Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Perşembe, Haziran 4, 2020

“Kukla Devlet” İçin Kritik Tarihler 3

5)  15 Temmuz

Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde Akdeniz’e doğru ilerleyen terör koridorunu kesme hamlesine hazırlandığı sırada, Amerika’nın öldürücü hamlesiyle karşı karşıya kaldı. 15 Temmuz darbesiyle Türkiye, hem yeniden Amerika’nın yörüngesine -siz bunu kucağına diye okuyun- oturtulacak, sonrasındaki atamalarla bütün kuvvet komutanları ve ordunun kontrolü, tamamen Amerika’nın emrindeki bu örgütün kontrolüne geçecekti.

2007’de Gülen örgütü eliyle başlatılan Ergenekon soruşturmalarının asıl amacının ne olduğunu Türkiye, o zaman anladı. TSK içindeki 171 general esasen emirleri kendi komutanlarından değil Amerika’dan alıyordu. 150’den fazla savaş pilotunun durumu da aynıydı.

Şunu söylemek mümkündür:Ülkenin karşıya karşıya kaldığı ihanetin büyüklüğü güney sınırlarında verdiği jeopolitik mücadelenin önemini gösteriyordu.17- 25 Aralık hamleleriyle 15 Temmuz darbe girişiminin esasen hangi stratejik amaçlara matuf olduğunu aradan yıllar geçtikten sonra daha iyi kavramaya başladı.

Gelgelelim bu çapta ve derinlikte bir ihanet, Türkiye’yi teslim almaya yeterli olmayacaktı. Amerika’nın Türk ordusunu tasfiye etme çabasıyla 15 Temmuz darbe girişiminin  kendi hesapları açısından ne kadar doğru hamleler olduğu daha sonra bu ordunun Amerika’nın başına açtıkları dertlerle ortaya çıkacaktı.

Nitekim darbenin başarısızlığa uğratılmasından 35 gün sonra 20 Ağustos 2016’da Türk ordusu Fırat Kalkanıharekâtına girişti. Bu, Türkiye’nin, PKK koridorunu kesen ilk hamlesiydi. Devamı da gelecekti. Türkiye Amerika’nın stratejik hesaplarının karşısına, canına kastedildiği halde ortadan kaldırılamamış ve büyük bir halk desteğine sahip siyasi iradeyle (Cumhurbaşkanı) bütünüyle tasfiye edilememiş bir orduyla (askeri kapasite) çıktı.

Eğer Amerika’nın hükümeti devirme, orduyu bütünüyle teslim alma hamleleri başarılı olsaydı, bugün nasıl bir Türkiye ve nasıl bir Orta Doğu ile karşı karşıya olacaktık? Bunun cevabını vermeyelim, sadece ‘direkten dönmek’diye işte buna derler diyelim.

Bu iş bitti mi? Asla!

Eğer Amerika Başkanı Donald Trump Aralık 2018’de, ‘Ben Suriye’den çekiliyorum’ demişse, bu ric’at Amerika’nın Türkiye içindeki ihanetle desteklenmiş hesaplarına karşı  Türkiye’nin devletiyle ve halkıyla gösterdiği kararlı direnişin sonucudur.

CENTCOM komutanı Joseph Votel çekilme kararını işitmesinden sonra ‘mideme yumruk yemiş gibi hissediyorum’ demişti. Amerika’nın aldığı darbe ‘mideye yenilen bir yumruğun çok ötesindedir. Suriye’den çekilme kararı yukarıda dönüm noktalarını verdiğimiz akışın kesilmesidir. Amerika’nın Kürt jeopolitiği üzerinden kurguladığı hesaplar bu çekilme kararıyla çökmüştür.Amerika’nın müesses nizâmını temsil eden kurumlardaki istifalarla Londra’dan Tel Aviv’e kadar yükselen itirazların sebebi bu büyük çöküştür.

Çekilme kararı, sahadaki ‘büyük oyun’u şimdilik bozmuştur. Amerika’nın Suriye’de yaşadığı şeye Türkçede ‘bozgun’ derler. 

Bu iş bitti mi? Asla!

Kazanılan şey bir ‘zafer’ değil bir mevzidir. Ama çok önemli bir mevzidir. Türkiye’nin, eğer kartlarını akıllıca oynarsa, güney sınırlarında karşı karşıya kaldığı riski bertaraf edebileceği bir mevzidir.

GÜRKAN ZENGİN’İN KALEMİNDEN

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir