Organize İşler

Yılmaz Erdoğan’ın ‘organize İşler’ filmlerini pek çoğumuz izlemiştir. Şimdi o filmlerin bir yenisini izliyoruz. Ama bu kez baş rolde Yılmaz Erdoğan yok. Yıllardır her seçimde ‘hile yapıldı’ diyenler var. Hem öyle organize işler ki… Nüfus müdürlüğüne belediyeden adam yerleştir. O kişi belediyede birileriyle ‘organize’ çalışarak seçmen kütüklerinde oynamalar yapsın. Kimi seçmenleri seçmen olmaktan çıkarsın. Onların yerine yeni seçmenler yazsın. Bunların arasında 15-16 yaşında çocuklar da olsun. Bunlar Belediye ile iş yapanlara ‘şu kadar seçmen getireceksin’ talimatlarıyla bulunsun. Bu arada boş arsalar, oturulmayan konutlar, hatta bir sağlık ocağı, bir TIR garajı ikametgah gösterilsin. Bu sahte seçmenler buralara gruplar halinde yerleştirilsin. Bunlara seçmen kartı çıksın… Yetmedi sandık kurulu başkanlıklarının üçte birine yasal yeterliği olmayan ‘kendi adamım’ denilecek kişiler yerleştirilsin. Olsun da olsun; daha ne olsun. Yılmaz Erdoğan’ın çizdiği karakter ellerine su dökemez.

Tabi ben bu gelişmeleri izlerken tarafgir ve önyargılı bir gözle bakıyorum. Tarafsız dersem yalan olur. Ama inanın, ‘bu kadarı da olamaz, bunu yapmış olamazlar, yapmış olmamalılar’ gibi kendi kendime telkinler yaparak izliyorum. Neden? Bu ne demek biliyor musunuz? Demokrasi terazisinin bir kefesi öyle yara alır ki bu yara hiç iyileşmez. ‘Açık oy gizli sayım’ garabetini bile gölgede bırakır bu durum. O hiç olmazsa bir kuraldı. Aldatmaydı falan ama kuraldı. Peki bu ne? Düpedüz sahtekarlık, düpedüz ‘organize işler’. Öyle belgeler çıkıyor ortaya ki evlere şenlik. Bizim muhalefet kim bilir kimlerin elinde oyuncak.

Demek doğru dürüst miting falan yapmadan boşuna ‘şuraları buraları alacağız kesin’ diye yağıp gürlememiş bunlar. Demek Martın 10 u, 20 si diye boşuna verilmemiş tarihler. Demek güvendikleri bu organize işlermiş. Herhalde haber bekliyorlarmış ‘işlem tamam’ diye. Büyük Çekmeceden çıkan bu koku bütün Türkiye’yi sarar. Boşuna değil ‘mazbata da mazbata’ diye tutturulması. Boşuna değil medya patronlarına YSK ya parmak sallamalar. Demek koku yayılmadan alıp kaçalım derdindeler. Büyükçekmece’de bunları yapanlar, kim bilir başka nerelerde neler yapmamışlardır.

Büyük Çekmeceden yayılan bu koku ortalığı sarmadan üstü örtülüp gitsin diye yavuz hırsızlık peşindeler. O boş arsalar aslında ikametgahmış da, kentsel dönüşüm kapsamında yıkılmış da, gerçek seçmenlerin ikametgahı hala orada görünüyormuş da, aslında binlerle ifade edilen sayılar üç beş yüzü geçmezmiş de… Peki TIR garajı da mı kentsel dönüşüme uğramış; sağlık ocağı da mı?

Tabi tabi; bu işlerin suçlusu elbette AK Parti. Kaç yıllık iktidar değil mi. Ya seçimi doğru dürüst yapamamış, ya da bu kirli işleri engelleyememiş de şimdi itirazlar ediyormuş. Yani 15 Temmuza tiyatro diyenlerden başka ne beklenir.

Firuz Türker

Cevap Yazın