidir.

Seçimle gelen, seçimle gitmeli; eyvallah.

Ancak…

Seçimle gelip, koltuğunu Kandil’in belirlediği “eş başkana” devreden, terör ve teröristi kutsayan, masumun yaşama hakkına kasteden teröre finans desteği sağlayan, bu milletin evlatlarını uyuşturucu ile zehirleyenlerle kol kola geren, Türkiye düşmanlarının taşeronluğuna soyunan kayyumla gider.

Gitmeli de!..

Çünkü devlet olmak bunu gerektirir. Devletin en temel görevidir bir insanlık suçu olan terörle mücadele!

***

Şimdi kimse “demokrasi”, “sandık” diyerek hikâye anlatmasın…

Hangi demokrasi kendini yok etmek isteyen teröre anlayış gösterir? Hangi sandık sonucu masum insanların arasında bombalar patlatılmasını meşru kılar?

İspanya’nın Batasuna kararı ortada: BASK’ın siyasi kanadı olan Batasuna Partisi, 2003’te İspanya Yüksek Mahkemesi tarafından kapatıldı. Karar, Anayasa Mahkemesi tarafından onandı. Ardından, AİHM’e götüründü. Oradan da “yerindedir” kararı çıktı.

Ne yapmıştı Batasuna?..

BASK’ın terör eylemlerini kınamamıştı. Venezuela’daki BASK yürüyüşüne katılmıştı. Bir de terör örgütü olarak görülen BASK’lılara ödül vermişti.

Hepsi bu kadar. Ama kapatılması alkışlandı!

Şimdi soruyorum: Bizim ülkemizin İspanya, insanımızın da İspanyollar kader değeri yok mu? Orada alkışlanan, burada neden tu-kaka ediliyor?

***

Abdulkadir Aksu, o bölgenin insanı, bu ülkede bakanlık yapmış duayen bir siyasetçi. Bir süre önce Diyarbakır’daydı. Kayyum kararını sordum; “Zaten vatandaş bekliyordu” dedi. Kendisine Diyarbakır’da hep “Buraya ne zaman kayyum gelecek” denildiğini söyledi.

Demek ki vatandaş da olan biteni görüyor ve bekliyordu!

Siyasette ise, vatandaşın gördüklerini görmeyen veya görmek istememekte direnenler var.

Mesela CHP sözcüsü Faik Öztak ve yıllarca PKK avukatlığı yapmış olan İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu. Onlara Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu gibi isimleri de ekleyebiliriz.

Vatandaş kayyum kararını bekliyordu. Peki, onlar bu eleştirel açıklamaları yaparken ne bekliyorlar? Neyi murat ediyorlar?

Beklentileri ne olursa olsun…

Değer mi?

Bu ülke teröre büyük kayıplar verdi. Ana babalar çocuklarını, çocuklar ana babalarını kaybetti. Çevremiz gözünü, kolunu-bacağını kaybetmiş insanlarla dolu. Bir insanlık meselesi ve halen yaşanan dramlarla karşı karşıyayız. Karşımızda da bu tablonun sorumlusu olan bir terör örgütü var.

Siyaset, bu insanlık ayıbını görmemek ise yazıklar olsun…

Emin Pazarcı/Akşam

Cevap Yazın