Editörden Nisan 2019

İslamofobia, Türkofobi’ya Dönüşmüştür

“İslamiyet Allah tarafından gönderilen bir din değildir. Bizim görev vermediğimiz ve bize küsen bir papaz Mekke’ye giderek Hz. Muhammed’de Hristiyanlığı öğretti. Bunun adı da İslamiyet oldu.”

Orta Çağ’da Katolik kilisesi papazları, Hristiyanları böyle kandırıyorlardı. Bu tarihi palavra tutmadı. Endülüs Emevilerinin İspanya’yı fethederek Avrupa’ya yerleşmesiyle beraber bu sefer papazlar Hristiyanları, “Müslümanlar bizi kılıçtan geçirecek” diye kandırmaya başladılar.

Osmanlı’nın Avrupa’ya açılmasıyla Hristiyan papazların uydurdukları hikâyelerine bağlı olarak İslamiyet’e olan mesafeyi hep uzak tutmaya çalıştıklarını görüyoruz. Hatta bazı papazlar, Osmanlı’nın Avrupa’ya hâkim olmasıyla yeni keşfedilen Amerika’ya toptan göç etmeyi bile önerdiler. Osmanlı’nın Avrupa’da kaldığı 400 yıl boyunca papazlar halkı sürekli “Türk” varlığı üzerinden korkuttular.

Modern zamanlarda 11 Eylül saldırıları ve Londra metrosuna düzenlenen saldırı ile İslamofobia kurgusu İsrail, AB ve ABD’nin katkılarıyla yeni bir evrim geçirdi. Ülkelerinde kime hizmet ettiği malum sözde Müslüman kimlikli kişilerin gerçekleştirdikleri terör saldırılarını da halka İslamiyet’in bir sonucu olduğuna dair gösterimlerle anlattılar. Batı’da ve Amerika’da halk hiç tanımadığı İslam’a ve görmediği Müslümanlara karşı kin duygusuyla doldu.

Batılı insanların beyinleri Müslümanlardan korkmaları gerektiği şeklinde şartlandırıldı. Bu “öcü” her gün, her saat kendilerine hatırlatılmaya başlandı. Bu şartlandırma seanslarında İslamiyet’in kendisinden değil de bazı gurupların uygulamalarından örnekler vererek gerekçe oluşturdular.

Önceleri çağcıl gelişmelerden ve refah düzeyinden mahrum olan İslam toplumları kendilerini eğitim, toplumsal yapı ve ekonomik olarak geliştirmeye başlayınca Batı dünyası için tehdit olarak algılanmaya başladılar. Oluşturulan yapay tehditle Müslümanları şeytanlaştırmak için medya etkin olarak kullanıldı.

Amerika’da kurgulanan ve tüm dünyaya servis edilmeye çalışılan İslamofobia artık manipülatif bir politika olmuştur. İslamiyet Avrupa’da ve Amerika’da hızla yayıldığı için başta Hristiyan ve diğer gayrimüslim toplulukları tehdit ediyor. Daha doğrusu öyle bir algı gerçekleşiyor.

Batılı İslamofobik teorisyenlere göre İslamiyet durağandır. İslamiyet kadınları ikinci planda ve sosyal hayat dışında tutan bir dindir. Batı’da var olan özgürlükler, dini serbestlikler İslamiyet’in Batı’da yayılmasıyla zamanla yok olacak. Örneğin, Belçika’da var olan eşcinsel evlilikler, evlilik dışı çocuklar bile İslam’a karşı bir silah olarak kullanılmaya başlanmıştır. Basında ve medya’da eğer İslam Avrupa’da ve Amerika’da bu hızla yayılmaya devam ederse tüm bu insanlar tehdit olarak görülecektir. Bu nedenle de herkes kendi tedbirini almalıdır anlayışı yaygınlaştırılmıştır. Bunu medya aracılığıyla halka yaydılar. Aslında İslam’a karşı 1920’li yıllardan itibaren Amerika’da halka işlenen bir anlayış mevcuttur. Bu anlayışı yerleştirebilmek için 1926-2014 yılları arasında 500’ün üzerinde film yapılmıştır.

Günümüzde İslamofobia propagandasının baş aktörleri Washington Post ve Fox Medya olduğuna dair birçok görüş vardır. Avrupa’da bugün yasaların çoğu İslamofobia bahane edilerek dönüşüme uğramıştır.

Yörünge, meselelere tek pencereden bakmayarak Türkiye’nin entelektüel aklının buluşma noktası olmaya devam ediyor. Bunu kapak konumuza ilişkin makaleleri okurken daha iyi göreceğinizi düşünüyoruz.

Son Yeni Zelanda katliamında da görüldüğü gibi, mağdur Müslümanlara en esaslı bir biçimde Türkiye Cumhuriyeti sahip çıkarken Kudüs’ü ve Kudüs Davası’nı ABD’ye satanlar meseleyi sıradan taziye mesajlarıyla geçiştirmişlerdir. İmam-ı Şafii’nin dediği gibi fitne oklarının yönü yani katilin silahındaki yazıların hedefi belliydi. İslamofobia, Türkofobia’ya dönüşmüştür.

Cevap Yazın