Tropik Ormanda Tek Başıma Vahşi Fille KArşılaşmak

Aslında amacım tropik orman içinde konakladığım bu yerdeki ilginç ağaçları ve kuşları incelemek ve videolarını çekmekti. Kaldığım ağaç ev sitenin en köşesindeydi ve hemen bitişiği tropik ormandı. Sabah 6 gibi dışarı çıktım ve muhteşem kuş sesleri eşliğinde site içindeki ağaçları inceledim ama bu beni kesmedi. Gözüm bitişikteki ormandaydı. Kapıdan dolaşamazdım, görevliler ormana girmeye izin vermezlerdi. Etraf da telle çevrili idi. Köşeye yakın bir yerde tellerde açıklık gördüm ve hemen yan tarafa geçtim. İlerde yine teller vardı onu da geçtim. Artık hiçbir yerleşimin olmadığı tropik ormandaydım.

Dün yolda gelirken zaman zaman elektrik verilmiş çitler görmüştüm. Şoföre bunlar ne diye sorduğumda fillerin yerleşim yerlerine gelmemesi için önlem demişti. Yakında milli park vardı ve kurak mevsimde, yani bu aylarda filler zaman zaman, milli parktan yerleşim yerlerine gelerek tehlikeli olabiliyorlarmış. İnsanları ormana girmemeleri hususunda sürekli uyarıyorlarmış.

Ben artık ormandaydım ve elimde video kameramdan başka bir şey yoktu. İlerledikçe cesaretim ve heyecanım artıyordu. Önce eski bir fil dışkısı gördüm, heyecanım arttı tabi. Neyse ki eskiydi ve bulunduğum yer etrafı görebileceğim noktadaydı ve ortam sakindi. Devam ettim ve dev ağaçların, çalılıkların, sarmaşıkların, sazlıkların bulunduğu bölüme girdim. Çevreyi görmek zorlaşıyordu ve sadece hayvan patikalarından yürüyebiliyordum. Bir taraftan da video kaydı alıyordum. Birden önümdeki sarmaşıkların arasından iki hayvan kaçışı duydum. Domuz ya da ceylan tür hayvan olmalıydı. Kaçtıklarına göre problem değil dedim.

Bilmediğim bir yerde hem de vahşi hayvanların olduğu tropik ormanda, üstelik korumasız ve tek başıma… Cesaretime hayrandım doğrusu… Devam ettim, bir taraftan da geldiğim yönü ve yerleri aklımda tutmaya çalışıyordum. Takip ettiğim patikada birden taze fil gübresi gördüm. İşte o an, korku ve merakın zirve yaptığı andı. Hangisi galip gelecekti; ben de merak ediyordum. Merakım galip gelmişti ve ormanda devam etmeye karar verdim. Korku katsayım yükselse de devam ediyordum.

Yürürken önümde dal ve ağaç çatırtıları geldi. Kesinlikle fil olmalıydı. Dönmek ve ilerlemek arasında yine kararsız kaldım ama sonuçta yine merakım galip geldi. Yine dev ağaçlarında altındaki sarmaşıkların ve çalılıkların arasından ilerledim. Artık vahşi fille aramda çalılık türü bir ağaç vardı. Hemen kamerayı çalıştırdım ve ağaç dalları arasındaki filin video kaydını yapmaya başladım. Aramızda 4-5 metre ya da daha az mesafe vardı. İşte on an kalp atışlarımın zirve yaptığı andı. Birkaç metre ötemde, beni sinek gibi ezebilecek olan dünyanın en ağır hayvanı vardı ve üstelik vahşi idi. İnanılacak gibi değildi.

Bir taraftan da tehlike durumunda kaçacağım rotayı ya da tırmanacağım ağaçları hesap ediyordum. Dalların arasından görüntülemek beni tatmin etmedi . Benimkisi ne cesaretse; çalılığın etrafını dolaşıp biraz daha yaklaşarak daha net video çekmek istedim. Tam da fili yandan görebilecek şekle gelmiş ve video kameramı açıyordum ki , bastığım bir dalın kırılmasıyla çıkan çatırtı sesi fili ürküttü ve ardına bakmadan dalları ve çalılıkları kırarak hızla kaçmaya başladı. Tabi ben de… O koskoca hayvanın bu kadar seri hareket edip bu kadar hızlı koşabileceğini hiç düşünemezdim. O ortamdan biraz uzaklaştıktan sonra kendimi toparladım ama bu defa peşinden takip etme cesaretini kendimde göremedim, dönüşe karar verdim.

Heyecandan geldiğim rotayı karıştırdım ve kaldığım tesis yerine kulübe gibi bir yere geldim. Her ne kadar köpekler havlayarak üzerime doğru gelseler de fazla yaklaşmadılar. Biri çıksa da kaldığım yeri sorsam dedim ama ortalıkta kimse görünmedi. Aramaya devam ettim… Neyse ki kaldığım yer yakınmış ve tellerden atlayarak ağaç evime geldim.. Kalp atışlarımın yavaşlaması zaman alsa da, artık korku ve endişenin yerini artık tatlı bir heyecan almıştı.

01-7-2019 Sigiriya, SRİ LANKA
Prof. Dr. Bahattin Yaman

Cevap Yazın