Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Salı, Ağustos 4, 2020

Halkın Bilgeliği

Büyük Resimde Halkın Bilgeliği Var

Oysa seçim sonuçlarının ortaya koyduğu büyük resme baktığımızda infiale sebep olacak bir durum yoktur. Ne Ankara ve İstanbul’un kaybedilmesi ne de CHP belediyelerindeki sayısal artış AK Parti’ye olan genel halk desteğinin azaldığı anlamına gelmiyor. AK Parti’nin yüzde 44, Cumhur İttifakı’nın yüzde 52 oyu, iktidarın devam etmesi anlamında halk desteğinin aynen sürdüğünü ortaya koyuyor.

AK Parti kadrolarının ve tabanının belediyelerin kaybedilmesini bu kadar mesele etmesi anlamsız değilse de gereksizdir. Bunun; aksine olarak bir iktidar ve Türkiye meselesi haline getirilmesinden kuşkulanmak gerekir. Ankara ve İstanbul gibi büyük şehir belediyelerindeki rant kaynaklarının kaybedilmesi –iktidar mahfillerinin olabilir ama– halkın bir sorunu değildir. Hatta demokrasi göstergeleri ve siyaset dengeleri açısından 20 bin oyla kazanmak neyse kaybetmek de odur. Bu bağlamda kazanmakla kaybetmek arasında bir fark yoktur denebilir.

Buna karşılık, Güneydoğu illerinde Kürt halkının AK Parti’ye teveccühünü göstermeye başlaması bu seçimin en önemli sonuçlarından biridir. Asıl görmemiz gereken budur. Bu açıdan, AK Parti 31 Mart seçimlerinin gerçek galibi sayılabilir. Ankara, İstanbul belediyelerine odaklı bir seçim değerlendirmesinin büyük resimle ilgili bir yanılsamaya yol açmasına izin vermeyecek bir feraset içinde hareket etmek, manipülatörlere bu süreçte prim vermemek gerekiyor. Manipülatörlerin söz konusu yanılsamayı empoze etmekten vazgeçmeyecekleri malum, ancak bundan çıkarı olanlar bellidir: Bir, iktidarsızlık kompleksi içindeki CHP solu; iki, FETÖ’cü madrabazlar. Üçüncü olarak Amerikan emperyalizmini de buraya dâhil etmek icap eder.

Diğer taraftan, iktidar partisinin kaybetmeyi hazmedecek bir olgunluk içinde davranması demokrasinin de şartıdır. 31 Mart’taki kimi kayıpların, AK Parti’de daha önce gündeme gelmiş ancak yüzeysel bir şekilde değerlendirildiğini düşündüğümüz değişim ihtiyacını bir kere daha gündeme getirmesi gerekiyor. AK Parti bir maraton koşucusu olarak kendisini ispatlamış, bu yönüyle zaten ümit kaynağı olmaya devam edebilmektedir. Bütün problemlerine rağmen halktan aldığı desteği kaybetmemesi onun bu ümidi ve duyguyu vermiş olmasından ileri gelmektedir. Belki de hemen bugün itibariyle şahsi ve iç çekişmelerin bir yana bırakılarak yeni bir kucaklaşma, yeni bir “sessiz devrim” sürecinin başlatılması gerekiyor. Başta Tayyip Erdoğan bu sürecin asıl faili olma mesuliyetini üstlenmeli. Seçim öncesi yaptığı “trenden inenler” göndermelerine rağmen, süreç bunu gerektiriyor. Hayal kurduğumuz düşüncesi ise gerçekten acı verici bir durum. İnsan ve düşünce potansiyelimizin heder edilmesi iktidara neyi kaybettirir, ayrı mesele; ancak Müslümanca var olma ısrarını bugün itibariyle AK Parti’de somutlaştırmak isteyen Türkiye halkının kaybetmemesi bizim gerçek meselemizdir.

Halkımız AK Parti’ye güvenmeye, ondan yana ümitli olmaya devam etmekte; bu bir gerçek. Ancak daha samimi, daha dürüst, titiz ve cesur olmak zorunda olduğunu da ona hatırlatmaktan geri durmuyor. Bir baba şefkatiyle adeta vuruyor ama öldürmüyor.

Eline sağlık, evet, sevgili halk! Peki ama şimdi sormazlar mı, bu böyle daha nereye kadar? Kanaatim odur ki yani ben ben isem, halkımızı biraz olsun tanımışsam eğer, bu gördüğümüz AK Parti’ye onun yeni sessiz devrimler için yaptığı son ihtarlardan biridir. Ve de hadise esas anlamıyla sanki bundan ibarettir.

Ali K. Metin

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir