Batı Afrika’da Mezhepsel Gerginlik: Nijerya İslami Hareketi

atı Afrika ülkelerinden Nijerya’da bir mahkeme, hükümetin Şii Müslümanların oluşturduğu Nijerya İslami Hareketi’ni (NİH) terör örgütü ilan edebileceği hükmünü verdi. Bunun üzerine ülkedeki tansiyon giderek yükseldi. Nijerya Emniyet Müdürü Muhammed A. Adamu, Şeyh İbrahim Zakzaki liderliğindeki NİH’in ulusal güvenliği ve barışı tehdit etmeye başladığını belirtti. NİH üyelerinin 2015 yılından beri hapiste olan Zakzaki’nin serbest bırakılması için yaptığı gösteriler ise hızla ülkeye yayılıyor.

Bu gelişmeler doğrultusunda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), bahse konu olan örgüte karşı Abuja Hükümeti’nin sergilediği tavrın ne anlama geldiğini değerlendirmek üzere alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinden alınan görüşleri dikkatlerinize sunmaktadır.

Dr. Öğr. Üyesi Ceren GÜRSELER (Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler)

NİH’in terör örgütü olarak ilan edilebileceğini belirten mahkeme kararının farklı açılardan değerlendirilebileceğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Ceren Gürseler, yaşanan gelişmenin Nijerya’daki dengelerin yanı sıra ülkenin İran’la ilişkilerini de etkileyebileceğini ifade etti. Gürseler, “İç siyaset bakımından yapılabilecek yorumları çeşitli başlıklar altında toplamak mümkündür. Konunun siyasi, hukuki ve güvenlik boyutu bulunmaktadır. NİH’in terör örgütü olarak ilan edilmesi, Abuja’nın örgüt üzerindeki baskısının artmasının ve örgütün hareket imkânının sınırlanmasının bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Abuja’dan yapılan açıklamalarda, devletin egemenliğinin ve anayasasının korunacağının ve bunlara herhangi bir karşı çıkışın kabul edilemeyeceğinin altı çizilmektedir. Son dönemde NİH üyeleri ve taraftarları tarafından başkentte protesto gösterileri düzenlenmiş ve çıkan şiddet olaylarında çok sayıda insan hayatını kaybetmiştir. Mahkeme kararının ardından gösteriler yasadışı kabul edilecek ve yasak kapsamına alınacaktır. Dolayısıyla bu hukuki adımın ülkedeki protesto gösterilerinden ve çatışmalardan sonra atılması düşündürücüdür.” şeklinde değerlendirdi.

NİH’in terör örgütü olarak ilan edilmesinin, sorunların kısa veya orta vadede çözüleceği anlamına gelmeyeceğini belirten Gürseler, “Bahsi geçen örgüt, gösteri ve faaliyetlerine devam edebilir. Zaten örgüt de varlığını sürdürmekte kararlı olduğunu göstermektedir. Bu nedenle de ülkedeki gerginliğin artarak devam edeceği düşünülmektedir. Diğer yandan terör örgütü olarak kabul edilip faaliyetlerinin sınırlandırılması, örgütün yeraltına inmesine neden olabilir. Nijerya’da, terörizmin hâlihazırda istikrarı tehdit etmesi de NİH’e dair değerlendirmelerde ele alınması gereken bir diğer başlıktır. Çünkü terör örgütü Boko Haram, ülkedeki vahşi eylemlerine devam etmektedir. NİH de Boko Haram gibi Nijerya’nın kuzeyinde etkilidir. NİH’in Boko Haram’dan etkilenmesi, iki örgütün işbirliği yapma ihtimalini de gündeme getirebilir. Ancak NİH şiddete başvurmayacaklarını açıklayarak bu ihtimale en azından şimdilik uzak durduğunu göstermektedir.” açıklamasında bulundu.

Konunun hukuki boyutunun ise tartışmalı olduğunu ifade eden Gürseler, “Mevcut dönemde gözaltında olan NİH Lideri Zakzaki’nin serbest bırakılmasına dair mahkeme kararı bulunmasına rağmen bu isim serbest bırakılmamıştır. NİH’in terör örgütü olarak ilan edilmesiyle birlikte Zakzaki’nin serbest bırakılmamasının hukuki gerekçesi elde edilmiş olabilir. Diğer yandan bu tartışmalı tutum, NİH tarafından gündeme getirilip Abuja’ya karşı avantaj kazanılması hedeflenebilir.” diye konuştu. Konunun dini boyutuna da değinen Gürseler, “Şii-Sünni kesim arasında gerginlik öne çıkmaktadır. Örneğin alınan son kararla örgüt, devletin Şiilerin faaliyetlerine yasak getirdiğini öne sürmektedir. Örgüt, bu söylemi ileride de kullanılabilir. Abuja ise sadece NİH’in faaliyetlerinin yasaklandığına dikkat çekmektedir. Nijerya’da Müslüman nüfusun çoğunluğunu Sünniler oluşturmaktadır. Ancak Afrika’da en fazla Şii nüfusun Nijerya’da bulunması konunun önemini göstermektedir.” şeklinde konuştu.

Konunun İran boyutuna da dikkat çeken Gürseler, “NİH, Şii bir örgüttür. İran yanlısı olarak ifade edilen örgüt, İran İslam Devrimi’nden etkilenmiştir. İran’dakine benzer bir siyasal İslam yapılanmasının Nijerya’da gerçekleşmesini hedeflemektedir. Ayrıca örgütün Tahran tarafından desteklendiğine dair yorumlar da yapılmaktadır. Son olaylarda İran Dışişleri Bakanlığı, şiddet olaylarından endişe duyulduğunu kaydederken; Zakzaki’nin serbest bırakılması ve gerekli tedavilerinin yapılması çağrılarını yinelemiştir. Tahran, Şii nüfusa baskı yapılmaması konusunda çeşitli söylemlerde bulunabilir. Bu sebeple İran’ın Afrika’daki faaliyetlerine, özellikle de Şii kesim üzerindeki etkisine, yönelik tartışmalar yaşanabilir. Tahran’ın ülkelerin içişlerine karıştığı iddiaları yüksek sesle dile getirilebilir.” yorumunda bulundu.

Hem İran’dan teknolojik destek almaya çalışan Nijerya’nın hem de Afrika’daki varlığını artırmak isteyen İran’ın gerginliği düşük seviyede tutmaya çalışabileceğini ifade eden Gürseler, “Nijerya-İran ilişkilerine bakıldığında, birtakım işbirliği girişimlerinin bulunduğu görülmektedir. Enerji ve terörizmle mücadele gibi alanlarda ilişkiler geliştirilmeye çalışılmaktadır. Öte yandan Ortadoğu’da Tahran-Riyad rekabetinin de ikili ilişkilere yansıdığını söylemek mümkündür. Nijerya, Suudi Arabistan’la ilişkilerine son derece önem vermektedir. Nijerya, 2015 yılında Suudi Arabistan öncülüğünde kurulan Terörizmle Mücadele İslam Askeri Koalisyonu’nun üyeleri arasında yer almaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

Dr. Öğr. Üyesi Mürsel Bayram (Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi-Doğu ve Afrika Araştırmaları Enstitüsü Afrika Çalışmaları Ana Bilim Dalı)

Afrika’nın en kalabalık ülkesi ve en büyük ekonomisi konumundaki Nijerya’nın bölgesel güç statüsünü zaafa uğratacak birçok problemle yüzleştiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Mürsel Bayram, “Ülkede Boko Haram terör örgütünün ortaya çıkışına neden olan sosyal problemler çözülmeyi beklerken yeni bir radikalleşme sürecinin taşları döşenmektedir. Zira Nijerya Federal Hükümeti, Boko Haram’ın radikalleşmesine giden süreçte izlediği sert politikaların bir benzerini şimdi de Şii NİH’e karşı uygulamaktadır. Hatırlanacağı üzere Nijerya güvenlik birimleri, Boko Haram’la mücadelede zaman zaman orantısız güç kullanarak örgütün taraftar kazanmasına dolaylı biçimde zemin hazırlamıştır. Aynı şekilde Abuja’nın NİH’in faaliyetlerine de güvenlik odaklı orantısız bir karşılık verdiği görülmektedir.” şeklinde konuştu.

Ülkedeki çatışmaların daha da derinleşebileceğine dikkat çeken Bayram, “Zakzaki’nin mahkûmluğunu sona erdiren mahkeme kararına rağmen 2015’ten bu yana tutukluluk hali devam etmektedir. Bu duruma tepki olarak gelişen protestoların salt polisiye tedbirlerle önlenmeye çalışılması ve Abuja’daki federal mahkemenin hükümete NİH’i ‘terör örgütü’ olarak tanıma izni vermesi, ülkenin en etkili dinî azınlıklarından biri olan Şiilerin daha radikal eylemler gerçekleştirmelerine zemin hazırlayabilir.” yorumunu yaptı.

Bu süreçte sadece Nijerya Hükümeti’nin değil de bölge dışı aktörlerin yaklaşımlarının belirleyici olduğunu belirten Bayram, “Bölge dışı aktörlerin başında Suudi Arabistan ve İran gelmektedir. Mezhepsel kimliklerini araçsallaştıran bu iki devletin Ortadoğu’daki bölgesel güç mücadelesi, artık Afrika’da da ciddi biçimde hissedilmektedir. Mezhep temelli çatışma örüntüsünde, artan Çin nüfuzuna karşı Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere ve Fransa’nın da müdahil olduğu bir küresel rekabetin ve Nijerya ile bölgesel rekabet halinde olan aktörlerin (özellikle Güney Afrika Cumhuriyeti ve Mısır) etkileri de tartışılmalıdır. Nijerya Hükümeti, NİH Sorunu’nu henüz başlangıç aşamasında demokratik yollardan çözüme kavuşturması halinde, bahsedilen müdahalelere açık hale gelmekten kurtulup daha istikrarlı bir bölgesel güce dönüşebilir.” sözlerini sarf etti.

Tirab Abbkar TİRAB (Güvenlik Stratejileri Uzmanı)

Olayların tarihsel boyutuna vurgu yapan Tirab Abbkar Tirab, “Nijerya’daki Şii varlığın tarihsel sürecini iyi analiz etmek gerekmektedir. Zira 1980 yılına kadar Nijerya’da Şii varlığı bulunmamaktaydı. 1980 yılından sonra, özellikle de İran’ın Şiiliği yayma stratejisine Afrika’yı dâhil etmesiyle birlikte, Sünni Müslüman olan Nijerya toplumunda hızlı bir şekilde Şii birey ve gruplar ortaya çıkmaya başlamıştır. Günümüzde ise ülkede yaklaşık üç milyon Şii olduğu bilinmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Tirab, “İran’ın yapmış olduğu bu hamle, Suudi Arabistan’ın dikkatini, doğal zenginlikleri ve Müslüman nüfusuyla İslam Dünyası için çok büyük önem taşıyan Nijerya’ya çekmiştir. Dolayısıyla Ortadoğu’daki Suudi Arabistan-İran rekabeti, Afrika’ya taşınmıştır. Nitekim İran’ın NİH’e açık destek verdiği ve hatta bugün İran tarafından finanse edildiği düşünülen NİH’e ait bir radyo kanalının olduğu da bilinmektedir.” diye konuştu.

Son günlerde Nijerya’da yaşananların, mevzubahis örgüte destek verenlerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade eden Tirab, “Bahse konu olan gerginlik ve ona bağlı olarak bölgede tezahür eden şiddet eylemleri, Abuja Hükümeti’ni örgüte karşı sert güvenlik önlemleri almaya itmiştir. NİH, terör örgütü olarak ilan edilmesinin yanı sıra ülkenin ulusal güvenliğini de tehdit eden çok riskli örgütler kategorisine dâhil edilmiştir.” yorumunda bulundu.

Tirab, “Tüm bunlar değerlendirildiğinde, mahkeme kararına rağmen 2015 yılından beri gözaltında olan örgüt lideri Zakzaki’nin serbest bırakılması düşük bir ihtimaldir. Zaten NİH’in üst düzey liderlerinden olan Dan Yahya Dahero’nun açıklamaları da gösterilerin uzun süre devam edeceğini göstermektedir. Çünkü Dahero, sert bir dil kullanarak hükümeti eleştirmiş ve liderleri serbest kalana kadar sokaklarda olacaklarını açıklamıştır. Bu durum, ülkeyi çıkmaza sürükleyecek ve daha fazla şiddet ve çatışmaya neden olacaktır.” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Numan HAZAR (Emekli Büyükelçi)

Nijerya’nın çok hassas bir durumda olduğunu ifade eden Emekli Büyükelçi Numan Hazar, “Ülke nüfusunun yarısı Müslümanlardan; diğer yarısı ise Müslüman olmayanlardan oluşmaktadır. Dolayısıyla laik bir anayasaya sahip olan Nijerya’da Boko Haram Örgütü’nün faaliyetleri de dâhil olmak üzere teröre varan İslamcı radikal hareketler hiçbir zaman hoş karşılanmamaktadır. Bu nedenle de Abuja Hükümeti’nin aldığı NİH kararı doğal karşılanmalıdır.” şeklinde yorumladı.

Nijerya’da yaşananların, uluslararası terörün ülkedeki yansıması olduğunu belirten Hazar, “Ülkede faaliyet gösteren örgütlerin kaynaklarının yurtdışından sağlandığı bilinmektedir. Bu yüzden de örgütlerin faaliyetleri, uluslararası terörizm olarak nitelendirilmektedir. Abuja’nın uluslararası terörle mücadelede NİH’in faaliyetlerini kısıtlaması, ülkenin güvenliği açısından gerekli görülmüştür. Nijerya’nın sosyal ve siyasi yapısı bakımından tehlikeli olarak görülen hareketler, güvenlik politikaları aracılığıyla etkisiz hale getirilmeye çalışılmaktadır.” ifadesini kullandı.

Ülkede yaşananların dini boyutuna da değinen Hazar, “Nijerya’daki Şii-Sünni ayrımı; Ortadoğu’daki ayrım kadar keskin değildir. İran’daki Müslümanlık ile Afrika’daki Müslümanlık birbirine karıştırılmamalıdır. Nijerya’daki Müslümanlık, çok daha liberaldir. Buradaki kabile bağları çok güçlüdür. Ülkenin kuzeyinde diğer bölgelere göre daha katı bir Müslümanlık olduğu bilinmektedir. Buradaki Müslümanlar Sünni’dir; fakat Şiilerle aralarında bir uçurum da yoktur.” şeklinde konuştu.

Bülent ERANDAÇ (Gazeteci)

Nijerya’daki gelişmelerin geniş bir çerçeveden ele alınması gerektiğini belirten Gazeteci Bülent Erandaç, “Bölgede yaşananlar, küresel güçlerin Afrika üzerinden gerçekleştirmeye çalıştığı politikaların bir yansımasıdır. Nijerya, petrol zengini bir ülkedir. Petrol olan her yerde ABD’yi ve İngiltere’yi görmeniz mümkündür. Bölgede oynanan tüm oyunlar Batı’nın tezgâhıdır. Batı’yı analiz etmeden Afrika’yı anlamamız mümkün değildir.” ifadelerini kullandı.

Büyük güçlerin bölgede var olan örgütler aracılığıyla Nijerya’da kaos çıkarttığını söyleyen Erandaç, “Batı, milli ve dini unsurları öne sürerek ortalığı sürekli karıştırmaktadır. Eğer bir örgüt, Şii-Sünni karşılaştırmasına tabii tutuluyorsa, orada büyük güçlerin bulunduğu kesin olarak söylenebilir. Küresel güçlerin tek amacı ekonomik hegemonyalarının varlığını hissettirmektir. Birçok örgütün felsefesi kurtuluş mücadelesidir; fakat kaynaklarının nereden sağlandığına bakıldığında karşımıza yine Batı çıkmaktadır. Nijerya’da yaşananlar da aynı senaryoya sahiptir.” dedi.

ankasam.org

Cevap Yazın