Yeni Zelanda’daki Terörist Saldırının İpuçları…

Yeni Zelanda’da, Christchurch kentinde Cuma Namazı esnasında iki camiye düzenlenen terörist saldırıda, çok sayıda kişi hayatını kaybetti.

Hagley Park bölgesindeki Al Nur Camisine gerçekleşen terör saldırısının yanında Linwood Mahallesinde bulunan bir camiden daha silah sesleri geldi. İki farklı camiye yönelik gerçekleştirilen terör saldırısını iki farklı kişinin yaptığı gelen bilgiler arasında.

Terör saldırısında dikkatleri çeken ve dikkatlerden kaçan bazı noktalar var. Saldırının bilgisayar oyunlarına benzer şekilde gerçekleştirilmiş olması ve teröristin saldırı anını sosyal medya hesabından canlı olarak paylaşması, terörist saldırının çok önceden planlanmış ve içinde propaganda barındıran bir saldırı olduğu gerçeğini gözler önüne seriyor.

Teröristin silahındaki mesajlar, bu saldırının arkasında gizlenen büyük oyunun deşifresi niteliği taşıyor. Silahta yazılan isimler daha önce Müslümanlara yönelik saldırılar düzenleyen teröristlerin isimlerinden oluşuyor. Bunun yanında Sultan Murat’ı şehit eden Sırp askerin ismi de Sırpça olarak yazılmış. Saldırının puzzle parçalarını birleştirdiğimizde üç önemli husus göze çarpıyor.

İslamofobik nefret namluya sürüldü…

İslamofobik zihniyetin propagandadan endüstriye, ardından mermiye dönüşerek namluya sürülen ve kitlesel kanlı eylemlere evrilen süreçte, Batı’nın dinden, kiliseden uzaklaşmasının önünün alınmaya çalışılması, tüm dünyada bir İslam düşmanlığı oluşturulmaya çalışılması işin ekonomik ve siyasi tarafının yanı sıra bir dinler arası savaşın da izlerini taşıyor. Bir yandan dinler arası diyalog adı altında Protestan İslam’ın yayılmaya çalışılması diğer yandan kanlı eylemlerle İslam’ı terörizmle yan yana getirilmeye çalışılması birbirini besleyen iki nehir gibi akmaya devam etmektedir. İslamofobik nefretin kanlı eylemlere, terörist faaliyetlere dönüşmesi, islamofobinin önü alınamaz bir şekle dönüşmesinden ziyade oyunun ikinci perdesi olduğunu açık etmektedir.

Saldırının bir bilgisayar oyunu gibi gerçekleştirilip sosyal medyadan canlı olarak verilmesi de propagandanın ne derece çirkin ve insanlık dışı olduğu, Batı terörizmine davetkar sunum niteliği taşıdığı da ayrıca incelenmelidir.

2017 yılının Mart ayında Papa’nın Avrupa Birliği liderlerini aralarında İngiltere olmaksızın bir araya toplaması ve fotoğraf vermesi, Vatikan’ın, Haçlı Birliğinin dağılmasından duyduğu endişeyi de göstermektedir. Brexitin domino etkisi yapmasından ve Haçlı Birliğinin dağılmasından korkan Papa, ortak din etrafında birliği sağlama çabaları ve bunun yanında Vatikan’ın yolsuzluk, pedofili ve din adamlarının hemcinsleriyle olan ilişkileriyle uğraşmak zorunda kalması Katolik dünyada ve Hristiyan dünyada etki gücünün zayıflaması sonucunu da doğuruyor.

Saldırıda mesaj İngiltere’ye mi?

Teröristin islamofobik nefretle İslam düşmanlığı kisvesi altında Müslümanlara yönelik gerçekleştirilmiş olması, terörist saldırının Yeni Zelanda’da yapılmış olması Brexit’in konuşulduğu ve İngiltere’nin siyasi çıkmaza sürüklendiği bu dönemde arada bir bağ kurmak çok da zorlama olmasa gerek.

Yeni Zelanda, hala İngiltere’ye bağlı bir ülkedir. Birleşik Krallıktan bağımsızlığını ilan etmesi bu gerçeği değiştirmemektedir. Birleşik Krallığa bağlı 22 ülkeden biri olan ve hala Kraliçe tarafından Vali atanan bir ülke olan Yeni Zelanda, terörist saldırı için seçilmiş bir ülkedir.

İsrail ile İngiltere arasında olan sorunlar düşünüldüğünde saldırının İsrail tarafından İngiltere’ye yönelik bir gözdağı olabileceği ihtimali de bir köşede dursun.

Türklere nefretin arkasındaki Sultan…

Saldırıyı gerçekleştiren teröristin Türklere yönelik nefret mesajı, arkasında Sultan Murat ve Fatih Sultan Mehmet gibi dünyada zulmü adalete ezdiren, Haçlı zihniyetini Balkanlarda ve Roma’da dağıtan iki ismi barındırıyor. Sultan Murat’ı şehit eden askerin ismini silahına kazıyan terörist, Ayasofya’ya yönelik zavallı arzusunu da kusmaktadır. İstanbul’un fethinin adaletle, birlikte yaşama ahlakıyla kuşanması, huzurun ve güvenin hayat bulması bu kılıç artıklarını rahatsız etmektedir.

Hiçbir geri plan Müslüman kanından daha değerli değildir…

Müslüman kanı üzerinden verilen mesajlar ne olursa olsun ortada koca bir gerçek cansız şekilde yatmaktadır. Terörist saldırıda hayatını kaybeden 49 Müslüman bir Cuma namazı öncesinde şehadete ulaşmıştır.

Tüm denklemler, stratejiler, oyunlar bir yana Müslümanlara ve İslam’a yönelik bu saldırı Müslümanların sinir uçlarını harekete geçirerek bir eylem haline sokmalıdır. Uluslararası platformlarda, BM’de, İİT’de, İnsan Hakları örgütlerinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde ve daha hangi uluslararası topluluk varsa hepsinde kınanmanın da ötesinde bir tepki hareketi başlatılmalıdır. Masum 49 insanın kanı hesap, plan tartışmalarına kurban verilmemelidir. Bunun hesabı sorulmalıdır.

İslamofobik nefretle fitili ateşlenen plan, ikinci perdesini sahneye koymuştur.

Ahmet Turan Latif Yıldız

Cevap Yazın