5 Soruda Edward Said’in Hayatı

Entelektüel kime denir, sorumlulukları nelerdir? gibi soruların tam karşısına devasa bir cevap olarak dikilen Edward Said, ahir ömrü boyunca fikirlerini, eylemlerini ve akademik çalışmalarını hissettiği üst seviye entelektüel sorumlulukla ifade eden önemli bir düşünürdür. Özellikle oryantalizm üzerine yaptığı çalışmalarıyla dünya çapında ün kazanan düşünür, Filistin sorununa dair düşüncelerini içinde bulunduğu konjonktürel yapıyı karşısına alarak özgürce savundu. O halde gelin birlikte yakın geçmişe damga vuran bu değerli düşünürü etraflıca inceleyelim.

1. Edward Said Kimdir?

Şarkiyatçılık alanında yaptığı çalışmalarıyla alana farklı bir soluk getiren ve entelektüel bilincini eylemselliğe dökerek bir entelektüelin nasıl olmasına dair hayatından somut örnekler sunan Edward Said 1 Kasım 1935 yılında Batı Kudüs’te dünyaya geldi. Filistinli Arap-Hristiyan bir ailenin çocuğu olan Said, ailesiyle birlikte 1947 yılında göç ederek Kahire’ye yerleşti. Mısır’da önce Kahire Amerikan Okulu’nda ve ardından Kahire Victoria Koleji’nde eğitim gördü. 1951 yılında ise asıl gelişimini sağlayacağı ve akademik eserlerini üreteceği Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek Massachusetts’teki Mount Hermon School’da orta öğrenimini tamamladı. Lisans eğitimini Princeton Üniversitesi’nde gören Said, akademiye giden yoldaki bir diğer adımı olan yüksek lisansını Harvard Üniversite’sinde tamamladı. Aynı üniversitede İngiliz edebiyatı alanında doktora yapan Said, Columbia Üniversitesi’nde 1963’te araştırmacı, 1965’te asistan, 1968’de doçent ve 1970’te profesör oldu; 1989’da Beşeri Bilimler Old Dominion Foundation profesörlüğüne getirildi. Akademik hayatı boyunca farklı üniversitelerde misafir öğretim üyeliği yaptı. Bunun yanı sıra New York’taki Dış İlişkiler Konseyi, Amerikan Sanatlar Akademisi ve PEN gibi kuruluşların yönetim kurulu üyeliklerinde bulundu. Yaptığı akademik çalışmalardan dolayı çeşitli ödüllere layık görülen Said, 1977-1991 yılları arasında Filistin Ulusal Konseyi’nin üyesi olarak görev yaptı. Yakalandığı lösemi kanseri nedeniyle uzun ve acılı bir tedavi dönemi geçiren Said, 23 Eylül 2003’te New York’ta öldü

2. Edward Said’e göre oryantalizm nedir?

Oryantalizm çalışmaları adı ve geçmişi itibariyle konuya dair farkındalığı olan Doğulu kişiler tarafından tereddütle karşılanır. Hal böyleyken alana dair çalışma yapan herkesin kavrama benzer şekilde yaklaşması beklenemez. Bu yönüyle konuyu ele alışı bakımından Edward Said farklılık arz eder. Oryantalizmi tek bir unsur ya da sosyal olaya dayanak olarak açıklamayan Said, kavramı birçok yönüyle ele alarak kapsamlı değerlendirmelerde bulunmuştur. Ona göre, oryantalizm; kültür, bilim kurumlar tarafından meydana çıkarılmış basit bir tema ya da politik olan değildir. Doğu üzerine yazılmış eserlerin geniş bir koleksiyonu da değildir. Batı’nın Doğu dünyasını ezmeye yönelik “emperyalist komplo”da sayılmaz. Oryantalizm; estetik, bilimsel, ekonomik, sosyolojik, tarihe ait ve filolojik metinler ile “aktarılmaya” çalışılan bir cins jeoekonomik görüşler bütünüdür.

Ancak Edward Said, oryantalizmi bazı politik güçler ve bazı politik hareketlerin bir üretimi olduğunu da belirtir. Ona göre Doğu üzerinde konuşabilecek olan her Avrupalı 19. yüzyılda ırkçı, emperyalist ve tamamı ile ırk merkezciydi. İnsan toplulukları en ileri kültür düzeyi içinde yaşasalar bile, “öteki” bir kültürle ilişkileri sırasında o kültürün insanlarını daima “emperyalist”, “ırkçı”, “ırk merkezci” olarak görmüşlerdir. Böylece oryantalizmde dünyanın Avrupa ve Asya olarak ayırmaya eğilimli kültürel baskıların aracılığıyla ayakta kalabilmiştir. Said özellikle oryantalizmin Batı tarafından, zayıf olduğu için, Doğu’ya empoze edilmiş olan bir doktrin olduğunu ileri sürer.

3. Edward Said’in anlam dünyasını yoran içsel çıkmazı neydi?

Süslü bir İngiliz isim ile Arapça kökenli bir soyad taşıyarak hayatı boyunca anlam bunalımı yaşayan ve kendini bir kültüre ait hissedememesinin verdiği sıkıntıyla kendini yersiz yurtsuz bir insanoğlu olarak gören Edward Said bu içsel çıkmazla sonsuzluğa kavuştu. Said yaşadığı bu sorunu ise şu dizelerle ifade eder: “… keşke tam Arap ya da tam Avrupalı ve Amerikalı, tam Ortadoks Hristiyan veya tam Müslüman ya da tam Mısırlı olsaydık diye hayıflanarak, bu dilediğim umutsuzluğunun son derece belirgin anısıyla içimde taşıdım.”

Yine adı ve soyadı arasındaki içsel çelişkiyi ve bu çelişkinin hayatındaki yerini şu sözlerle ifade eder: “Yıllar yılı biraz da o an ki duruma göre, “Edward” ı ağzımda yuvarlayıp, “Said” i vurgulamayı ya da bunun tam tersini yapmayı yeğledim. Kimileyin de bu ikisini öyle peş peşe getiriyordum ki, ne biri ne öbürü anlaşılabiliyordu. Ne olursa olsun katlanamadığım, ama sıklıkla yüzleşmek zorunda kaldığım şey tanışma anlarında, karşımdaki insanların yüzlerinde beliren o kulaklarına inanamaz, sorgular ifadeydi: Edward? Said?”

4. Bir entelektüel olarak Filistin sorununa bakışı nasıldı?

Fikirlerini ne pahasına olursa olsun eylemselliğe dökmekten çekinmeyen, hayata geçirdiği fikirleriyle entelektüel bilincin nasıl olması gerektiği noktasında organik aydınlara adeta ders veren önemli bir fikir adamıydı Edward Said. Filistin sorununa dair görüşlerini esas alarak, Filistin tarafından İsrail tarafına taş atarak düşüncelerini eyleme döken Said, siyasal konjonktür, akademik kariyer demeden sergiledi bu tavrı. Tabi ki sergilenen bu eylemin öncesi de vardı. Hristiyan bir Filistinli olarak özellikle 1967 savaşından sonra Filistin meselesiyle daha yakından ilgilenen, kendi kimliğinin daha çok farkına varan, Amerikan kamuoyunda Filistin meselesinin bir tür sözcülüğü görevini üstlenen faal bir yanı da bulunmaktaydı Edward Said’in. Bu anlamda Filistin sorununun çözümüne kafa yoran Said, sorunun çözümünde entelektüele çok önemli rol biçmektedir. Ona göre çözümün en önemli saç ayağı entelektüelin yaratacağı bilinç ve bu bilincin yaygınlaştırılmasıdır. Edward Said, çözümü toplumu örgütlemek ve harekete geçirmekten geçtiğini de belirtmektedir.

Oslo barış görüşmelerinin Filistin halkında oluşturduğu iyimser havayı eleştiren, Yaser Arafat ve çevresindekilerin Filistin halkının çıkarlarını savunmadığını söyleyerek onları İsrail’in taşeronluğuyla suçlayan Said, ABD’nin istisnasız olarak her durumda İsrail bakış açısını desteklediği ve İsrail yandaşı olmaktan asla çıkmadığını söyleyerek ABD’nin adil bir aracı olmadığını da belirtmiştir. Bununla birlikte Filistin’de yaşanan sorunun çözümünün ancak birlikte yaşama kültürünün inşa edilmesiyle mümkün olacağını her fırsatta belirtmiştir. Barışın somut zemini üretildiğinde kalıcı bir çözüme kavuşulacağını ve bu somut zemininin ne pragmatizmle ne de pratikle sağlanabileceğini, çözümün sadece ve sadece ahlaki bir vizyonla tesis edilebileceğini vurgulamıştır. Oslo barış görüşmeleri sürecinde de en çok eleştirdiği nokta ahlaki bir duruşun sergilenememiş olmasıdır

5. Başlıca eserleri hangileridir?

“Şarkiyatçılık” adlı eseriyle dünya çapında ün kazanan Edward Said, ilimle geçen ömrünün ardından bizlere çok sayıda değerli eser bıraktı. Bu bölümümüzde de doktora döneminden öldüğü son ana kadar neşrettiği çok sayıda eserleri arasından Türkçe’ye çevrilen kitaplarını sizlerle paylaşacağız:

Filistin Sorunu, Milliyetçilik, Sömürgecilik ve Yazın, Entelektüel (Sürgün, Marjinal, Yabancı), Kültür ve Emperyalizm, Şarkiyatçılık, Haberlerin Ağında İslam, Kış Ruh, Yeni Binyılda Filistin Sorunu, Yersiz Yurtsuz, Freud ve Avrupalı Olmaya, Hümanizm ve Demokratik Eleştiri, Oslo’dan Irak’a ve Yol Haritası, Paralellikler ve Paradokslar, Müzikal Nakışlar, Geç Dönem Üslubu, Kültür ve Direniş, Joseph Conrad ve Otobiyografide Kurmaca.

Kaynakça

Yücel Bulut, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, cilt: 35, 2008

Ezgi Gönültaş, Edward Said’in Eserlerinde Oryantalizm ve Emperyalizm İlişkisi, Kırklareli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji ABD. Yüksek Lisans Tezi, 2008

Muhammed Ali Sabuncu, Entelektüelin İşlevi ve Bir Entelektüel Olarak Edward Said, Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Yönetimi ABD. Yüksek Lisans Tezi, 2014

beyaztarih.com

Cevap Yazın