Venezuela’da Kim seçim istiyor, kim istemiyor?

AB bir süredir seçimlerin yenilenmesini talep ediyor. En son, İngiltere, Fransa, Almanya ve İspanya dahil bir dizi Avrupa ülkesi daha da ileri giderek, Pazar gününe (yani düne) kadar süre vermişti Venezuela başkanına, erken seçime gitmesi için. Bu doğrultuda bir taahhütte bulunmadığı takdirde, Juan Guaido’yu tanıyacaklarını açıklamışlardı.

4 Şubat 2019 İşin daha teorik ve analitik boyutlarına girmeksizin, güncellikle oyalanmaya devam ediyorum, çünkü epey bir bilgi kirliliği var ortalıkta. Şu demokrasi ve seçim konusu, örneğin. Trump’ın muhalefet lideri Juan Guaido’yu desteklemesine karşı çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Maduro’ya “dik dur” (stand tall) demiş ve Amerika’yı seçim sonuçlarına saygı göstermeye çağırmıştı.

İyi de, hangi seçim sonuçları? Nicolas Maduro’nun geçen yıl tekrar başkan “seçildiği,” ama yaygın yolsuzluk ve muhalefetin şiddet yoluyla bastırılması yüzünden şaibeli addedilen seçimler mi? Yoksa çoğunluğu muhalefetin kazandığı ve Guaido’yu başkan seçtiği Ulusal Meclis seçimleri mi?

Hemen bu noktada belirtmekte yarar var:  Guaido kendisini geçici başkan ilân etmesini, cumhurbaşkanının gayrimeşru duruma düşmesi halinde anayasanın meclis başkanına tanıdığı yetkiye dayandırıyor. Ancak (yukarıda, askeri birlikler nezdindeki popülarite kampanyasını sürdürürken gördüğünüz) Maduro da bu seçimleri tanımamakta. Yalnız meclis seçimlerini tanımamakla kalmıyor; giderek büyüyen ve çoğalan kesimlerin, krizden biricik çıkış yolu olarak gördüğü erken seçim önerisini de ısrar ve inatla reddediyor.

Daha dün, Sabah gazetesinden Melih Altınok’un (resmî çizgiden ayrılmaya başlayan) Maduro’nun “tek kozu” seçim olabilir görüşüne dikkat çekmiş ve sormuştum: Venezuela’da kim karşı çıkıyor seçime? Cevap: bugün itibariyle, bir kere daha Maduro’nun kendisi. AB, bir süredir seçimlerin yenilenmesini istiyor. En son, İngiltere, Fransa, Almanya ve İspanya dahil bir dizi Avrupa ülkesi daha da ileri giderek, Pazar gününe (yani düne) kadar süre vermişti Venezuela başkanına, erken seçime gitmesi için. Bu doğrultuda bir taahhütte bulunmadığı takdirde, Juan Guaido’yu geçici devlet başkanı olarak tanıyacaklarını açıklamışlardı. Sonuçta her iki taraf da dediğini yaptı. Maduro “ültimatomlara boyun eğmeyeceği” gerekçesiyle erken seçim çağrısını öfkeyle geri çevirdi. Hattâ “iç savaş olasılığı”ndan dem vurdu. Buna karşı önde gelen AB ülkeleri de Guaido’yu tanıdıklarını resmen ilân etti.

Bu son gelişme de dahil, son durum nedir, seçim isteyen ve istemeyenler, Maduro’yu ve Guaido’yu destekleyenler açısından? Yukarıdaki haritayı BBC’den kopyaladım. Bugün öğlen itibariyle gri alan, henüz tavır almamış ülkeler. Maviler ve morlar Maduro karşıtları. Maviler, doğrudan Guaido’yu tanıyanlar. Morlar, seçimlerin tekrarlanmasını isteyenler. Görüldüğü gibi Kuzey ve Güney Amerika’nın büyük çoğunluğu mavi. Avrupa ise hem mor hem mavi. Çünkü hem AB erken seçim çağrısında bulundu, hem de (yukarıda anlattığım gibi) en önemli bazı AB ülkeleri artık daha fazla beklemeyip Guaido’yu tanımaya karar verdi. Bir bütün olarak “Batı camiası”na, Rusya’ya zıtlıkları üzerinden Ukrayna ve Gürcistan’ın da katılması dikkat çekiyor.

 

Diğer cephede kim var? Kırmızılar, Maduro’yu destekleyenler. Orta ve Güney Amerika’nın “solcu”ları: Küba, Bolivya, Nikaragua. Avrupa’da hemen tek istisna Yunanistan. Asya’da Çin, Rusya, Belarus. Ortadoğu’da İran, Suriye… ve Türkiye.

İnsan, acaba doğru yerde miyiz diye soruyor ister istemez. Tamam, illâ Batıya iltihak etmeyebiliriz. Ama yani, Çin ve Rusya’nın şemsiyesi altındaki şu gördüğünüz Maduro kampında, hem de alelacele, hem de hayli üst perdeden, bu kadar tantanayla yer almak, çok mu gerekliydi?

Halil Berktay/serbestiyet

 

Cevap Yazın