Doğu Akdeniz ve Çin

Bölgedeki yatırımları dikkate alındığında Çin’in diğer ülkelerle olan ticari ilişkilerinin daha da gelişmiş olduğu gerçeği karşımıza çıkıyor. Bu da Türkiye’yi diğer ülkelere karşı biraz geri planda tutuyor. İki ülke arasında daha da geliştirilecek ve “kazan-kazan” şeklinde Türkiye ve Çin’e katkı yapacak ticari ilişki, bölgedeki dengeyi yüzde 100 olmasa bile önemli oranda ülkemizin lehine dönüştürebilir.

 

ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS-US Geological Survey) tarafından yayımlanan raporda, Kıbrıs, Lübnan, Suriye ve İsrail arasında kalan bölge olan Levant Havzası’nda 3,45 trilyon metreküp (122 trilyon kübik feetlik) doğalgaz ve 1,7 milyar varil petrol bulunduğu yazılmıştı.

Bu tahmin dünyanın en büyük doğalgaz yataklarından birinin Doğu Akdeniz’de bulunduğuna işaret etmişti.

Sonraki araştırmalarla ortaya konan rakamların doğru olması durumunda bu rezervin, Türkiye’nin yaklaşık 572 yıllık, Avrupa’nın ise 30 yıllık doğal gaz ihtiyacını karşılayabilecek seviyede olduğu anlaşılmakta.

Diğer yandan, hem petrolün hem de doğal gazın varlığına işaret ettiği gibi, geleceğin enerji maddesi olarak da ifade edilen gaz hidrat yatakları Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) tespitlerine göre Karadeniz’in yanı sıra Doğu Akdeniz’de de bulunmaktadır.

3 bin kilometrekarelik bir gaz hidrat yatağının ABD’nin 30 yıllık enerji ihtiyacını karşılayabildiği belirtilmektedir.

Bölgedeki Tüm Aktörlerle Temasta

Böyle bir zenginliğin tespit edilmesinin ardından Doğu Akdeniz, dünyadaki tansiyonu en yüksek bölgelerden biri haline geldi. Dünya deniz ticaretinde de önemli yeri olan Doğu Akdeniz, sadece bölge ülkelerinin değil aynı zamanda küresel güçlerin de birbiriyle güç mücadelesi yaptığı bir saha durumunda.

Büyük güçlerin, bölgesel güçlerle birlikte hakimiyet mücadelesi verdiği Doğu Akdeniz’de dünyadaki üç küresel güçten Çin Halk Cumhuriyeti’nin olmadığını düşünmek ise doğru okuma yapılmasını engelleyecektir.

Peki Çin bölgede hangi politikayı izliyor?

Pekin Bölgedeki Tüm
Ülke ve Güçlerle Temasta

Pekin yönetiminin bölgedeki tavrı, dünyanın diğer bölgelerindeki gibi herkesle iyi ilişki kurma şeklinde. Çin, Doğu Akdeniz’de konumunu güçlendirme politikaları çerçevesinde Türkiye ile iyi bir iletişim kurmaya çalışırken öbür yanda ülkemizin gerilim yaşadığı İsrail, Mısır ve Kıbrıslı Rumlarla da ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor.

Pekin yönetimi ayrıca Şam yönetimi ve Filistinlilerle de temas halinde. Yani Pekin, bölgede kendi aralarında kavgalı olan tüm aktörlerle bir şekilde farklı seviyelerde de olsa diyaloğunu korumaya, geliştirmeye çalışıyor.

Çin’in Yöntemi
Askeri Değil Ticari İlişki

Pekin yönetimi, Doğu Akdeniz’deki varlığını güçlendirmek için ABD ve Rusya gibi askeri yöntemler yerine ticari yöntemleri tercih ediyor.

Özellikle askeri olarak ABD’yi tahrik edici faaliyetlerden özenle kaçınırken, ekonomik olarak etki alanını tüm dünyaya yaymaya çalışmakta, barışçıl yollardan dünya okyanus ve denizlerinde hakimiyet kurmaya çalışmakta.

Bu faaliyetler içerisinde en çok dikkat çeken girişim ise, Çin’i Asya, Afrika ve Avrupa ile ekonomik olarak birbirine bağlamayı amaçlayan “Deniz İpek Yolu” projesidir.

İsrail’in Hayfa Limanı
Anlaşması ABD’yi Rahatsız Etti

Çin için Doğu Akdeniz bu projede özel bir öneme sahip. Yunanistan’ın Pire Limanı’nı 2008 yılından beri kullanmakta olan Çinli firmalar, 2015 yılında İsrail ile yapılan 2 milyar dolarlık anlaşma doğrultusunda Hayfa Limanı’nın 25 yıl süreyle işletilmesini de aldı.

Ayrıca, İsrail ile Ashod Limanı’nın kullanımı için de anlaşmaya varıldı. Ancak, Hayfa Limanı ABD donanmasının Doğu Akdeniz’de kullandığı limanlardan biri olduğu için, ABD’nin baskısıyla İsrail, Çin ile yapılan anlaşmaları gözden geçirmeye karar verdi.

İsrail ile Teknoloji İşbirliği

Bu karara rağmen İsrail yönetimi, Çin ile özellikle yüksek teknoloji transferi konusunda yakın işbirliği içinde çalışıyor. Çin’deki hava ve su kirliliğini önleme amacıyla 2030’a kadar yapılacak olan projelere 2,3 trilyon dolar ayıran Çin hükümeti, bu projelerdeki ana ortağını İsrailli firmalar olarak belirlemişti.

İki ülke arasında savunma sanayi alanında da yakın işbirliği mevcut olduğunu söylemek mümkün.

Çin’in Doğalgaz İthalatı
İçin Oluşturduğu Blok

Çin, İsrail için büyüyen bir yüksek teknoloji ve çevre teknolojileri pazarı olurken Doğu Akdeniz havzasında İsrail’in başını çektiği Güney Kıbrıs, Mısır ve İsrail triosu, Çin için doğalgaz ithalatının çeşitlenmesine yardımcı olacak bir blok olmaktadır. (Selim Han Yeniacun, “Çin’in Kuşak Yol projesinde İsrail’in konumu”, Anadolu Ajansı, 6 Eylül 2018)

Özetle, Çin-İsrail ilişkileri ile ilgili şunu vurgulamak gerekiyor: Bir Kuşak Bir Yol Projesi kapsamında İsrail kilit ülke olarak gözüküyor.

Çin – Yunanistan

Çin, Türkiye’nin Doğu Akdeniz mücadelesindeki rakiplerinden Yunanistan ile de ticari ilişkilerini her geçen gün geliştirmekte. Hatta Yunanistan’ı Bir Kuşak Bir Yol Girişimi kapsamında İsrail’in yanında bir diğer kilit bir ülke olarak görüyor.

Örneğin büyük kısmını deniz yoluyla yaptığı Avrupa’ya yönelik ihracatın çıkış noktası olarak Pire Limanı’nı belirledi. 2009 yılında 35 senelik işletme hakkını aldığı limana büyük yatırımlar yapan Çin yönetimi, sayesinde Pire Limanı dünyanın en büyük 30. limanı haline gelecek.

Yunanistan ile Çin arasındaki ilişki, deniz ticareti alanında da kendini gösteriyor. Bugün deniz yoluyla taşınan Çin ürünlerinin yüzde 60’ı Yunan gemileri ile taşınmaktadır. Ticaretinin yüzde 85’ini deniz yoluyla yapan Çin için Yunan gemileri çok önemlidir.

Çinliler Yunanistan’tan
Mülk Almaya Başladı

Bu arada ilginç bir ayrıntı da, Yunanistan’da emlak fiyatları düşmeye devam ederken, 850 Çinli vatandaş 310 milyon dolar değerinde mülk satın alarak iç sınır kontrollerini ortadan kaldıran 26 Avrupa ülkesinde seyahat etmelerine olanak sağlayan ‘Altın Vize’ sahibi oldu. Bir devlet ekonomik kalkınma ajansı olan Enterprise Greece’e göre, Altın Vizeler ile Atina 500 milyon dolardan fazla gelir elde etti.

Yine, yeni dönemde Yunanistan, Pekin’in Asya Altyapısı Yatırım Bankası’na üyelik için başvurdu. Geçen yılın Kasım ayında Atina yönetimi, Çin’in 16 Doğu ve Orta Avrupa ülkeleri ile gerçekleştirdiği yıllık zirvesine bir heyet gönderdi. Mayıs ayında iki ülke yönetimleri, yatırım ve ticaret anlaşmalarına rehberlik etmek için üç yıllık bir eylem planı imzaladı.

Çin’in bu ülkeye yaptığı büyük çaplı yatırımlar, Yunanistan’daki Atlantik sistemi ile daha yakın ilişkileri savunan kesimlerde rahatsızlık yarattı. Yunan basınında sık sık “Yunanistan’da Çin istilası” tarzı haberler artış gösterdi.

Çin- Güney Kıbrıs Rum Kesimi

Yunanistan ile iyi ilişkiler kuran Çin, bu ilişkinin benzerini Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile de geliştirmekte. Rumlar, Doğu Akdeniz’deki yeraltı kaynaklarının paylaşımı konusunda Çin gibi küresel bir gücün kendisini desteklemesini çok önemsemekte. Aslında Rum konusunda düşeceğimiz özet not şu: Çin’in Yunanistan ile ilişkisi olduğu müddetçe Rumlarla da ilişkisi olumlu bir seyir izleyecektir.

Çin- Mısır İlişkileri

Çin’in Doğu Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerle ticari ilişkisini geliştirmeye bir örnek de Mısır.

Özellikle Süveyş Kanalı etrafında ciddi yatırımlar yapan Çin’in bu ülke ile ilişkisi hükümetleri aşan, devletler arası bir ilişki olarak tanımlanabilir. Bu çerçevede yatırımlar günden güne artarak sürüyor.

Yine Çinli Golden Concord Group Limited (GCL) Mısır’da, 2 milyar dolarlık yatırım ile yıllık 5 GW üretim kapasitesine sahip olacak dikey-entegre bir güneş paneli fabrikası kurmak üzere bir mutabakat anlaşması imzaladı.

Bu iletişim, bölgedeki siyasi olaylara da etki yapıyor. Örneğin Mısır’ın, Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’ın bölgedeki etkinliğine karşı kurmaya çalıştığı Arap NATO’su çalışmalarından çekilmesinde, Çin ile iletişiminin güçlenmesinin ciddi bir etki yaptığı belirtiliyor.

Suriye’nin Mimarı Çin Olabilir

Doğu Akdeniz’deki meselenin düğümlendiği ülkelerin başında Suriye geliyor. Suriye’de batı destekli iç karışıklığın başlamasıyla birlikte Pekin yönetimi Beşar Esad’dan yana tavır alarak Şam Yönetimi’ne Rusya ile birlikte uluslararası kamuoyunda arka çıkan bir siyaset izledi.

Çin’in, Suriye yönetimine verdiği desteğin en önemli nedenlerinden biri de Suriye içinde faaliyet yürüten cihatçı Uygur Türklerinin varlığı. Şu an İdlib bölgesinde faaliyet gösteren ve Uygurlar’dan oluşan Türkistan İslam Partisi’nin geleceği Çin’in ulusal güvenliği açısından önemli bir sorun teşkil ediyor.

Hayfa’nın Alternatifi
Lazkiye Limanı mı Olacak?

Bu güvenlik probleminin yanı sıra Çin’in Suriye’ye ile kurduğu ilişki diğer bölge ülkeleriyle kurduğu ilişki gibi ticari temel de yer alıyor. Suriye krizinin başından bu yana Esad yönetimine mali destekte bulunan Çin, “liman siyaseti” olarak nitelendirebileceğimiz politikasını Suriye’de de uygulamak istiyor.

Özellikle İsrail’in Hayfa Limanı ile ilgili anlaşmayı gözden geçirme kararından sonra Suriye’nin Lazkiye Limanı, Pekin yönetiminin ilgi alanına girdi. Suriye’nin altyapı çalışmalarına mali destek sözü veren Çin, Şam yönetimine bu ülkenin telekomünikasyon sistemini 2020 yılına kadar rehabilite etme sözü verdi.

Çin’in Suriye’nin yeniden imarı konusunda en aktif ülkelerden birisi olacağını söylemek, Pekin-Şam ilişkisinin geçmişine bakıldığında çok da hayalci bir tahmin olmayacaktır.

Türkiye-Çin İlişkileri

Gelelim Türkiye ile Çin arasındaki Doğu Akdeniz merkezli iletişime… Doğu Akdeniz’de yalnız bırakılmaya çalışılan Türkiye ile Çin ilişkileri için hayati öneme sahip desek yanılmış olmayız. Ankara’nın Batı dünyası ile yaşadığı gerilimlere paralel olarak Çin ile ilişkilerindeki gelişim dikkat çekici boyuta vardı.

Türkiye’nin
Üçüncü Ticaret Ortağı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Temmuz ayı başında Pekin’e yaptığı ziyarette verilen görüntü de bu gelişimi gözler önüne serdi. Çin ile Türkiye arasındaki ilişkinin en önemli boyutunu ticaret oluşturuyor. Çin, 2018 yılı ticaret verilerine göre Türkiye’nin en büyük üçüncü ticari ortağı konumunda bulunuyor.

Bir Kuşak Bir Yol Girişimi kapsamında birçok Çinli firma Türkiye’de yatırım yapmak için araştırmalar da yapmakta. Yine aynı girişim çerçevesinde Çin mallarını Avrupa’ya ulaştırma açısından Türkiye kritik ülkelerden birisi durumunda.

Olası Gerilim Alanı: Uygurlar

Türkiye-Çin arasında ticari ilişkiler gelişirken sorun teşkil edecek konularda mevcut. Bunların başında Uygur meselesi gelmekte. Ankara geçmişe göre Uygur meselesinde daha iletişime yatkın bir dil kullanırken, özellikle Suriye’deki Uygurların geleceğinin ikili ilişkileri olumsuz etkilememesi için Ankara azami çaba gösteriyor.

Bu çerçevede gelişen ilişkinin Doğu Akdeniz’e yansımalarının olmaması mümkün değil. Sonuçta Türkiye, Doğu Akdeniz’in en önemli ülkelerinin başında geliyor. Yine Batı’ya karşı bir duvar olma özelliği de var. Bu da Çin’in de Türkiye ile, hele ki ABD ile bu kadar gerilim yaşadığı bir dönemde, ilişkilerini güçlendirmesine zemin oluşturuyor.

Türkiye’den
Doğu Akdeniz’de Çin’e Yeşil Işık

Ankara’da Pekin’in Doğu Akdeniz’de işbirliğine soğuk değil. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Temmuz ayı içinde muhabirlerle yaptığı bir sohbette Doğu Akdeniz’de Rusya ve Çin gibi ülkelerle işbirliği olasılığının sorulması üzerine şu yanıtı vermişti:

“Petrol arama-üretim faaliyeti farklı, iletilmesi, taşınması farklı. Bulduktan sonra en kısa yoldan pazara ulaşması lazım. Doğu Akdeniz’deki gazların pazara en yakın, en ekonomik ulaşabileceği yer aslında Türkiye, Anadolu üzerinden ulaşabilir.

Diğer ülkelerle ortak çalışma konusuna gelince, Türkiye Petrolleri bazı şirketlerle zaten görüşme yapıyor, orada belki bazı adımlar da, ortak projeler de geliştirilebilir. Ama şimdiden tabii isimleri açıklamak doğru değil, ama bazı görüşmeleri Türkiye Petrolleri’nin var.”

Özetle Çin açısından Türkiye’de gerek Batı’ya geçiş noktası olması gerekse Doğu Akdeniz gibi önemli bir deniz ticaret yolunu tutması dolayısıyla işbirliği yapılacak önemli bir partner olarak gözüküyor.

Çin Kimseden Vazgeçmez

Bütün bu ilişkiler ağı düşünüldüğünde Doğu Akdeniz’deki yükselen gerilime karşın sürekli sağduyu mesajları yayınlayan Çin’in bu bölgede bir ülke lehine taraf olmasını beklemek çok gerçekçi olmayacaktır. Çin, bütün dünyada olduğu gibi bu bölgede de “kazan-kazan” politikası izlemekte. Yani Doğu Akdeniz için ne Yunanistan’dan, ne de Türkiye’den vazgeçer.

Yapılması Gereken:
Kazan-Kazan Politikası

Ancak bu ülkenin bölgedeki yatırımları dikkate alındığında Çin’in diğer ülkelerle olan ticari ilişkilerinin daha da gelişmiş olduğu gerçeği karşımıza çıkıyor. Bu da Türkiye’yi diğer ülkelere karşı biraz geri planda tutuyor.

İki ülke arasında daha da geliştirilecek ve “kazan-kazan” şeklinde Türkiye ve Çin’e katkı yapacak ticari ilişki, bölgedeki dengeyi yüzde 100 olmasa bile önemli oranda ülkemizin lehine dönüştürebilir.

Bunun için de Türkiye’nin Çin ile ilişkilerine stratejik bir perspektiften bakıp, plan yapması gerektiği gerçeği karşımıza çıkıyor.

Cevap Yazın