Takipteki Alacaklardaki Aşırı Artışın Sonuçları

Bu noktada Türkiye’de faaliyet gösteren 3 kamu sermayeli mevduat bankası, 8 özel sermayeli mevduat bankası ve 10 Türkiye’de kurulmuş yabancı sermayeli mevduat bankası olmak üzere toplam 21 önemli bankanın takipteki kredi oranlarında son dönemde az da olsa bir yükselme oldu.

Banka SayısıTürkiye Kurulmuş Olan Banka SayılarıYurtiçi Şube SayısıYurtdışı Şube Sayısı
   
3      Kamusal Sermayeli Mevduat Bankaları367832
1Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası A.Ş.174123
2Türkiye Halk Bankası A.Ş.9896
3Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.9483
9      Özel Sermayeli Mevduat Bankaları389028
4Adabank A.Ş.10
5Akbank T.A.Ş.7771
6Anadolubank  A.Ş.1130
7Fibabanka A.Ş.690
8Şekerbank T.A.Ş.2730
9Turkish Bank A.Ş.120
10Türk Ekonomi Bankası A.Ş.4924
11Türkiye İş Bankası A.Ş.130022
12Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.8531
16         Türkiye´de Kurulmuş Yabancı Sermayeli Bankalar268910
13Alternatifbank A.Ş.490
14Arap Türk Bankası A.Ş.70
15Bank of China Turkey A.Ş.10
16Burgan Bank A.Ş.380
17Citibank A.Ş.30
18Denizbank A.Ş.7101
19Deutsche Bank A.Ş.10
20HSBC Bank A.Ş.820
21ICBC Turkey Bank A.Ş.440
22ING Bank A.Ş.2230
23MUFG Bank Turkey A.Ş.10
24Odea Bank A.Ş.470
25QNB Finansbank A.Ş.5421
26Rabobank A.Ş.10
27Turkland Bank A.Ş.220
28Türkiye Garanti Bankası A.Ş.9188
28Toplam Mevduat Bankası Sayısı1026570

Türkiye’de bankacılık sektörü, Türkiye ekonomisinin finansal sisteminin bel kemiğidir. Son 30 yılda, BDDK’nın kurulması ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın hükümetten bağımsızlığının artırılması gibi çeşitli yapısal ve örgütsel reformlar yapılmıştır. En son 2001 yılında ortaya çıkan ve birçok bankanın da batmasına neden olan krizden alınan dersler ve alınan önlemler sayesinde Türkiye’de bankacılık sistemi ve bankaların rasyoları güçlendirilmiştir. Özellikle bu tarihten itibaren, bankacılık sektöründe birtakım düzenlemelerle beraber bankacılık sektöründe denetimin artması ve risk yönetimine ağırlık verilmesi gibi konular artık oldukça önemsenen önemli ve izlenmesi gereken görülen başlıca kriterler halini almıştır.

Her ne kadar takipteki kredi ve alacaklar bankaların kârlılıklarını ve performanslarını olumsuz olarak etkilese de Türkiye’de uzun yıllardır bankacılık sektörü kurumsal vergi rekortmenleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Dolayısıyla artan takipteki krediler bankaların kârlılıklarını azalttığı ve bankaları kredi vermede daha çekingen davranmaya ittiği için aslında kredi maliyetlerini de arttıran bir unsur olarak bankaları etkilediği ve kredi maliyetlerini arttırdığı söylenebilir.

Takipteki krediler nedeniyle kârlılıkları azalan bankalar bu azalmayı telafi etmek amacıyla kredi faizlerini yükseltme eğilimi içerisine girebilirler. Bu durum finansal piyasaları ve reel ekonomiyi etkileyen bir olumsuz bir faktör olarak kendini gösterebilir.

Şekil 1’de Türkiye’deki bankaların 1996 ve 2018 yılları arasındaki brüt takipteki kredilerin toplam kredi ve alacaklar rakamına oranı yıllar itibarıyla verilmiştir.

Şekilden de anlaşılacağı üzere, 1996 yılında %2 seviyelerinde olan takipteki kredi oranı sonraki yıllarda artmaya başlamış ve krizin ortaya çıktığı yıl olan 2001 yılında %37,4 gibi çok yüksek bir orana ulaşmıştır.  Yani verilen her yüz birim kredinin yaklaşık 38’i geri ödenemez duruma gelmiştir. Bu durum o yıl bankacılık sektörü ve ülke ekonomisi için çok ciddi bir sıkıntıya işaret etmektedir.

Kriz sonrası yıllarda 2007 yılına kadar takipteki kredilerin toplam kredi ve alacaklar içerisindeki payının azaldığı görülmektedir. 2008 yılında ortaya çıkan küresel finans krizinin etkisiyle 2009 yılında ekonominin %4,7 küçülmesinin de etkisi ile takipteki kredilerin %5,2 oranına yükseldiği görülüyor.

2001 yılında %37,4 gibi oldukça yüksek bir seviyeye ulaşan takipteki kredilerin oranı son yıllarda ciddi anlamda azalarak 2017 yılında %3 ve 2018 yılında ekonomide yaşanan kur ve faiz artışına bağlı ortaya çıkan ekonomik yavaşlamanın etkisiyle biraz artarak %3,9 seviyelerine yükseldiği görülmektedir.

Fakat genel olarak bakıldığında ve yıllar itibarıyla takipteki kredilerin oranında ortaya çıkan azalış dikkate alındığında, 2001 yılında Türkiye’de yaşanan bankacılık krizi sonrasında Türk bankacılık sektöründe yapılan düzenleme ve yapısal reformların oldukça faydalı olduğu söylenebilir. Türkiye ekonomisinin %4,7 küçülmesine neden olan 2009 küresel finans krizinde dahi takipteki kredi oranlarının %5,2 seviyelerinde kalması aslında buna işaret etmektedir.

Grafikte görüldüğü üzere Türkiye’de 2017 yılından itibaren takipteki kredi oranlarında bir artış olduğu görülmektedir. Komşumuz Yunanistan’da takipteki kredilerin oranı 2017 yılında %25 seviyelerindeyken İtalya’da takipteki kredilerin oranı yaklaşık %15, Portekiz’de ise yaklaşık %13 olarak gerçekleşmiştir. Avrupa ülkelerinin takipteki kredi ortalamasına baktığımızda ise bu oranın yaklaşık %7 seviyelerinde olduğunu görmekteyiz.

2016 yılında Türkiye’de %3,3 olan takipteki kredi oranı bugün %4 seviyelerini geçti. Dolayısıyla Türkiye’deki takipteki kredi oranının AB ülkelerine kıyasla daha düşük olduğu ve çok büyük riskler taşımadığı anlaşılmaktadır.

Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörünün sağlıklı, verimli bir şekilde yoluna devam edebilmesi açısından düşük olsa bile son dönemdeki artışa dikkat edilmelidir. Daha çok döviz kurundaki artışın neden olduğu takipteki kredilerdeki bu artışı önemsemek ve gerekli önlemleri almak hem bankalar hem de ülkemiz açısından oldukça önemlidir.

Öğr. Gör. Abdulmuttalip PİLATİN

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi

Cevap Yazın