ABD’de Medya Sorunsuz Değil

Amerikan basını araştırmacı gazetecilik örnekleriyle çok konuşuluyor. Haberciliğin bu şekilde ön planda olmasının nedeni nedir ve haberleriyle nasıl bu kadar etkili olabiliyorlar? 

Amerika’da araştırmacı gazeteciliğin örnekleri 1900’lerin hatta 1890’ların başlarında karşımıza çıkıyor. Politik skandallar, şirket yolsuzlukları, belediyelerin usulsüzlükleri araştırma haberlerinin konusu. Bu açıdan bakınca gazetecilik açısından bu tür haberlerin yapılıyor olması çok önemli. O dönem dünyanın birçok yerinde hatta Batı’da bu çapta olmadığı kesin. Hem büyüklük hem tiraj hem de etki bakımından gazeteler güçlü ama sorunsuz değil. İktidar basına etki edebiliyor ama iktidar basını diye bir şey yok Amerika’da. İktidarlardan daha bağımsız hareket edebiliyorlar. Bu nedenle araştırmacı gazeteciliğin bu kadar gelişmiş olmasını yadırgamamak lazım.

Ancak birtakım nedenlerle Amerika’da da araştırmacı gazeteciliğin aksadığı, ihmal edildiği, vazgeçildiği dönemler de olmuş. Özellikle 1915’lerden 1950’lere kadar. Sonraki dönemde Watergate skandalı ortaya çıkıyor. 1970’li yıllarda yapılan haberlerle dönemin Amerikan Başkanı Richard Nixon’u istifaya götürecek kadar etkili haberler yapılıyor. Bunu başka ülkelerde görmek çok kolay değil. Avrupa’da da bazı ülkelerde araştırmacı gazetecilik örnekleri karşımıza çıkıyor. Doğal olarak ülkenin basından yararlanması, basının özgür kılınması, bu özgürlükten rahatsız olunmamasından kaynaklanıyor bu durum.

 

Amerika ‘özgürlükler ülkesi’ olarak adlandırılıyor ama bu, basın içinde öyle mi?

Amerikan Kongresi 1700’lü yılların sonlarına doğru basın özgürlüğünü yasaklayacak karar alınamaz, teklif edilemez diye bir karar aldı. Buna dayanarak Amerikan mahkemeleri, Amerikan hükümetleri basını kısıtlamayı düşünmemiş. Dönemin başkanı çamur gazeteciliği olarak da nitelenmiş araştırma gazeteciliği. Sıkıntı oluşmuş ama basın hiçbir zaman engellenmemiş. Buna rağmen Amerikan basını hiçbir sorun yaşamadı, engellerle karşılaşmadı, her zaman özgür oldu diye düşünmemek lazım. Zaman zaman bazı bilgileri haberleştirmemesi yönünde telkine uğradığını görüyoruz. Bu özellikle kriz dönemlerinde başka ülkelerde de olabildiği gibi savaş ortamlarında; Körfez Savaşı’nda ya da Amerikan basın tarihi açısından önem arz eden “Domuzlar Körfezi” çıkarmasında görülüyor.

1960’larda Amerikan ordusunun, komünistlere karşı bir faaliyeti destekleme amaçlı askeri çıkarma yapacağı gazeteciler tarafından öğreniliyor. Gazeteciler bilgiyi teyit ediyor ancak Amerikan yönetimi, “Bu haberi yaparsanız bizim bütün planlarımızı altüst olur. Amerikan çıkarları için uygun değil” diyor. Gazete kendi içinde tartışmalar yaşıyor ve bu haberi yayınlamaktan vazgeçiyor. Sonradan yapılan çıkarma Amerikan hükümetinin planladığı şekilde gerçekleşmiyor. Küba’da bataklığa saplanıyor, öngörülemeyen durumlar ile karşılaşılıyor. Küba, Amerika’yı başarısızlığa uğratıyor. Çıkarmadan yıllar sonra görevden ayrılan Amerikan başkanı gazetenin yetkililerine; “Keşke siz o haberi yapsaydınız, biz o çıkarmayı yapmasaydık” diyor ve pişmanlık duyuyor müdahale ettiği için.

Amerika, araştırmacı gazetecilik yönünde iyi ama sorunsuz değil. Yansız, tarafsız habercilik yapıyor dememiz çok mümkün değil. Diğer ülkelerle karşılaştırılınca özellikle bizim gibi Orta Doğu ülkeleri karşısında daha az sorunlu olduğunu söyleyebiliriz sadece. İktidar basına etki edebiliyor ama iktidar basını Amerika’da yok. İktidarlardan daha bağımsız hareket edebiliyorlar. Amerika’da basının güçlü olması, araştırma isteyen konuların, olayların haberleştirilmesiyle ilgili. Bunun yanı sıra Amerika’da niceliksel olarak da basın büyük ve güçlü.

Röportaj Aynur Bayram

Cevap Yazın