Selefilik ile Vehhabilik Arasındaki Farklar Nelerdir?

Vehhâbî anlayış, hadis taraftarı olarak adlandırılan Selefî köklerden önemli ölçüde beslenmekle birlikte esasında Selefîliğin aşırı boyutlara ulaşmış bir tezahürüdür. Vehhâbî çevrelerin, son dönemlerde Selefiyye adını tercih etmeye başladıkları görülmektedir. Onların bu tercihinde muhtemel olarak, Hz. Peygamber sonrası ilk üç neslin dinî tasavvurları ile yaşam biçimlerine dönmeyi talep etmelerinin etkisi vardır.

Selefîlik, dinin anlaşılması, özellikle itikâdî konularda Kur’an ve sünnetin lafzına bağlılık noktasında buluşan grupların ortak adıdır. Bu grupların bir diğer önemli niteliği, dinin anlaşılması noktasında önemli bir disiplin olan kelam ile yine bu noktada önemli bir yöntem olan te’vil’in kabul edilmemesidir. Bunun yanında Selefîler, ilim ve fazilet bakımından Müslümanların öncü nesilleri olan sahabe ve tâbiûnu ifade eden Selef’e kendilerini nispet eden kimseler ve selefin yolundan gidenler olarak görülmüştür. Vehhâbîlik ise, Selefîliğin ortaya çıkışından çok sonra XVIII. yüzyılda Muhammed b. Abdülvehhâb tarafından temelleri atılmış olan dinî-politik bir harekettir. Dolayısıyla tarihsel anlamda Selefîlik’le aralarında büyük bir fark vardır. Anlayış olarak aynı çizgide olduklarını ifade etseler de Vehhâbîler, dinî anlama ve yaşama noktasında Selefîlik’ten daha aşırı ve katı özelliklere sahiptir. Klasik Selefî düşünce ile tevhid, selefe dönüş, taklidi red ve bid’atlerle mücadele gibi konularda bazı ortak noktaları olmakla birlikte Vehhâbî hareketinin özgünlüğünden kaynaklanan kendine has yönlerinin de bulunduğu kabul edilmelidir. Ayrıca, Vehhâbîler, itikad ve amelde daha farklı ve yeni bir takım esaslar ortaya koydukları için Selefîlik’le bütünüyle özdeş biçimde görülmeleri pek mümkün görünmüyor.

Vehhâbîlik, özellikle akıl karşıtı tavrı, sadece dinî metni öne çıkaran lafızcılığı, dar kalıplar arasında kalan fikir yapısı, yine dışlayıcı ve katı şekilci tavrı nedeniyle klasik Selefîlik’ten önemli ölçüde farklılaşmıştır. Vehhâbî çevreler, dinî metinleri sadece zahirlerine bağlı kalarak yüzeysel bir tarzda yorumlamaları, bu çerçevede akla, fikir hürriyetine ve hoşgörüye yer vermeyen özelliklerinden dolayı geniş kitlelere hitab etme noktasında bir hayli zorluk yaşamaktadırlar.

Harun YILDIZ/beyaztarih.com

Cevap Yazın