Ne zaman ülkemizin menfaatlerini korumaya kalksak, ne vakit bu yönde ciddi bir adım atsak, hep aynı muamele ile karşılaşıyoruz. “Sizi NATO’dan çıkarırız”tehdidi, Demokles’in kılıcı gibi dolaşıyor tepemizde.

1964 Yılında Kıbrıs’taki hak ve menfaatlerimizi korumak için Ada’ya müdahaleye hazırlanıyorduk. Ünlü Johnson Mektubu geldi. ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, Başvekil İnönü’ye gönderdiği mektupta, Türkiye’yi Sovyet işgali ve NATO ile tehdit etti. “Sovyetler, Türkiye’ye bir müdahalede bulunursa, NATO sizi korumaz” anlamına gelecek ifadeler kullandı.

Kaba, çirkin ve saldırgandı yazdıkları. O da zaten bunu kabul etti. Mektubunun altına, “Sözlerimi çok fazla sert bulabilirsiniz” diye ekledi.

Yapamadık o müdahaleyi…

İsmet İnönü’ye atfen, “Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye’de orada yerini alır” sözlerini ürettik. Ama ne o yeni dünya kuruldu, ne de Türkiye ABD’nin dümen suyundan çıkabildi.

Onlar da bize uygun gördükleri kadar silah verdiler. Uygun görmediklerini esirgediler. S 400ihtiyacı da bundan dolayı ortaya çıktı.

Müttefiklerimiz savunma ihtiyacımızı gidermeyince mecburen Moskova’ya yöneldik. Ruslarlauygun ve istediğimiz şartlarla S 400 anlaşması yaptık.

Sen misin bunu yapan!

O günden beri üzerimize yükleniyorlar. Dün Johnson ne yapmışsa, bugün de onu yapıyorlar. Bizi NATO ile tehdit ediyorlar. Kaba, saldırgan ve küstah tavırlar sergiliyorlar. Üstelik tehditlerinin dozajını her geçen gün artırıyorlar.

Biz direndikçe, daha saldırgan bir tavır sergiliyorlar.

***

Önce, “S 400’ler NATO standartlarına uygun değil” dediler. Ardından, bu hava savunma füzelerinin ortak ürettiğimiz F-35 uçakları için tehdit oluşturduğu iddiasını ortaya attılar. Hepsi hikâye, tamamı bizi engellemeye yönelik tabii ki.

Çünkü NATO üyesi bazı ülkelerin elinde Rus yapımı S 300’ler var. Onlara ses çıkarmayanlar, bugün S 400’ler yüzünden bizi tehdit ediyorlar. Hem savunmamızı engelliyor, hem de bize çizdikleri sınırın dışına çıkmamamızı sağlamaya çalışıyorlar.

Son olarak da bazı ABD Senatosu üyeleri New York Times Gazetesi’nde ortak bir makale yayınladılar:

“Ya F-35, ya S 400; ikisi birden olmaz” dediler. S 400 tercihinin, ABD ile ilişkiler ve NATOüyeliğimiz açısından “çok derin sonuçları olacağı” tehdidini savurdular. F-35’lerle ilgili bazı faaliyetlerin askıya alınmasından bahsettiler. En önemlisi de S 400’lerde ısrar edersek “Türkiye’ye yaptırımlar uygulayacaklarını” yazdılar. Bunun da “Türk ekonomisine ağır hasar vereceğinden” bahsettiler.

Geçmişteki Johnson Mektubu neyse bu da o! Düpedüz tehdit bunlar!

***

Peki biz ne yapacağız bu durumda?..

Önümüzde iki yol var. Birincisi, geçmişte olduğu gibi tehditlere boyun eğmek. İkincisi de İnönü’ye atfedilen sözler gibi “Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye de orada yerini alır” demek. Tam olarak öyle olmasa da biz bu ikinci yolu göze almış durumdayız.

Çünkü TürkiyeABD’nin eyaleti değil, bağımsız bir ülke. En önemlisi de artık ayağımıza vurulan prangalardan kurtulmak zorundayız.

Tehditlere boyun eğip, her seferinde geri adım atmanın yok ki sonu!

Emin Pazarcı/Akşam

Cevap Yazın