“İslâmilik İndeksi” Nedir?

2010 yılında George Washington Üniversitesi’nden İran kökenli Hossein Askari ve Scheherazade S. Rehman uluslararası akademik bir dergi olan Global Economy Journal’de, “Ekonomik İslâmilik İndeksi” (An Economic Islamicity Index) ve “İslam Ülkeleri Ne Kadar İslami?” (How Islamic are Islamic Countries?) başlıklı iki makale yayımladılar. Müellifler, belirledikleri “İslâmilik” kıstaslarına göre Müslüman-gayrimüslim ayrımı yapmadan bütün ülkeleri sıraladılar.

İslâm’ın inanç ve ibadet ile helâl ve harama dair hükümleri dikkate almayan indeks, “ekonomi, hukuk ve yönetim, insan hakları ve siyasi haklar ile uluslararası ilişkiler” alanlarında belirlediği ölçülere göre ülkeleri değerlendiriyor.

“Doğrudan Kur’an’a müracaat” yöntemine göre yaptıkları çalışma neticesinde yazarlar, hâlihazırda yürürlükte olan Batı merkezli hâkim küresel medeniyetin değerlerinin, Kur’an-ı Kerim’in iktisat, haklar ve yönetim alanındaki ilkeleriyle örtüştüğü sonucuna ulaşmışlar. Doğrusu biyografilerine bakıldığında, üstlendikleri görevlerle küresel ekonomi ve finans sisteminin tam da merkezinde yer alan yazarların, indeksin gayelerini açıklarken kullandıkları ifadeler, onların akademisyenden ziyade küresel sistemin misyoneri olduklarını akla getiriyor. (bkz.: http://www.yorungedergi.com/2019/05/islamilik-indeksi-ne-kadar-islami/)

İki makale ile başlayan “İslâmilik İndeksi”, sonraki yıllarda Amerika merkezli bir web sitesi (http://islamicity-index.org/wp/) ve Müslüman ülkelerde de temsilcileri bulunan “İslâmilik Vakfı”yla kurumsallaşma yoluna gitmiş ve 2015 yılından itibaren her yıl “İslâmilik İndeksi” yayınlamaya başlamıştır.

2018 yılı değerlendirme raporuna göre, 15 Mart’ta iki camiye düzenlenen saldırılarda özellikle Türkleri hedef alan mesajlar eşliğinde 51 Müslümanın katledildiği Yeni Zelanda ilk sırayı almış. Daha sonra sırasıyla; “İsveç, Hollanda, İzlanda, İsviçre, İrlanda, Danimarka, Kanada, Avustralya ve Norveç”, “en İslâmî” 10 ülke olarak sıralanmış; İngiltere 16., Amerika 23., Fransa 24., İsrail 39. sırada yer almış. Aynı rapora göre Birleşik Arap Emirlikleri (45), Arnavutluk (46), Malezya (47) ve Katar (48) en üst sıralarda yer alan “Müslüman ülkeler” olmuş. Türkiye ise genel indekste 153 ülke arasında 95. sıraya yerleştirilmiş.

Ülkemizde farklı kesimlerce akademi, medya, siyaset gibi farklı mecralarda yoğun olarak gündeme gelmesi üzerine 2018 yılının Ağustos ayında Yörünge Dergisi’nde “İslâmîlik İndeksi Ne Kadar İslâmî” (http://www.yorungedergi.com/2019/05/islamilik-indeksi-ne-kadar-islami/) başlıklı bir yazı kaleme almış ve orada ne İslâmî ne de bilimsel bir kıymeti de olmadığı ve “küresel bir projeye” dönüştüğü kanaatine vardığımız indeksle ilgili bir öngörüde bulunarak şu ifadelere yer vermiş idik: “Öyle görünüyor ki önümüzdeki yıllarda bu ‘indeks’in adını daha ziyade duyacağız.”

Geçtiğimiz Mayıs ayında aynı kurum, 2018 yılı raporuyla ülke sıralamalarını açıklayınca, konu ile ilgili tartışma ve değerlendirmelerin yeniden yoğun olarak gündeme gelmesi sebebiyle konuya dair bu ikinci yazıyı kaleme aldık. İlk yazının devamı olarak da okunabilecek bu yazıda, daha ziyade “İslâmilik İndeksi”nin ve Türkiye’de özellikle muhafazakâr camiada bu indekse dair bazı tasavvurların yaslandığı itikadi, felsefi, tarihi ve siyasi zemini tasvire ve değerlendirmeye gayret ettik.

Öncelikle “İslâmîlik İndeksi”nden hareketle kendimizi sorgulamamızı tavsiye edenlerin ısrarla gözden kaçırdıkları bir hususa dikkat çekmek isteriz. Bu indeksin meşruiyetini sorgulamak, günümüzde Müslümanların iyi durumda olduğunu savunmak manasına gelmemektedir. Burada tartışmanın mihverini teşkil eden husus indekse yüklediğimiz anlam ve modern Batı değerlerine dair tasavvurumuz ile bu bağlamda meselelerimizi teşhis ve tedavi önerilerimizin mahiyetidir.

Doç. Dr. Muhammet ALTAYTAŞ

Trakya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

Cevap Yazın