Editörden Temmuz 2019

Adalet mi Mülkün Temeli Yoksa Mülk mü Adaletin Temeli?

“Adalet mülkün temelidir” sözü, devletin ideolojisinin temel unsurudur. Adaletin nasıl sağlanacağını ve devletin varlığıyla olan ilgisini anlatır.

“El adlü esasül mülk” sözünün kısmen Türkçeleştirilmiş şeklidir.

Günümüz yorumunda bu ifade, “hukuku hukuk yapan iktidardır, iktidarı meşru kılan hukuktur” sözüyle uygulanmalıdır.

Buradaki mülk, mal anlamına değil egemenlik anlamına gelir.

Şöyle şematize ederek izah edelim:

Asker olmadan devlet ya da mülk(egemenlik) olmaz. Asker olması için para(servet) gerekir. Para, vatandaşlardan toplanır. Uyruklar ancak adaletle refaha kavuşabilirler.

Sonuç olarak, adalet olmadan devlet olmaz. Yani adalet mülkün temelidir.

Bu esaslı cümle, Müslümanların ikinci halifesi Hz.Ömer’e nispet edilir ve Hz. Ömer’in en çok riâyet ettiği husûsun adalet olduğu belirtilir.

Rivayet odur ki; halifeliği döneminde bir gün Rum Elçi yanında bir sürü muhâfız ile beraber Hz. Ömer’i ziyarete gelir. Fakat kendisi, makamında değildir.

Derler ki “Emîril-müminîn bu saatte öğle uykusuna falan yerdeki ağacın altına gider.”

Elçi muhafızları ile berâber tarif edilen yere gider. Hz. Ömer gerçekten de ağacın altına kıvrılmış tek başına kestirmektedir. Yanına yaklaşırlar.

Hz Ömer doğrulunca Elçi şöyle der, “Ey Ömer, adalete riâyet ettin, kimsenin hakkını yemedin, muhafızın olmaksızın geziyorsun, bir de bizim şu hâlimize bak!”

Buraya kadar yazdıklarımız çağdaş ve güçlü bir devlette olması gereken unsurlardır. Bir de çağ dışında kalmış bir devlette bu sözü şöyle örneklendirebiliriz:

“Adaletin temeli mülktür” yani mülkün yok ise adaletten medet bekleme ya da istersen bekle. Mahkeme harcı yatırmaya gittiğin zaman anlaşılır ne demek istediğimiz. Paran yoksa hakkını bile arayamazsın.

Hard kapitalizm dedikleri böyle bir şey olsa gerek. Yeni tasarlanan Yargı Reformu, adalet mefhumunu mülkün esası haline getirmeyi hedef almalıdır.

Adalet bir ülkenin en büyük sermayesidir. Bizim gibi sırtımızı dayayabileceğimiz doğal kaynakları kısıtlı olan ülkelerin beynelmilel âlemde saygın bir yerinin olması ancak adaleti tam anlamıyla ikame etmeleriyle mümkündür.

Türkiye Cumhuriyeti olarak adalet duygusunun içini boşaltarak sonsuza kadar yaşamamız mümkün değildir.

Bu ülke daha uzun yıllar ayakta kalacaksa ki öyle inanıyoruz; bu, adaletle mümkün olabilir.

Adaletin yerli yerine oturmadığı düzenlerde kargaşa, anarşi ve kaos ortamı ülkeye hakim olur. Böyle bir düzenin ilelebet payidar olması da elbette düşünülemez.

Devlet ya da millet hepimizin olmazsa olmazı adil olmaktır.

Cevap Yazın