Kasasından Tek Kuruş Döviz Çıkarmadan

27 Şubat 1946’da yapılan yardım anlaşmasıyla Türkiye sınırları dışında bulunan ve Amerika’nın işine
yaramayan savaş artığı malzemeyi satın almak şartıyla Amerikan Hükümeti, on yıl vadeli 10 milyon
dolar krediyi Türkiye Hükümeti’ne açmaktadır. Gerçekte Amerikan Hükümeti, Türkiye’ye para yerine
on milyon dolarlık kullanılmış, savaş artığı tasfiye halinde malzeme verecektir. Ayrıca bu borçlanma
için %2,3/8 faiz ödenecektir. Ve bu faiz dahil olmak üzere yıllık taksitlerin resmi kur üzerinden Türk
Lirası olarak ödenmesini de ABD isteyebilecektir.
Merkez Bankası’na yatırılacak olan bu Türk Liralar, Birleşik Devletlerin arzusuna göre harsi, terbiyevi
ve insani gayelere Amerika’nın Türkiye’deki masraflarıyla Türkiye’deki Amerikan memurlarının
ücretlerinin ödenmesinde kullanılacaktır. Görülüyor ki Amerika, kendi ülkesinden bir kuruşluk döviz
dahi çıkarmadan Türkiye’deki masraflarını Türk parasıyla ödeyebilecektir. Ayrıca satın alınan
silahların mülkiyeti de ABD’ye ait olacak ve istediği koşullar içerisinde kullanılabilecektir.
1946’da Cumhurbaşkanlığı, 1964’te Başbakanlık koltuğunda İsmet İnönü oturmaktaydı. Kıbrıs
harekâtı öncesinde Ankara’ya, ABD Başkanı Johnson’un mektubu ulaşır. Johnson, bu ünlü
mektubunda Türkiye’yi tehdit etmekle kalmayıp 1946’da yapılan anlaşmayı hatırlatarak kullanılacak
olan silahların mülkiyetinin ABD’ye ait olduğunu bildiriyordu. Bu nedenle Kıbrıs harekâtı
gerçekleşmez ama Türkiye, bu mektuptan sonra kendi silahını, araç ve gereçlerini üretmeye başlar,
günümüz de ise artık ihraç eden ülke konumuna yükselir.
Hasret Doğu

Cevap Yazın