Kriptocular Simyacıların Yolunda!

Şimdi simya ile kripto paranın ne alâkası var diye, soracaksınız. Hem de ne var… İnsanoğlu mantık olarak geçmiş çağlarda neyse bugün de aynı. Sadece devir, yer ve yöntemler farklı. Hatırlayın… Bugün simyacı denilince en çok bildiğimiz şey, simya denilince madenleri altına çevirme işlemi akla gelir. Peki bugün kripto paracılar ne yapıyor? Simyacılardan farkları var mı? Tabi ki yok… Kripto paracılar da günün teknolojisinden istifade yolunu seçerek dünya finansal sistemini sanallaştırıp, dijitalleştirip, şifreleyip insanların hayatlarına dahil etmeye çalışıyorlar.

Kripto para; sanki gizli, duvar veya kapı arkasında size bir zararı dokunacakmış gibi his veren bir çağrışım yapıyor. Belki finansal değişimin işareti gibi görünse de kimin, nereden ve nasıl işlettiği, kimlerin cebinde, kasasında olduğu belli olmayan kripto paralar “tekerin bulunuşu” gibi finans sisteminde de yeni bir mekanizma oluşturabilir mi, şimdilik meçhul. Gerçek olan; hali hazırda hiçbir devletin kripto paralar ile ilgili hayırlı ve iyi bir düşüncede olmadığı…

Yıl 2017… Günlerden 10 Kasım… Kripto paralar üzerine en çarpıcı yorumlardan birini duyuyoruz.  İsviçre’nin bankacılık devlerinden Union Bank of Switzerland’ın (UBS) Başekonomisti Paul Donovan tüm kripto para birimlerini “balon” olarak tarif ediyor ve global ekonomi için kripto paranın yapacağı hasarlardan bahsediyor.

Neyse fazla uzağa gitmeden bu yıl Mayıs ayında Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina’nın kripto paraların Rus mali sisteminde kullanımına karşı olduklarını söylerken sistem dışı hiçbir mali sistemin ne yerel ne de küresel ekonomiye herhangi bir faydasının olmadığından bahsediyor. Kripto paraların ancak devlet kontrolünde kullanılmasına izin verilebileceğini vurguluyor.

İnsanoğlu nakit paradan kurtulacak mı?

Başkan Nabiullina ileriki günlerde kripto para teknolojisinin hâlâ çok ham olması sebebiyle tüm dünyanın temkinli bir yaklaşım sergilemesi gereğine işaret etti. Fakat teknolojiye giden kapıyı da açık bıraktı. Rusya Merkez Bankası’nın çekimser kalmasına karşılık diğer küresel merkez bankaları gibi kripto paraları göz ardı edemeyeceğini bir iki cümle ile açıklayan Nabiullina, konuya yumuşak kalmanın iyi olabileceği yolunda yorumda bulundu.

Evet para ister banknot, ister metal, ister dijital olsun neticede insan için. İnsanın olmadığı, alışverişin, ticaretin olmadığı yerde paranın ne işi var. Dolayısıyla ekonominin önemli bir alanı olan teknolojinin de dijital paralar için değil toplumun huzuru, güvenliği ve selameti açısından kullanılması daha mantıklı. Dolayısıyla kripto veya dijital paraların dünyayı kapsama alanı açısından zafiyeti sebebiyle en azından bugün için ön plana çıkmasının zorluğunu kimse inkâr edemiyor. Ancak nakitten kurtuluyor muyuz, sorusuna hâlâ cevap bulamıyoruz.

Kripto’nun altından Çapanoğlu çıkabilir

“Cebinde parası olan adamın ayağı yere sağlam basar” derler. Doğru söz… Cebinde her an kullanabileceği bir para o insan için elbette güven kaynağı. Çünkü para kontrolünde ve istediği zaman da harcayabiliyor… Kripto paranın bugün için böyle bir açmazı var. Evet cebimizde bugün kartlar sebebiyle fazla para taşımıyoruz. Birçok alanda nakitten de kurtulmuş sayılırız. Hele hele ülkeler tamamen nakitsiz çalışırken niçin kripto paralar devreye alınmıyor, sorusu sakın ha aklınızı karıştırmasın… Halen kartlarımızdaki sayılarla alışveriş yapsak da, paramızı dijital kullansak da kripto paranın o kadar masum olduğunu sanmıyorum. Zirâ altından her an bir Çapanoğlu çıkabilir!

Siz bugün için kripto paralara ne kadar geleceğin para birimi derseniz deyin,  8 milyar insan üzerinde anket yapma imkanı bulsanız, zannediyorum, en az 7,9 milyar insan bu kripto paraya onay vermez, bedava versen de cebine koymaz. Kripto parayı devlet başkanından halk kitlelerine kadar herkes biliyor… En azından adını duydu ancak sanını, parasını, varlığını sanallaştırma yolunu seçmedi.

Kripto paralar sanalın da ötesinde

Sadece takas işlemlerinde kullanılabilen dijital, şifrelenmiş sana para birimi kripto paraya gerçek manada ulaşmak herhalde Ferhat’ın Şirin’e ulaşmasından daha zor bir işlem. Banka kartları ve kredi kartlarında bugün resmi paramızı sanal olarak kullanma imkanı varken tutup kripto paralar üzerinden varlık yapmayı bugün kim, nasıl ve hangi amaca dayanarak işlem yapmaya çalışır, oturup saatlerce tartışmak gerekir. Yani kripto parayla bilinmeyen bir varlığa sahip olmaya çalışıyorsunuz. Kriptografi (şifreleme) ile fiziksel karşılığı olmayan bir şeyi nasıl kontrol edeceksiniz, haydi cevabı sizler verin. Uzaktan bulutu görüyorsunuz. Sonra sis bulutu içine giriyorsunuz. Uzaktan göründüğü gibi elle tutulur bir şey olmadığını görüyorsunuz. Çünkü paralar şifreli. Kriptorolojiye yatkınsanız konuyu biraz anlayabilirsiniz ancak inanmazsınız. Neticede ne demişler… Mal canın yongasıdır…

Kripto para sistemi simyanın doğuşuna benziyor

Bir zamanlar insanoğlu simya diye bir ilim icat etti. O devirlerde simyacılık öyle rağbet gördü ki, kısa zamanda servet edinmek isteyenler simyacılığı adeta birer kazanç yolu haline getirdiler. Aslında simya günümüzün modern kimya biliminin temeli sayılabilir. Binlerce yıl önce başlamış bir bilim dalı. 17. Yüzyıl’a kadar devre göre şekil değiştirerek insanları sürekli meşgul etmiş.

Maddeleri birbirine karıştırıp, değiştirmeye çalışana simyacı, insanların yaptıkları çalışmalara ve verilen genel ada da simya denmiş. Simya için; tarihi vesikalara göre 2500 yıllık bir geçmişten bahsediliyor. Mezopotamya, eski Mısır, İran, Hindistan ve Çin simyacılığın merkezleri olarak tanınmış. Ardından antik Yunan döneminde Roma İmparatorluğu coğrafyasıyla birlikte İslam başkentlerinde de geçen yüzyıla kadar Avrupa’da simyaya oldukça ilgi duyulmuş.

Peki o zaman simya bir bilim dalı mıdır? Bugün için geçerliliği var mıdır? Soruların cevabı, “Hayır, simya bir bilim dalı değildir. Çünkü metedolojisi deneme – yanılma yoludur. Hatta simyacılar farklı amaçlar için çalışırken istemeden farklı beklemedikleri sonuçlarla da keşfetmişler… Teorik bir temele dayanmadığı gibi sistematik bilgiler de içermez. Hele hele bilgi birikimi oluşturmaz…” Tabi ki böyle bir uğraşa bilim demek yersiz…

Simyacılar, simya ile neyi aramışlar

Şimdi bu simya denilen olay öyle bir şey ki, içinde tıp, felsefe, astroloji, kimya, din gibi birçok konu aynı potada eritilmeye çalışılıyor. Hatta öyle simyacılar çıkmış ki, ellerindeki olmadık maden, bitki ve diğer mevcudatla ölümsüzlük iksirini yapmaya çalışmışlar… Bazıları da sonsuz zenginliğe ulaşmanın yollarını aramış.

Hani başlarına sivri şapkaları, kıvrık yukarıya kalkmış uzun kulaklı yakaları, dizlerini aşan çizmeleriyle en bilinmeyenleri aramaya çalışan simyacılar bazen doktor, bazen kahin, bazen filozof ve bazen de büyücü olarak ortaya çıkmış. Yine de tarih boyunca bu kadar aşağılamaya rağmen insanlığa kostik soda, kürüt, civa, sönmüş kireç, nitrik asit gibi birçok maddeyi de hediye ettiklerini söylemeden geçemeyiz. Mesela eski Mısır’ın metalurji, boya ve cam yapımı gibi zanaatları simyacıların işi olarak bilinir.

Günümüze geldiğimizde mistik, ezoterik ve sanatsal yönleri nedeniyle daha çok felsefe ve filozofların ilgi alanına giren simya bir tarihi vakıa olarak geçmişten günümüze uzanmış.

Simyacılar madenleri altına çevirmeye çalışıyordu

Şimdi simya ile kripto paranın ne alâkası var diye, soracaksınız. Hem de ne var… İnsanoğlu mantık olarak geçmiş çağlarda neyse bugün de aynı. Sadece devir, yer ve yöntemler farklı. Hatırlayın… Simyacılık elbette çok farklı yöntemler, keşif yolları ve kullanılan objeler olarak farklılık oluşturuyordu. Ama en çok öne çıkan ve bugün simyacı denilince en çok bildiğimiz şey, simya denilince madenleri altına çevirme işlemi akla gelir.

Simyacılar binlerce yıl metalleri altın ve gümüşe çevirmek için gecelerini gündüzlerini vermişler. Yani dertleri para, altın ve olmadık şekilde zengin olmak. Onlar da devrin teknolojilerini kullanarak alaşımlarla madenleri altın ve gümüşe kalbetmenin yollarını aramışlar.

Tabi iş burada kalmamış, ölümsüzlük iksiri için de yapmadıkları katalizör, alaşım ve karışım kalmamış. Bugün ilim veya bilim olarak kabul edilmese de simyacılar bir dönemde öyle ileri gitmişler ki insan hayatının dönüştürülmesine yönelik çalışmalar yapmışlar.

Kriptocuların simyacılardan pek farkı yok

Peki bugün kripto paracılar ne yapıyor? Simyacılardan farkları var mı? Tabi ki yok… Kripto paracılar da günün teknolojisinden istifade yolunu seçerek dünya finansal sistemini sanallaştırıp, dijitalleştirip, şifreleyip insanların hayatlarına dahil etmeye çalışıyorlar.

Hedefleri belli… Daha fazla zengin olmak. Hem de kısa zaman zarfında. Yürürlükteki dünya parasal sistemi bugünün yöntemleriyle simyacıların demiri, kömürü altın yapma uğraşı gibi ellerindeki argümanları paraya, altına çevirmeye çalışıyorlar.

Kriptocular 1990’lı yıllarda ortaya çıktı. Malûm söz konusu yıllar teknolojinin zirveye doğru uçtuğu dönem. Kripto paracılar önce Flooz, Beenz ve DigiCash gibi sistemleri insanlığa kabul ettirmeye uğraştı. Ancak dünya o yıllarda henüz böyle girişimlere alışkın olmadığından sahtekârlık algısı ön plana çıktı. Sonra ortaya atılan sistemler kendi aralarında üstün çabasına dönüşünce ilk teşebbüsler başarısızlıkla sonuçlandı. Ancak bu çekişmeler farklı bir yaklaşımı doğurdu. Simyacıların yeni keşifleri hesabı, kripto paraları üçüncü elden piyasaya sürme düşüncesi ağırlık bastı.

İlk kripto para Bitcoin doğuyor…

Flooz, Beenz ve DigiCash uygulamalarının dumura uğraması tabi kripto paracıları yıldırmadı. Simyacılar bu işi en az 3 bin sene götürmüştü. Kriptocular da en az simyacılar kadar bu işin üzerinde durmaya kararlıydılar. Nitekim ilk kripto para Bitcoin 2009 yılında arzı endam etti. Mucidi Satoshi Nakamoto olarak biliniyor. Ancak kimliği konusunda simyacılar gibi bilinmezlik fazla. Japon olup olmadığı, hatta kadın ve erkek olduğu da meçhul. Ancak kripto para gibi takma isim olduğu kesin. Tek bilinen bir şey var… 2008 yılında projeyi ortaya attı. 2008 Kasım ayında “Cryptography Mailing List” ile yayınladığı sayfa ile Bitcoin protokollerini yayınladı. Parayı buldu, çok para kazandı ve kripto paralarla ilgisini kesti. Şimdi nerede, ne yapıyor belli değil. Nakamoto’nun hükümet için çalıştığını dahi iddia edenler var.

İlk kripto para Bitcoin’in güvenli tabi en fazla sorulan soru ama diğer paralar da ortaya çıktı. Ethereum ve Litecoin bunlardan birkaçı. Kripto paralarda işlemin gerçekleşebilmesi için sistemin her parçasının onay vermesi gerekiyor. Bu işlemler blockchain aracılığıyla yapılıyor ve böylece her işlem sistemdeki herkes tarafından görülebiliyor. Bütün transfer işlemleri gönderici ve alıcının cüzdan adresleri ve yollanılacak miktar bilgileriyle gerçekleşir. Tabi takas ya da gönderi işlemi gönderen tarafından doğrulanmalı ve daha sonra sistem tarafından onaylanması gerekiyor. İşin başka ayağı daha var. Onaylama işlemi sadece madenciler tarafından kriptografik bir bulmaca çözülerek gerçekleştirilebiliyor. İşlem onaylandığı takdirde geri döndürülemiyor. Tabi bu sistemin hack’lenme olasılığı da mümkün. İşin güvenliği nasıl sağlanıyor, henüz bu konuda da fazla bilgi yok.

Kripto para konusunda dünya kararsız

Kripto paraların kanuni  ve geçerli olması ülkeden ülkeye değişiyor. Ancak çoğu ülkede kripto paralara iyi gözle bakılmıyor.  Kriptocular da işi simyacılar gibi madenciliğe dökmüşler. Diyorlar ki, “Kripto para üreticiliği, yani madencilik yapmak suç değil…” Binlerce yıl önce simyacılar da tepkilerle karşılaşınca aynı sözü kullanmışlar ve işi madenciliğe kadar götürmüşler.

Bugün itibariyle kripto para piyasası engelsiz çalışıyor. Dünya simyacıların işlevi misali kripto para dünyasının nereye gideceğini, daha doğrusu nerede duracağını merak ediyor. Bana sorarsanız kripto paralardaki süreç çok fazla uzun olacak. Dolayısıyla dünya kripto paraların gelişimini daha çok uzun yıllar beklemek zorunda kalacak.

Bitcoin, Libra ile yeniden hareketlendi

Dünya küresel kriz veya global resesyona doğru giderken bugünlerde kripto para piyasasında yeniden hareketlenmeler oluyor.  Geçen hafta sonu Bitcoin 15 ay sonra ilk defa 10 bin dolar seviyesini aşarak 10 bin 907 doları gördü. İlgi çekici taraf şu… Bitcoin son 24 saatte dolar karşısında yüzde 11 değer kazandı. İşin Türkçesi simyacıların madenleri altın yapması gibi kripto paracılar da kısa zaman zarfında sanal paraları altına çevirmeye çalışıyorlar.

Kripto para niçin 15 ay sonra birden tekrar gündeme girdi? Açıklaması zor değil. Facebook’un kripto para piyasasına gireceğini resmen açıklamasından sonra kriptocular zannediyorum, cesaret buldular. Şimdi dünyada Facebook’un Libra’sı konuşuluyor. Gelecek yıl mayıs ayında her 4 yılda bir olduğu gibi Bitcoin madenciliği ödüllerinin yarı yarıya düşürülmesi hedefleniyor. Piyasadaki enflasyonu kontrol altına almayı hedefleyen bu uygulmayla genelde piyasada arz eksikliği baş gösterdiğinden Facebook’un Libra’sı gözaltına alınmış durumda. Söz konusu beklenti de Bitcoin’de talebi yükseltiyor.

Analistlerin Bitcoin’in yükselişiyle ilgili yorumu daha farklı. Onlara göre, ABD, Avustralya ve Avrupa merkez bankalarının faiz indirim sinyallerinin ülke tahvil getirilerini düşürmesi piyasa oyuncularını Bitcoin’e yönlendiriyor.

Tevfik Fikret’in dediği gibi “Beşerin böyle dalaletleri var… Putunu kendi yapar, kendi tapar…”

Sedat Yılmaz/Analiz Gazetesi

Cevap Yazın