Ergenekon Vardı

Ergenekon yeniden davasına bakan mahkeme; savcının, ‘böyle bir örgütün varlığının ispat edilememiş olması’ nedeniyle sanıkların beraatı ve davanın düşürülmesi mütalaasını kabul etti ve bu yönde karar verdi. Yargının kararına bir diyeceğim yok. Ellerindeki belgelere göre karar verdiler. Ama ben bu kararın gerçeği ortaya çıkarmadığı kanısındayım.

Kan davası peşinde değilim. Davanın sanıkları çok acılar çekti. İçlerinden hiç suçu olmadığı halde zarar görenler de olmuştur mutlaka. Zaten gerçekten suçlu olanlar da yeterince ceza çekti kanısındayım. En önemlisi artık, darbeye heves edecek güçleri de arzuları da kalmamıştır. Son darbeye yeltenen FETÖ cülerin de bu tür bir pişmanlık içinde olduğunu sanıyorum. Artık öyle kolay kolay kimse darbeciliğe meyil edemez. Pabucun bağlı olduğu anlaşılmıştır sanıyorum. Ülkemizdeki bürün darbeleri görmüş biri olarak bu varılan noktanın çok önemli bir kazanım olduğunu düşünürüm.

Ergenekon diye bir örgüt olmayabilir. Hatta bir ‘örgüt’ de olmayabilir. Ama bir darbe ruhunun silahlı kuvvetlerimiz içine 27 Mayısla birlikte yuvalandığı, ancak yıllar sonra bu anlayışa karşı amansız bir mücadele verilerek defedilebildiği de bir gerçek. Batı Çalışma grupları, andıçlar, demokrasiye balans ayarları, Cumhuriyet mitingleri, ordu göreve çağrıları, bakanlara dirsek atan, Milli Güvenlik Kurullarında Başbakan azarlama hakkını kendinde bulan subaylar da gerçekti. Hele hele bizzat başbakanın ve bazı bakanların adlarının kullanıldığı, toplananların hangi stadyumlara götürüleceği, siyasilerin nerelerde alıkonulacağının belirtildiği ‘plan seminerleri’ de gerçekti.

Ordu içinden darbeci zihniyetin tasfiyesine çanak tutan CIA idi. Çünkü gladyonun o kolu eskimiş, çok yıpranmıştı. Bunları tasfiye edip yerine 40 yıldır hazırladıkları yenisini, ‘dinler arası diyalog’ adı altında İslami görünüm gösterenini geçirmek istiyorlardı. Ama ben, çok kişinin, hatta hemen herkesin, inandığı gibi gladyonun tasfiye ediliyor olduğuna inandım. Ordu içinde çok çeşitli cuntaların olduğu, kimilerinin bozulup yerine başkalarının kurulduğu eskiden beri bilinir. Sanki bu bir gelenek gibi yerleşmişti silahlı kuvvetler içine.

Belgeler bavulla Amerika’dan gelmişti. Taraf gazetesinde Mehmet Baransu’ya teslim edildi. Dava süreçleri böyle başladı ve gözden çıkarılmış cuntaların elemanları görevlerinden tart edilmeye başlandı. Bir kısmı tutuklandı. Onların yerlerine, terfi aşamasına gelmiş FETÖ cüler yükseldi. Böylece aynı zamanda 15 Temmuzun da hazırlıkları yapılmış oluyordu.

Kamuoyu genelde, darbeciliğin temizlendiğine inandı. Fakat bu arada kendi önlerindeki engelleri temizlemeye ahdetmiş FETÖ, her türlü bel altı yöntemi de uyguladı. Şimdi davaların bozulup beraat kararlarını verilmesinde FETÖ nün bu kural dışı uygulamalarının etkisi büyüktür. Davalar bunlara dayanılarak düşürülüyor. Ama bu durum bire bir gerçeğe karşılık gelmiyor. İşin diğer yanı, artık kamu vicdanının tartışmayacağı bir noktaya gelinmiş olmasından dolayı göz ardı ediliyor.

Bu durumdan darbeden medet ummuş hatta hala ummakta olan bazı siyasetçilerin yapmaya çalıştığı gibi hiç bir şey olmamış, her şey yalan üzerine kurulmuş sonucu çıkarılamaz. Onlar, ‘fıtratlarının’ gereğini yapıyorlar. Belki yeniden o eski günlere, askerlerin siyasetçilere ayar verdiği, darbelere çanak tutan parlamenter sisteme dönülür umuyorlar. Evet yalanlar olmuş. Ama her şey değil. Artık bunun üzerini de fazla kaşımakta ülke açısından bir yarar yok. Kimseye siyasi rant da sağlamaz ya da kaybettirmez. Zaten bütün bunlar en anlaşılır biçimde zaman içinde ortaya çıktı. Herkesin niyeti belli olduktan sonra. Başka türlüsü de olamazdı. Darbeci zihniyetin her türlüsünün ordu içinden ayıklanması için bu yaşananların yaşanması gerekmişti. Vesayet sisteminin yıkılması öyle kolay olmamıştır.
Firuz Türker

Cevap Yazın