Saldırının Arkasındaki 4 Güç

Nisan 2019 Sri Lanka saldırıları birçok soru işaretini ve kuşkuyu doğurdu ve çeşitli olasılıkların ileri sürülmesine yol açtı. Öncelikle saldırının bu kadar eşgüdümlü olması ve yalnızca kiliselerle otelleri değil, patlamamış bombalara bakılırsa havaalanı ve büyükelçilik gibi dindışı hedefleri de olması, meselenin yalnızca dinsel kökenli bir terörizm girişimi olmadığını gösteriyor.

Bu kadar farklı hedefe aynı gün ve çoğu amacına ulaşmış eylemlerin yapılması, asıl hedefin sivil halk değil, Sri Lanka Devleti olduğunu düşündürüyor. Bu saldırı sonrası, nice başsağlığına ve üzüntü bildirimine ek olarak, uluslararası kamuoyunda Sri Lanka Devleti’nin batık bir devlet olup olmadığı bile sorgulanır duruma gelmiş durumda.

Bir kere bu kadar kapsamlı bir saldırı, nasıl olup Sri Lanka istihbaratının gözünden kaçıyor? Açıklama şu: “Elimize bilgi geçti ama hükümetle paylaşılmadı.”

Bunun gerekçesinin ise Sri Lanka Devleti’nin kendi içindeki çeşitli gruplar arasındaki anlaşmazlık olduğu ileri sürülüyor. Böyle büyük bir saldırıda önceden gelen istihbaratı paylaşmamak, bu kişilerin vatana ihanet suçlamasıyla yargılanmalarına kapıyı aralıyor.

Fakat diyelim ki istihbarat önceden geldi ama iletmediler. Yine de bu durumda, hükümetin diğer tarafla limoni olan tarafının saldırıdan sonra kamuoyunu bilgilendirici bir açıklama yapmasını beklerdik. Bu açıklama ise saatler ve günler sonra bile gelmiş değil. Böyle kapsamlı bir saldırı, gerçekte ancak 4 güç tarafından yapılabilir – ki bu güçler birbiriyle işbirliği yapmış da olabilirler:

Birincisi, bu saldırı yabancı teröristlerin bir ürünü olabilir. Bu durumda Sri Lanka saldırısı, Hindistan’daki 2008 Mumbai saldırılarına benzer nitelikte olacaktı. Ancak Sri Lanka hükümeti, saldırganların yabancı değil yerli olduğunu belirtti.

İkincisi, yabancı istihbaratın parmağı olabilir. Bu olasılığın üzerinde biraz duralım:

Sri Lanka, kültürel ve tarihsel olarak Hint altkıtasına bağlı olmakla birlikte, bir ada devleti olarak farklı bir sömürgeleşme geçmişine sahip. Hindistan’la karadan bitişik olmaması, birtakım toplumsal ve siyasal özelliklerin Hindistan’dakinden farklılaşmasını sağlıyor. Bölgenin büyük biraderi Hindistan olsa da son dönemde özellikle Kuşak ve Yol projesiyle birlikte Çin’in etkisinin artması söz konusu.

Pakistan ve Hindistan, İngiliz sömürgeciliğinin eliyle bağımsızlıklarından itibaren kanlı bıçaklı düşmanlar. Zaten yakın zamanda uçak düşürme olayında, bu düşmanlığı bir kez daha gözlemlemiş olduk. Hindistan’la Çin arasında on yıllardır temel olarak sınır anlaşmazlığı ve Dalai Lama’nın ve çeşitli Tibet sürgünlerinin Hindistan’da yaşamaları dolayısıyla bir düşmanlık var. Bu durum, Hindistan’a karşı Pakistan’ı Çin’e yöneltiyor.

Pakistan, bölgedeki en Çin dostu ülkelerden biri. Bu dostluk, fazlasıyla pragmatik bir dostluk: Çin, İslam dünyasında, Uygurlara reva görülenler için tepki topluyor; fakat Pakistan, bu konuya kendi ulusal çıkarları adına kayıtsız kalıyor. Uygur sorunu, Pakistan’la Çin’in dostluğunu engellemiyor.

Yakın dönemde, Çin’in Sri Lanka’da liman projesi başta olmak üzere büyük yatırımları oldu. Zaten Çin, Hindistan’la komşu olup tarihsel olarak Hint kültürüyle bağı olan Nepal, Bhutan, Bangladeş vb. ülkeleri de çoktan gözüne kestirmiş durumda. Bu durum, “acaba saldırıların Pakistan ve Çin’le bir ilgisi var mı?” sorusunu akla getiriyor.

Saldırganların hedeflerinden biri, Hindistan büyükelçiliğiydi. Öte yandan, Sri Lanka Devleti’nin Çin’le arasının bozuk olmadığı düşünülürse saldırının bu tür bir açıklaması da mantıksız görünüyor. Zaten Çin’e (ve Pakistan’a yönelmiş) bir Sri Lanka’nın istikrarsızlaştırılmasının Çin’e de Pakistan’a bir faydası yok.

Böylelikle üçüncü olasılığa geliyoruz: Böyle bir saldırıyı ancak köklü bir örgüt yapabilir. Örneğin, Tamil Kaplanları yenilmemiş olsa ve bu eylemleri gerçekleştirse kimse şaşırmazdı. Ama onun yerine adı sanı duyulmadık yerli bir örgüt öne sürülüyor. Bu da olasılık dışında.

Dördüncü olasılık şu: Saldırıda Sri Lanka’nın derin devletinin parmağı olabilir. Hükümetin düşmesini sağlamak için böyle bir saldırıya ya göz yummuş ya da çeşitli yollarla destek sağlamış olabilirler. Başka türlü, saldırının eşgüdümlülüğünü ve profesyonelliğini açıklamak zor.

Aslında bir olasılık daha var: Saldırganlar Suriye ve Irak’ta savaşa katılmış ve orada askeri eğitim almış olabilir. Öte yandan, bu olasılığı destekleyen bir veri de elimizde bulunmuyor.

Yanıt Bekleyen Sorular

Böylelikle, bu kuşku ve olasılıklar, bize ilerleyen günlerde yanıtlanması umulan şu soruları bırakıyor:

  1. Saldırıların eşgüdümü kimler tarafından ve nerede planlandı? Hiç tanınmamış, deneyimsiz bir örgütün kaynaklarını ve gücünü çok aşan bu eylemde Sri Lanka derin devletinin ve diğer devletlerin bir rolü var mıydı?
  2. Silah ve mühimmat nereden elde edildi? Bu kadar fazla sayıda silahın ve mühimmatın dışarıdan getirilmesi, hele ki kara sınırı olmayan bir ada-ülkede dikkat çeker. Bu silah ve mühimmat, Sri Lanka Devleti malıysa, kuşkular daha da artacak.
  3. Saldırganlar nerede eğitim aldılar? Bu, ilk saldırıları mı? Kimler tarafından eğitildiler?
  4. Saldırganlar kilise dışındaki hedeflere neden yöneldiler? Eylemleri uzun süre üstlenen olmadı. Bu da bir örgütün bu eylemi ünlü olmak, ses getirmek vb. için yapmadığını gösteriyor. Örgütün bir talebi, iletisi, çağrısı vb. de bulunmuyor. Dolayısıyla kim yaptıysa, kendisinin yaptığı bilinmesin istiyor gibi görünüyor. Bu da akla yine komplo kuramlarını getiriyor. Yapanlar, neyden ve neden çekinerek kimliklerinin bilinmesini istemiyorlar? Dış devletlerin parmağı iddiası bir kez daha öne çıkıyor.
  5. Saldırganlar saldırıya, özellikle de kilise dışındaki hedeflere yönelik saldırıya nasıl ikna edildi? (Kilise saldırılarına din üzerinden ikna edilmiş olabilirler; fakat diğer hedeflerde Müslümanlar da olabilir(di).
  6. Saldırganlar neden 5 yıldızlı otelleri hedef aldı? Saldırıların üst sınıflarla ilişkisi ne idi?
  7. Sri Lanka hükümetinin kamuoyundan gizlemeye çalıştığı gerçekler nelerdi? Hükümet uzun süre sessiz kaldı; doyurucu bir bilgi vermedi. Bu da aslında bilip bilmezlikten geldiği birtakım bilgilere sahip olduğunu düşündürüyor.
  8. Saldırılar, Savunma Bakanı’nın iddia ettiği gibi, Yeni Zelanda saldırısına yönelik bir misilleme miydi? Peki, öyleyse saldırganların neden kilise dışı hedefleri vardı?

Sorular daha da arttırılabilir. Bir sonuca varmak zor. En azından, günlerdir dağılmasını beklediğimiz fakat dağılmayan sis bulutunda, sonuca varamasak da en azından doğru soruları sormalıyız.

Prof. Dr. Ulaş Başar GEZGİN

Twitter: ProfUlas

ulasbasar@gmail.com

Cevap Yazın