Neden S-400 Alıyoruz?

ABD Türkiye’nin kısa-orta uzun menzilli hava savunma füze sistemi olan S-400’ü Rusya’dan almasına tepki gösteriyor. Amerika dışında karşı çıkan bir ülke yok. F-35’lerde de sorun var. Amerika neden itiraz ediyor Türkiye’ye?

ABD ile yaşanan sorun sadece S-400, F-35 değil, Suriye’nin kuzeyindeki PKK-PYD-YPG’ye ABD’nin desteği, İran’a ambargosu… Hepsini üst üste koyduğunuzda ortaya bir şey çıkıyor. Mesele S-400 meselesi değil. Mesele; Türkiye’nin bağımlı olup olmama meselesidir. Meselenin özü budur. Çünkü S-400 ile bugüne kadar silah tedarik ettiğiniz alanın dışına çıkıyorsunuz ve ABD buna karşı çıkıyor. “Hayır, siz benim müttefikimizsiniz ama bu müttefik ittifak içinde siz tüketici müttefiksiniz, üretici müttefik olmayın” diyor. Bir anlamda ittifak sistemini kendi pazarı olarak görüyor.

Amerika’nın S-400 ile F-35‘i gündeme getirmesinin sebebi kendini haklı göstermek. Çünkü S-400’de Amerika kendisini müttefiklerine, iç kamuoyuna, bürokrasisine haklı olduğunu anlatabiliyor. Amerika ile Türkiye arasındaki sorunun kaynağı -ki S-400’de buna bağlıdır- ABD’nin terör örgütlerine destek verip vermemesidir.

 

Bunu Birinci Dünya Savaşı’nda Gördük

Biz niye S-400 alıyoruz? 

ABD’nin terör örgütlerine destek vermesi ve bizim yanı başımızda Orta Doğu’da yürütmüş olduğu faaliyetlerin bize tehdit oluşturmasından dolayı bunu yapıyoruz. Çünkü savunma noktasında bize bırakın yardımcı olmayı, tehdit oluşturuyor. Biz de bu tehdidi bertaraf etmek, hava savunma sistemimizi güçlendirmek için diğer bir alternatife bakıyoruz. O zaman burada hatalı olan kim? ABD! Bu tartışılsa yani ABD’nin terör örgütlerine başta PYD-YPG desteği tartışılmış olsa Amerika dünyada kötü gözükecek, herkes onu konuşacak. Türkiye haklı olacak. Farkındaysanız bunun konuşulmaması için Amerika sürekli S-400’leri gündeme getiriyor. Birincisi bu.

İkincisi ise ABD’nin karşısında 1952’den bu yana NATO’dan alışık olduğu, güneydoğu kanadını ne pahasına olursa olsun koruyan bir Türkiye vardı. Kendisine bir görev verilir ve onu yapar. Türkiye şimdi diyor ki; “Bölgede yaşananlardan dolayı benim güvenlik kaygılarım var. Bu her geçen gün artıyor. Artık ben, o sizin bildiğiniz, alışık olduğunuz Türkiye değilim. Bana karşı oluşmuş tehditleri bertaraf etmek için kendi kararlarımı alacak güçteyim. Bu irade bende var. Bunda da en iyi alternatif neyse onu kullanacağım.” Bu nedir biliyor musunuz? Türkiye’nin 1952’den bu yana Amerika’ya bağımlı müttefik olmaktan, bağımsız müttefik olmaya geçiş sürecidir. Baskının nedeni bu.

Bunun bir de şöyle bir sonucu olur: Türkiye bunu ortaya koyduğu zaman Amerika’ya bağımlı başka ülkeler de bu işin dışına çıkmaya çalışır. Bundan da korkuyor. ABD, bağımsız müttefiklerin ortaya çıkmasını istemediği için S-400’ü dolayısıyla F-35’i de bir sopa olarak kullanmaya çalışıyor.

 

2018 yılında Türkiye, Fransa ve İtalya ortaklığıyla kurulan savunma sanayi şirketi Eurosam ile bir anlaşma imzaladı. Yapılan anlaşmayla insansız hava araçlarıyla füzelere karşı savunma sistemi geliştirilecekti Ancak 18 aylık yapılan anlaşmada uzun bir zaman geçmesine rağmen bir gelişme kaydedilmedi. Bunun nedeni nedir? 

Bunun en önemli nedeni S-400 tartışmaları. Türkiye’nin alışıla geldiği davranışları devam etsin, bağımlı kalsın, Rusya’nın alanı daralsın, Türkiye başkalarına örnek oluşturmasın düşüncesi. Hatırlayalım, Suriye’den Türkiye’ye teröristler saldırı yapmaya başladığında adamlar patriotları çekmeye başladılar. Yanılmıyorsam bir İspanya’nın patriotu kaldı. Hollanda, Fransa çekti. Tehlikeye en yakın hissettiğimiz bir dönemde siz NATO müttefikisiniz çekiliyorsunuz. Ortak savunma sisteminin içinde yer alalım dediğimizde kendi keyfinize göre hareket ediyorsunuz.

Daha kötüsünü söyleyeyim;  savunma anlamında bir projenin içine girdiğimizde siz, Türkiye’yi oradan atmaya çalışıyorsunuz. F-35’te olduğu gibi. Bunu biz, Birinci Dünya Savaşı’nda gördük. İngiltere bizim iki gemimizi vermedi hatırlayın. Aynı onun gibi bir şey bu. Peki, o zaman şu soruyu soralım; müttefik olarak ben sana nasıl güveneyim? ABD’nin yakın coğrafyamızda atmış olduğu her adım Türkiye karşıtı. Nasıl güvenelim? Bence tüm bu olanlar Türkiye’nin aklını başına getirmiştir. Ya da getirmesi gerekir.

Söyleşi: Aynur Bayram

Cevap Yazın