28 Şubatı Hatırlarken

Ortalama on yılda bir; askeri müdahalelerle terbiye ve tecziye edildik. Rüyasında kâbus görüp, uyanınca da tesirinden kurtulamayan adamlar gibi; özgüvenimizi ve gelecek öngörülerimizi yitirdik. Bütün bunlara rağmen; zaman zaman sıyrılanlar, sivrilenler, yerelde ve genelde iktidar koltuğunu ele geçirme cüreti yahut cesareti gösterenler oldu. Menderes’i kendilerinin de milletin de inanmadığı uydurma iddialarla idam ettiler, Özal’ı doğal bir süreç gibi göstererek öldürdüler; arkasından, kamu vicdanı ve i’zanı Erbakan’ı buldu.

27 Mart 1994’te yapılan yerel seçimlerde, daha önce kapatılan Milli Nizam ve Milli Selamet Partilerinin devamı olan Refah Partisi; yüzde 19,14 oy alarak, yükselişe geçmişti. İçlerinde “devletin merkezi” Ankara ile “medeniyetin merkezi” İstanbul’un da bulunduğu 5 büyükşehrin ve pek çok ilin, ilçenin yerel yönetim inisiyatifini ele geçirmişti.

Milli Görüş Hareketi’nin lideri ve Refah Partisi’nin Genel Başkanı Necmettin Erbakan, 13 Nisan 1994 tarihinde, partisine yönelik tenkitleri ve tepkileri değerlendirirken; mealen, “RP adil düzeni getirecek, geçiş sürecinin yumuşak mı, sert mi olacağına altmış milyondan meydana gelen millet karar verecek” dedi. Sözleri, “kartel medyası” tarafından farklı şekillerde yorumlanarak ve “şeriat geliyor, laiklik elden gidiyor” korkusu pompalanarak; ısıtılıp ısıtılıp kamuoyuna servis edildi.

Aşağı mahallede bir yalan söyleyip, yukarı mahalleye varınca kendilerinin de inandıkları bu durum;  kökü dışarıda dalı içeride olan bazı çevreler için “tehlike” yahut “tehdit” anlamına geliyordu. Kalıcı olmadan, sürdürülebilir hale gelmeden; gereken “tedbir”leri alıp, önünü kesmeleri gerekiyordu.

Yıllardır, halkaları birbirine ekleyerek oluşturdukları ve kendileri için “saadet”, millet için “esaret” zinciri gibi çalıştırdıkları “kurulu düzen” bozulamazdı. “Bu memlekete komünizm gelecekse de faşizm gelecekse de şeriat gelecekse de ona biz karar verir ve ancak biz getiririz” diyen zihniyetin oyunu bozulup; yerine başka bir oyun kurmaya kalkışılamazdı.

Tarihimizdeki darbeler, direnişler sürecinin 28 Şubat safhası; işte böyle bir gerekçeyle ortaya çıktı. Devletin gücünü ve imkânını arkasına alarak, siyasi ve ideolojik “muhalefet”i dini ve milli “afet”e dönüştürenler; milletin üzerine, önüne geleni sürükleyip götüren sel gibi aktı.

ZEKERİYA ERDİM

Cevap Yazın