Erdoğan Neden Binali Bey’i Tercih Etti?

Reis, “İstanbul için neden yeni, genç ve dinamik bir aday değilde Binali Yıldırım’ı tercih etti” diye soranlara cevaben;

Recep Tayyip Erdoğan siyasetin piridir… Siyasette kimin ne karaktere sahip olduğunu, kimin çalıp çırpacağını, kimin kendisini ve devletini arkasından bıçaklayacağını defalarca yaşayarak tecrübe etti.. Erdoğan yıllardır Binali Yıldırım’la omuz omuza aynı cephede savaşıyor ve daha bir kere bile kendisinden herhangi bir yanlış hareket veyahut da ihanet görmedi.. Bu bilgiyi öncelikle buradan belirtmekte fayda görüyorum.. Şimdi gelelim meselenin özüne… Neden bir başkası değil de Binali Yıldırım?.. Soru net… Sorunun cevabı da en az Binali Yıldırım’ın kişiliği kadar net aslında..
Arkadaşlar..! İstanbul, namı diğer İslambol, İslam’ın başkentidir.. Dolayısıyla İstanbul’un başına bu saatten sonra deneme yanılma yoluyla hakkında tecrübe kazanacağımız bir başkan adayı seçilemezdi… Hilafet sancağı, 100 yıl önce düştüğü yerden, yani İstanbul’dan kalkacak… Haliyle böyle bir şehrin, yeni yeni ihtiraslara gebe… Kişiliğini ve karakterini sonradan anlayacağımız, kendisini henüz hiçbir projede kanıtlamamış, istemeden de olsa dünyevi hırslarına yenik düşme ihtimali olan adaylara değil..
Kendisini her anlamda kanıtlamış, liderini ve devletini hiçbir zaman arkasından bıçaklamamış, liyakat ve sadakat düsturlarına önem veren, devlet terbiyesi almış, devlette görev aldığı süre zarfında hiçbir şekilde çalmamış çırpmamış, adı herhangi bir usulsüzlüğe veya ahlak dışı olaya karışmamış, proje adam değil, projelerin adamı olan, birikim sahibi bir başkan adayına ihtiyacı olduğu için Reis İstanbul adayı olarak Binali Yıldırım’ı tercih etmiştir…
Beni bilenler bilir, çok uzun yıllardır takip edenler ve sayfamda uzun yıllardır ekli olan arkadaşlar yakinen tanır… La dedim mi, lo demeyen bir kişiliğe sahibim… İnanmadığım veya güvenmediğim bir konu hakkında şahsıma trilyonlar da vadedilmiş olsa, asla ve asla kaleme almam… Sizi temin ederim.. Eğer ki, Binali Yıldırım’ın doğru adam ve doğru aday olduğuna kalben ve fikren inanmamış olsam, siyasi fikrim her ne olursa olsun, hiç kimse bana burada nokta dahi koydukturamaz, gururla söylüyorum… İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı için Binali Yıldırım biçilmiş kaftandır ve benim tercihim de Binali Yıldırım’dan yanadır…

Bugün televizyon kanallarımızda, sosyal medya hesaplarımızda, günün konusu ülkemizdeki erkeklerin fantezileri, fantezileri uğruna çocukları nasıl katlettikleri, falan filan işte… Ben şahsen Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan bir vatandaş olmasam, Müge Anlı’nın, Esra Erol’un, Acun Ilıcalı’nın, Zuhal Topal’ın ve türevi program sunucularının sunduğu, ahlak dışı programları seyretmiş olsam, kesinlikle Türk milletinin erkeklerini sapık, enseste meyilli, çocuk tacizcisi peze…nk, kadınlarını ise f*hişe olarak tanımlarım. Üzülerek belirteyim ki dünyanın hiç bir yerinde, canlı yayın esnasında dedektiflik hizmeti verilen bir program daha yayınlanmıyor…. Dünyanın hiçbir ülkesinde suçluları yakalama görevi bir televizyon programına veya programcısına verilmiyor…
Bunu buradan açıkça söylemekten çekinmiyorum maalesef… Müge Anlı, Esra Erol, Zuhal Topal, Acun Ilıcalı, Cem Yılmaz ve türevlerinin sunduğu programlar sayesinde Türkiye Cumhuriyeti tüm dünyaya canlı yayında rezil ediliyor… Tüm dünyaya “Bizler ülke olarak sapığız, namussuzuz, çocuk tacizcisiyiz, fa.işeyiz, enseste karşı meyilliyiz” mesajı gönderiliyor… Bu ülkenin bir toplum yapısı var, aileleri var, evlendirme daireleri var, askeri var, polisi var, hakimi var, yargısı var.. Bazı işler, devletin resmi kurumlarının işidir.. Devlet evlendirir, devlet boşandırır.. Ortada bir kaybolma veyahutta cinayet varsa, devlet araştırır, devlet bulur.. Suçlulara cezasını devlet verir.. Milleti televizyon ekranlarına çıkartıp, bütün kirli çamaşırlarını, terbiyesizliklerini ve ahlaksızlıklarını ortaya dökmek nasıl bir program sunma anlayışının tezahürüdür, anlamış değilim… Bu türden programlar ve programcılar sayesinde, bu ülkenin insanları ahlaksızlık nasıl yapılır, tecavüz nasıl edilir, karı veya koca nasıl aldatılır, ahlak duvarları nasıl yıkılır, cinayet nasıl işlenir, deliller nasıl karartılır, bunların hepsini öğrendi, öğrenmeye devam ediyor ve maalesef devlet sessiz, aileden sorumlu bakanlık sessiz, RTÜK sessiz… Sahi bu devletin RTÜK diye bir kurumu vardı.. Nerede bu RTÜK dediğimiz kurumun yetkilileri?.. Önceden ahlaksızlıklar televizyon ekranına taşındığında, ekran karartılırdı, şimdilerde ise bu ahlaksızlıkları ekrana taşıyan sunucular, topluma kurtarıcı olarak lanse ediliyor.. Bırakın kim kiminle nerede fanfinileşiyor hikayesini, bırakın ormanların kuytularında, su kuyularında, yol kenarlarında ceset aramayı da, nerede bu RTÜK, nerede Aile Bakanlığı onları arayın… Tabii bulabilirseniz… Diyeceklerim bu kadar..

Şenay Tek

Cevap Yazın