Sanat, Estetik, Mimari – Kısa Bir Tarih, Sanat ve Dünya Turu

Sanat, Estetik, Mimari – Kısa Bir Tarih, Sanat ve Dünya Turu

Güncel siyasi tartışmalar karşısında suskunluk ve sanat, benim özellikle tercih ettiğim ifade biçimleri, kimseden anlamasını beklemiyorum, onaylamasını da. Bir başka açıdan sanat, münakaşacı toplumdan ıramak için iyi bir yol olduğu gibi, ortaya çıkması muhtemel ruh ve sinir hastalıkları için de önleyici tedbir.

Sanat, günümüzde Müslüman dünyanın anlamadığı konulardan. Klasik döneminde iyi bir sentezleme/terkip olan İslam sanatı, 17-18. yüzyılda sona erdi, günümüzde Müslüman dünyanın sanatta da adı yok.

Mağaralarda yaşayan atalarımız da sanatçıydı. Günümüzün Vandalları ise şehirlerde yaşıyorlar, bir şey bildikleri yok, cehalet içinde yüzüyorlar, mağara insanlarından daha fazla şey öğrenirsiniz.

***

Dağda, kırda, bayırda hayvan kovalayan avcı-toplayıcılar, 12 bin yıl önce Göbeklitepe’yi inşa ettiler, mühendislik, ince işçilik, -özellikle kabartmalarda göze çarpan- sanatçılık kayda değer. Bir de günümüzde yaşadığımız coğrafyada yapılan işlere bakın, görgü, duygu, estetik, zevk, hiçbir şey yok, düpedüz rezalet. Avcı-toplayıcı arkadaşlar, adamsınız!

***

Toplumumuz güzellik duygusunu yitirdi, güzeli seçme ve takdir etme yeteneği sıfır – zevksizliğin zirvesinde. Güzellik duygusunu kaybedince her yere saçma sapan binalar dikersiniz. Gündelik hayatta zevk ve sanat yoksa kabalık, görgüsüzlük, çirkinlik var demektir. Fotoğraftaki sokak bize azıcık insan olun diyor. Renkler harika, kapı ve merdiven süslemeleri bile başlı başına bir güzellik. Yer: Tunus.

***

Ev dediğin insanda güzellik duygusu uyandırmalı, huzur vermeli. Sabah kümesten çıkıyoruz, akşam kümese giriyoruz, oturduğumuz -kümes hükmündeki- evlerin tarihten miras aldığı hiçbir şey yok, kültür sıfır, estetik sıfır. Moderne çamur atmayınız, zira bu yapılar modern de değil, kabataslak bildiğiniz kümes. Fotoğrafların biri Küba’dan, diğeri Venedik’ten, en azından bakıp hayal kuralım.

***

Burano-Venedik ve Chicago… İnsanca, pek insanca; iblisçe, pek iblisçe…

***

Mekân insanın aynasıdır, her mekân, onu inşa eden kişi ya da toplumun düşünce dünyasını, kültürünü, inancını, dünya görüşünü yansıtır. Mütevazılık, yücelik, şaşaa/debdebe, maneviyat, yansıyan, görülen ya da hissedilen her ne olursa olsun güzellik duygusu uyandırmalıdır ki maksat hâsıl olsun. Fotoğrafta görülen mekân, Bayezid Külliyesi’nin bir parçası. Külliyeye ait imarethane -ki bir bölümü II. Abdülhamid döneminde restore edildi- ve kervansarayın günümüze ulaşan kısmı, Beyazıt Devlet Kütüphanesi tarafından kullanılıyor. Önünden geçerken durup bu kapıya uzun uzun baktım ve fotoğrafını çektim, bu kapıdan geçmek bile başlı başına bir zevk olur herhalde. Yer: İstanbul.

Foto: Atilla Fikri Ergun

***

Evet, buna sanat diyoruz, orijinal, artık yapılamıyor. Süleymaniye’den…

Foto: Atilla Fikri Ergun

***

Kasvetli bir fotoğraf oldu. Camdaki yağmur damlalarının ardında bir tarih, bir kültür, estetik ve sanatsal yaratıcılık var. Şehzade Camii-İstanbul.

Foto: Atilla Fikri Ergun

***

Bu bir estetik meselesi. Sanatsal yaratıcılık günümüz Müslümanında var olmayan bir kabiliyet.

Foto: Atilla Fikri Ergun

***

Şehzade Camii’nin avlusundan… Medeniyet, kültür, estetik, zarafet, abdest alırken dahi bunlarla iç içesiniz lakin o musluklar olmamış, tezyinata uygun daha dekoratif bir malzeme kullanılmalıydı. Sanat yoksa medeniyet yoktur.

Foto: Atilla Fikri Ergun

***

Sokollu Mehmet Paşa Camii, bu cami iki köprü arasında adeta kayboldu, sapa bir mevkide bulunuyor, cuma namazları dışında cemaati var mı bilmiyorum, yan tarafı otoparka dönüşmüş, diğer tarafta tersanenin vinci görünüme ayrı bir “güzellik” katıyor. Çevre düzenlemeleri tarihi eserler merkeze alınarak yapılmalı, “kamu yararı” sonraya kalsın, kaldı ki bu da kamu yararı.

Foto: Atilla Fikri Ergun

***

Müslüman sanatı, modern bedevilerin anlayamayacağı türden. Arap ustaların eseri olan tavan, Avrupa’da en iyi korunmuş İslami örneklerden birisi. Cappella Palatina (Palatina Şapeli), Palermo-İtalya.

Foto: Fabio Florio

***

Fanatiklik cehalettir. Fanatik, hayatın tek temel gerçeği olarak kabul ettiği şey ne ise her şeye onun üzerinden bakar ve her meseleyi getirip ona bağlar. Takım taraftarlığından kültür ve medeniyete kadar her alanda böyledir, bunun doğal sonucu olarak fanatik dediğimiz kişiler diğerlerine hak tanımadıkları gibi, bir başkası kayda değer güzel bir şey yapmış olsa dahi onu aşağılama, zemmetme yoluna giderler. İnsan denen varlık, şeyleri olduğu gibi görme konusunda zaten sıkıntılıdır, üzerine bir de fanatiklik eklenince iş şirazesinden çıkar. Şimdi, aşağıdaki fotoğraflarda ne görmeliyiz, sanat mı, Hristiyanlık mı, yoksa ikisini birden mi? Yapı, her ne adına yapılmış ve her ne için kullanılıyor olursa olsun onun güzelliğinin hakkını vermeli miyiz, yoksa onu görmezden gelmeli ya da çöpe mi atmalıyız? Başkası ne düşünür bilemem, bence muhteşem. İmkân olsa yakınına şövaleyi kurup, 50’ye 70 cm güzel bir suluboya resmini yapmak isterdim. Yer: Mallorca-İspanya. Palma Katedrali/Catedral-Basílica de Santa María de Mallorca, Gotik, 13. yüzyıl.

***

Evet, bu da bir sanat eseri, Geç Gotik ve Rönesans karışımı, St. Jerome Manastırı, Lizbon-Portekiz. Sanat her yerde sanattır. Farklı coğrafyalarda, farklı kültür ve medeniyetlere ait sanat eserlerini güzel bulmak kişiyi dinden çıkarmaz. Elinde olsa put ya da puthane oldukları gerekçesiyle sanat eserlerini, mimari yapıları havaya uçurmaktan ya da yerle yeksan etmekten çekinmeyecek, bilakis bundan haz alacak olan bedevi kafa yapısı zararlıdır. Yobazlıktan sakınınız! Gidip ayine de katılmayınız tabii.

***

Notre Dame, Kuzey Gül Penceresi, yüksekliği 21 metre, yangından kurtarıldı. Katedral yanarken Vandallar sosyal medyada sevinç çığlıkları atıyorlardı. Hayatınızda böyle bir şey gördünüz mü, hiç sanatla meşgul oldunuz mu, mesela bir resim yapmak için saatlerce uğraştınız mı? Ne gezer! Âkif’in dediği gibi, hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen, iki kazma kürek, iki de ırgat gerek, Notre Dame da o hesap. Vandal, iyi bak bu fotoğrafa, hayatında bir daha böyle bir şey göremezsin.

***

Teatro Anatomico/Anatomik Tiyatro ya da Anatomi Tiyatrosu, 16. yüzyıl, Padova-İtalya. Erken dönem modern üniversitelerde, anatomi öğretiminde kullanılan amfitiyatro şeklinde salon. Orta yere insan veya hayvan bedenleri konulup, üzerlerinde işlem yapılıyordu, öğrenciler de seyredip öğreniyorlardı. Sanat, kendini her yerde gösterir.

***

Bonus: Ebu İnaniye Medresesi, 14. yüzyıl – Fas.

Foto: Eric Ross

Şimdilik bu kadar…

Atilla Fikri Ergun

Cevap Yazın