Bir İstanbul, İzmir, Güneydoğu Devleti Yaratmak İstiyorlar

Medya bir enstrüman olarak kullanılıyor diyebilir miyiz?

Tabii hiç şüpheniz olmasın… Fetullahçı terör örgütü uzun zaman bunu kullandı ve bunu kullanmasının sonucunda da pek çok insan devşirdi. 15 Temmuz 2016’da maalesef o ayaklanmayı yaptılar ve Meclisimizi, Genelkurmayımızı bombaladılar. Birçok insanımızı şehit ettiler. Orada tutuklanan generallerden birisi diyor ki; “Biz bu dünyamızı kaybettik, bari gelecek dünyamızı, öbür dünyayı kaybetmeyelim” Bu ne demek? Demek ki general olan bir kişi bile beyni yıkandığı zaman öyle bir duruma düşebiliyor.

Şimdi DAEŞ’lileri düşünün. Bunlar genç insanlar. Birçok ülkeden gelmişler, doğru bir şey yaptıklarını zannediyorlar ama doğru bir şey yapmıyorlar. Bu insanları nasıl bu hale getirildiler? Bunu düşünmek lazım.

Demek ki yayın organlarıyla belli bir fikriyatı tek taraflı tekrarlamak suretiyle verirseniz insanları robot haline getirebilir, düşünme gücünü elinden alırsınız. Hâlbuki bir insanı insan yapan en önemli şey düşünme yeteneği. İnsanın elinden düşünme yeteneğini aldığınız zaman, başkalarının kölesi haline geliyor. O köleler de her şeyi yapabiliyor.

Onun için Fetullahçı terör örgütü mensupları, DAEŞ’liler, PKK’lılar bu işi yapıyor. Emperyalistler de kendi askerlerini öldürtmek yerine bunları kullanıyor, bunların arasına paralı askerler sokuyor.

Bu, insanlığa karşı işlenen en büyük suçlardan bir tanesi. Dolayısıyla bizim bunlarla da mücadele etmeniz lazım. Yani insanları kritik düşünceden alıkoyan düşünce hareketleriyle dünya çapında mücadele etmemiz gerekiyor.

İnsanları köle haline getirip tabirimi mazur görün, iti ite kırdırmak dedikleri şeyi yapıyorlar. Türk tarihinde ve İslam tarihinde Müslümanların öyle bir şey yaptıklarını hatırlamıyorum. Yok böyle bir şey. Ama bunların tarihinde var. Şu anda da bunu yapıyorlar. İşin en kötü tarafı bu. Esas insanlık düşmanlığı bu.

Her insanın içerisinde bir vicdan vardır. O halde bizim bu vicdanlara hitap etmemiz lazım. Biz bunu yeterince yapıyor muyuz? Bence yapmıyoruz. Bu çok önemli, fikirlerle çarpışmak silahlarla çarpışmaktan daha önemli ve fikirlerle çarpıştığımız zaman silahlarla çarpışmaları da önleyebiliriz.

Kullanılması yasak olan kimyasal silahların hepsi Irak, Afganistan, Suriye, Kosova, Bosna-Hersek ve Somali de kullanıldı. Buna ses çıkarmıyor siyasetçiler? Ülkemizdeki muhalefet siyasetçilerini kastediyorum, niye susuyorlar? Bu bir muhalefet, iktidar meselesi değil.

Amerika’da ciddi bir Müslüman azınlık var. Türkler de var. Türk yürüyüşü yapmak yalnızca New York’ta yürümek midir? Dünyada herkesin ayağa kalkıp insani değerler için mücadele etmesi lazım. Çünkü Tanrı günün birinde hepimize bunu soracak. “Niçin sustunuz, mücadele vermediniz” diye sorduğunda biz ne diyeceğiz? Aktif olmalıyız. Türk olarak da Müslüman olarak da…

Güçlü bir Türkiye dediğim zaman güçlü bir İslam dünyasını kastediyorum. Güçlü bir İslam dünyası, güçlü bir insanlık demektir aynı zamanda. Bu, dünyaya barışın gelmesi anlamına gelir. Bunu böyle görmek lazım.

Nükleer enerjiye bakın! Nükleer enerji, nükleer santraller dünyada birçok ülkede var. 57 tane Müslüman ülke var. Müslüman ülkeler içerisinde ise nükleer santrale sahip olan iki tane ülke var. Biri Pakistan, öbürü İran. İki ülkede büyük sıkıntı içindeler. Peki, küçücük İsrail’in 80 tane atom bombası, nükleer santrali ve nükleer teknolojisi var. Bu nasıl oluyor? Çünkü İsrail iyi çocuk, Müslüman ülkeler kötü çocuk. Onun için Türkiye’de 50 seneden beri nükleer santral yapılamadı.

Bu hükümet zamanında bence yapılan doğru işlerden bir tanesi Ruslarla anlaşarak bir nükleer santralin Taşucu’nda kurulması meselesidir. Ama bazı partilerin -ismini vermeyeceğim- programlarına baktığımız zaman ilk iptal edecekleri şey nükleer santrali olacak. Düşünebiliyor musunuz, 50 seneden beri yapamadığımız bir şeyi yapmaya çalışıyoruz, onlar da iptal etmeye çalışıyorlar. Ben bunlara ne diyeyim, ne diyebilirim? Cevabı çok açık yani…

DAEŞ’i onlar ortaya çıkardı. Trump Obama’ya, Hillary Clinton’a “Siz bu teşkilatı kurdunuz, ben kaldıracağım” dedi seçilmeden önce. Seçildi ama DAEŞ’i kullanmaya devam ediyor. Gördüğünüz gibi bu terör örgütlerini yaratan bunlar. İç savaş çıkartıp ondan sonra ülkeleri istedikleri gibi yönetmeye çalışıyorlar. Türkiye’ye yapmak istedikleri de aynı şey.

İkinci Dünya Savaşı bittiği zaman 50 devlet vardı. Şu anda 200… 1945’ten bu yana dört katı artmış. Butros Gali, Mısırlı bir Hristiyan’dı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği yaptı. “21’inci asırda devlet sayısı 2 bin olacak” diyor. Bu ne demek biliyor musunuz? Devletler küçük küçük parçalanacak, şehir devletleri olacak. Kim parçalanmayacak? Amerika, Almanya, Fransa… Dolayısıyla kimin kafasına vuracak? Gücünün yettiğine… Dolayısıyla Türkiye’de bir İstanbul, İzmir, Güneydoğu devleti yaratmak istiyorlar.

 

O zaman hümanizm adı altındaki düşünceler de gerçekçi değil…

Elbette, o da bir aldatmaca. Eğer aldatmaca olmasaydı DEAŞ’ı yaratmazlardı. PKK-PYD’ye destek vermezlerdi. FETÖ terör örgütünü yaratmazlardı. Dünyayı kaosa sürüklemezlerdi. Türkiye, 100 yıl önce olduğu gibi parçalanmak istenen bir ülkedir. 100 sene sonra Sevr Antlaşması’nın tekrarıyla karşı karşıyayız. O halde bizim buna birlik olarak cevap verme mecburiyetimiz var.

O halde beka sorunu dediğimiz şey bu. Var olmaya devam etmek, parçalanmamak, şehir devletleri halinde gelmemek. Mesele budur; yani Amerika, Çin, Rusya, Almanya, Fransa, İngiltere var olmak için nasıl çalışıyorsa biz de öyle çalışacağız. İran’a da yapmak istedikleri şey bu. Bütün Müslüman ülkelerini bu hale getirmeye çalışıyorlar.

SÖYLEŞİ AYNUR BAYRAM

Cevap Yazın