İstanbul’u Kazandıklarını Zannedenler

Doksanlı yaşlarını süren bir İngiliz Lordu, kendisinin dörtte bir yaşlarında bir hanımefendiyle evlenir. Bir süre sonra eşi hamile kalır.
Bir gün başka bir Lord arkadaşına rastlar. Ve o yaşlarda yeniden baba olacak olmanın sevinciyle durumu ona anlatır.
Arkadaşı ‘Lordum’ der; ‘dur sana başımdan geçmiş bir olayı anlatayım’
Benim av merakımı bilirsin. Gençliğim av peşinde geçti. Geçenlerde o günlerin hatıralarıyla kırlara dolaşmaya çıktım. Yürüdükçe içim açıldı. Bir an geldi, bir çalılığı kolaçan ederken çalıların arasından birden bir tavşan fırladı. Ben eski alışkanlıkla bastonumu doğrultup ‘bam’ diye bağırdım. O da ne, tavşan kanlar içinde yere yığılmasın mı. Çok şaşırdım ve hemen yanıma böğürtlen toplamak için aldığım sepetin içine attım.
Devam ettim. Bir ağaçlıktan geçerken bu kez bir keklik havalanıverdi. Ben yine bastonu doğrultup ‘bam’ diye bağırdım. Kuş havada döne döne yere düştü. Ben aynı şaşkınlıkla alıp onu da sepete attım.
Ağaçlıktan çıkar çıkmaz bir karaca ile burun buruna geliverdim. Hemen bastonu doğrulttum ve bam… Karaca yığıldı. Ben bunu sepete nasıl koyacağım diye düşünürken ardımdan bir ses ‘sör’ dedi.
Döndüm baktım elinde tüfeği ile genç bir avcı.
İzin verirseniz bu vurduğumu da ben alayım. Zaten sepetinize de sığmaz.
Firuz Türker

Cevap Yazın