Tarih Boyunca Din Kurucularına Yaklaşımlar

Dinler Tarihi’ne göre tarih boyunca din kurucusuna veya peygamberlere yönelik temel iki yaklaşım göze çarpar;
1. Teolojik Yaklaşım:
a. Bu yaklaşım, din kurucularının üstü örtülü, yüksek ve olağanüstü bir alemi ve gelecekle ilgili sırları hayatları boyunca tecrübe ettiklerini, onların görüp işittikleri şeylerin salt vahiyler olduğunu savunur.
b. Bu anlayışa göre kutsallıkla ve aşkınlıkla ta-mamen entegre olmayan hayat anlamsızdır.
c. Yaklaşım, hayatın geçerli olabilmesi için ta-mamen teolojik sırlarla dolu olması gerektiğini savunur.
d. Böylece bu yaklaşım, din kurucusunun her yönüyle metafiziğe mahkum ve onun kontrolü altında olduğunu ve inancın menfaatleri doğrultusunda elverişli olacağını iddia eden teolojik bir hayat anlayışının ağır baskısı altın-dadır.
e. Bu görüş için, kutsallıkla örtülü gizem, din kurucusunun metafizikle yakın temas halin-deki bedenindedir. Yani onun maddi olarak herşeyi ( mesela kesilen saçları, tırnakları, nefesi, yüzü, sidiği, kanı ve temas ettiği objeleri -elbiseleri, silahları ve araç gereçleri-) bile mukaddestir.
2. Tarihsel Fenomenolojik Yaklaşım
a. Bu yaklaşıma göre dinin kendi somut tarihsel haliyle bilhassa din kurucusu tarafından şekillendirilen dinin aldığı formun bilinmesi gereklidir.
b. Dinin, sırasıyla kültürel, bilimsel, sanatsal, felsefi, sosyo ekonomik yapı ve politikaları gibi din kurucusu tarafından bizzat öğretilen yönleri en doğal veya en sade haliyle ilk başta yaşanmış olmalıdır.
c. Bu anlayışa göre devrimci karakterdeki din kurucusu, içinde yaşadığı toplumun oluşturduğu geleneksel kültten memnun değildir. Onların sevdiği büyüden ve kültsel davranışlardan uzak durur.
d. Insanlara geleceğin dinamiğini açıklamak ister. Bu yüzden kurduğu sistem, taze sözler, derin anlamlar içeren veciz ve dinamik cümlelerden oluşur.
e. Böylelikle din, kurucusunun öğrettiği ve yaşadığı tam bir organik yapı olarak hem dipdiri hem de hayati bir organizma olarak karşımızda durur.
e. Bu organik haliyle din, bu ha-yatta tek bir unsuru bile yalın kalmadan işlemesi gereken, gelişmeci dairesel güç odağına dönüşür.
f. Zaten dinin, kurucusu tarafından vaz edilen tüm unsurlarını birbirinden soyutlayarak bir parçasını anlamlandırmak mümkün değildir. Mesela bir din kurucusunun öğretici ve be-nimsettirici hayat hikayesi kendi dünya görüşünü yansıttığından onu bilmeden dini tam olarak anlamlandırmak zordur.
g. Onun öğrettiği vahiyler, açık, berrak ve anlaşılır olup hitap ettiği toplumu entegre edici ve kötülükleri yok edici mesajlardır.
h. Bu yaklaşıma gire din kurucusunun yaşadığı din, anlaşılmazsa ise o dinin kendisi tam olarak anlaşılamaz.

Prof. Dr. Mustafa ALICI, Evrimci Politeizm-Devrimci Monoteizm İstanbul 2013

Cevap Yazın