Fıkıh Mı, İslam Hukuku Mu?

Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!

Bin bir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İslam medeniyeti, bir fıkıh/hukuk medeniyeti olarak da adlandırılır. Bu medeniyet, bin dört yüz yıllık muhteşem bir tecrübeye sahiptir. Bu tecrübe içerisinde Müslümanlar nice devletlere ve yaşanmışlıklara şahit olmuş; bazen gülmüş, bazen ağlamış ama her seferinde küllerinden yeniden doğmayı başarmıştır. Bugün için de aslında Müslümanlar, dünyanın her tarafında dinamik, dimdik fakat kafası ve coğrafyası biraz karışık bir şekilde var olmaya devam etmektedirler. Bu karışıklık maalesef Müslüman gönüllerde ve kafalarda varlığını bütün hızıyla devam ettirmektedir. Bunun sebepleri üzerinde çok şeyler söylenebilir; içeriden ya da dışarıdan suçlular veya müsebbipler bulunabilir. Ancak bunların hepsi kolaycılığa kaçmak ve kendini kandırmaktan başka bir işe yaramayacak beyhude uğraşlardır. Söz konusu hal İslam hukuku için de geçerlidir. Bu yazıda, (isme takılmaksızın) ülkemizde uzunca bir zamandan beri faaliyet gösteren ve hâlihazırda sayıları doksan civarında olan ilahiyat fakültelerindeki İslam hukuku dersi merkeze alınmak suretiyle bir değerlendirme yerine göre de öz eleştirme yoluna gidilecektir. İşe isimden başlayalım.

Geleneğimizin en önemli meziyetlerinden birisi de ilmi hayatta doğru kavramları tespit etmek ve bunlarıefradına cami ağyarına maniolacak şekilde tanımlamaktır. Bu yolla zihinlerde oluşabilecek muhtemel sorulara da mahal vermemektir. Müslümanların hukuki hayatını ve bu hayatın mahiyetini ifade etmek üzere kullanılan en doğru kavram fıkıhtır. Bugün fıkıh kavramı yerine yaygın olarak İslam hukuku tabiri kullanılmaktadır. Oysaki her iki kavramın da medeniyetimiz ve Müslüman şahsiyetimiz açısından hassasiyetleri ve temel bakış açıları aynı değildir. Fıkıh daha içten, daha samimi, daha ameli olanı temsil eden ve derin anlayışı/kavrayışı ifade eden bir kavramken İslam hukuku daha modern, daha sathi, daha dünyevî bir anlayışı ifade etmektedir.

Elbette günümüz araştırmacıları İslam hukuku ile fıkhı aynı anlamda kullanmakta. Ancak İslam hukuku kavramının modern devrin bir ürünü olmasına ve kulluk ile ilgili hükümleri içermede yetersiz kalmasına yönelik dile getirilen itirazlar, bir tartışmayı da beraberinde getirmiş ve özellikle son dönemlerde çok sayıda İslam hukuku hocasının İslam hukuku yerinde yeniden fıkıh kavramını tercih etmesine yol açmıştır. Bu konudaki ikilemin henüz daha ortadan kalktığı söylenemez. Ancak bu tercih neticede daha başka kavramlarda ve tercihlerde de kendini gösterecektir.

Prof. Dr. Şevket TOPAL

 

Cevap Yazın