Tarih-i Osmânî Encümeni’nden Türk Tarih Kurumu’na

Bugünkü Türk Tarih Kurumu’nun ilk evresi Tarih-i Osmânî Encümeni’dir. Mondros Mütarekesi sonrası yaşanan olumsuz şartlardan dolayı faaliyeti aksayan bu kurum, Cumhuriyet’in ilk yıllarında çalışmalarını Türk Tarih Encümeni adı altında sürdürmüş, 1931’de ise Türk Tarihini Tedkik Cemiyeti [Türk Tarih Kurumu] adı altında
yeniden yapılandırılmıştır.

Osmanlı döneminde bir tarih kurumu var mıydı? Türk Tarih Kurumu ilk kez 1931’de mi kuruldu? Bu iki sorunun cevabı, birbiriyle yakından alakalıdır.

“Encümen” kelimesi bugün daha çok belediyecilik literatürü içinde yaşamaktadır ve bir zamanlar “kurum” kelimesi yerine kullanıldığı neredeyse unutulmuştur. Bu bakımdan “Tarih-i Osmanî Encümeni”nin “Osmanlı Tarih Kurumu”; hakeza “Türk Tarih Encümeni”nin de “Türk Tarih Kurumu” anlamına geldiği kolay kolay fark edilmez.

Bu ön tespitler, Osmanlı döneminde bir tarih kurumu bulunduğunu netleştirmede yeterli sayılabilir. Dolayısıyla Türk Tarih Kurumu’nun ‘ilk kez’ 1931’de kurulup kurulmadığı sorusu da kendiliğinden cevabını bulur.

Tarihçeye bakalım: Tarih-i Osmanî Encümeni, Sadrazam Hüseyin Hilmi Paşa’nın teklifi ve Sultan Mehmed Reşad’ın iradesiyle 14 Teşrînisâni 1325 (27 Kasım 1909) tarihinde, tarih araştırmaları yapmak amacıyla kurulmuştur. DİA’da Prof. Dr. Abdülkadir Özcan’ın yazdığı maddede bu kurumun “II. Meşrutiyet döneminde yeni siyasal anlayışa uygun biçimde halka millî şuur aşılanması, vatan sevgisi kazandırılması maksadıyla oluşturulmuş” olduğu belirtiliyor. İlk başkanı Vak‘anüvis Abdurrahman Şeref Bey, üyeler Ahmed Tevhid, Ahmed Refik, Ahmed Midhat Efendi, İskender Yanko Hoçi, Efdaleddin (Tekiner), Ali Seydi Bey, Diran Kelekyan, Zühdü Bey, Mehmed Ârif Bey ve Necip Âsım’dır. Yardımcı üyeler arasında Bağdatlı İsmâil Paşa, Ali Emîrî Efendi, Halil Edhem (Eldem), Süleyman Nazif, Şükrü Bey, Saffet Bey, Fâik Reşad, Hüseyin Hüsâmeddin ve Mehmed Galib yer alıyordu. Daha sonra Ahmed Muhtar Paşa, Ahmed Râsim ve İbnülemin Mahmud Kemal gibi şahsiyetler de üye seçildi. 1925’te ölen Abdurrahman Şeref Bey’in yerine Ahmed Refik başkanlığa getirildi.

Prof. Özcan’ın yazdığı ansiklopedi maddesinden Osmanlı döneminde sadrazamlığa tâbi olan Encümen’in, Cumhuriyet devrinde önce Maarif Vekâleti’ne, daha sonra Telif ve Tercüme Heyeti Hars Müdürlüğü’ne, ardından yüksek tedrîsata bağlandığını ve “Türk Tarih Encümeni” adını aldığını da öğreniyoruz. Fakat Encümen, bir müddet sonra dağıldı. Bunun üzerine İcra Vekilleri Heyeti’nin 6 Temmuz 1927 tarihli kararıyla Maarif Vekâleti’ne bağlı olarak İstanbul Dârülfünunu içinde yine “Türk Tarih Encümeni” adıyla yeniden kuruldu. Köprülüzade M. Fuad başkanlığındaki Encümen’in yeni üyeleri arasında Ali Canip (Yöntem) ve Akçuraoğlu Yusuf -1931 sonrası
Türk Tarih Kurumu başkanlığı yapmıştır- da vardır.

Mondros Mütarekesi’nin Yol Açtığı Engeller

Encümen önce Târîh-i Osmânî Encümeni Mecmuası (TOEM) adlı bir dergi yayımladı. İlk sayısı 1 Nisan 1326 (14 Nisan 1910) tarihinde çıkan bu dergi, sekiz yıl süreyle düzenli biçimde yayımlandı. Mondros Mütarekesi’nin yol açtığı engeller yüzünden neşri bir süre sekteye uğradı. Bunu gidermek için dokuz ve onuncu yıllar 1921’de bir cüz; on bir, on iki ve on üçüncü yıllar 1923’te yine bir cüz halinde neşredildi. Encümen’in, Türk Tarih Encümeni adını alması sebebiyle on dördüncü yılından yani 78. sayısından itibaren yeniden numaralanmış, eski numaraları da ayrıca gösterilmiştir. Türk Tarih Encümeni Mecmuası’nın (TTEM) ikinci yayım devresi üç yıl sürdü. Encümenin bir müddet sonra dağılmasından ve 6 Temmuz 1927 tarihinde İstanbul Dârülfünunu içinde yine “Türk Tarih Encümeni” adıyla yeniden kurulmasından sonra üçüncü yayın dönemi başlamış oluyordu. Harf inkılâbının ardından beş sayısı “yeni seri” adı altında çıkan mecmuanın daha önceki on altı yıllık sayılarının indeksi Halil Ethem tarafından hazırlanmış ve Fihrist-i Umûmî adıyla 1928’de yayımlanmıştır. TOEM ve TTEM’deki yazıların fihristi, son olarak mecmuanın tıpkıbasım neşrinin yapılması münasebetiyle Abdülkadir Özcan tarafından hazırlanmış, tıpkıbasımın son fasikülü
olan 101. cüzün başında basılmıştır (İstanbul 1988).

Bu kronolojiye baktığımızda Türk Tarih Encümeni’nin kapanış yılı, Türk Tarih Kurumu’nun kuruluş yılıdır. Dolayısıyla arada bir kesinti yoktur. Cumhuriyet döneminin ilk tarihçilerini yetiştiren, 1931 yılında kapatılan Târîh-i Osmânî/Türk Tarih Encümeni’nin yerini Atatürk’ün girişimiyle aynı yıl oluşturulan “Türk Tarihi Tedkik Cemiyeti” almıştır. Bu Cemiyet’in adı 1935’te Türk Tarih Kurumu’na çevrilmiştir.

Türk Tarih Encümeni’nin iyi bir kütüphanesi bulunduğunu belirtmeye bilmem ki gerek var mıdır? Bu kurum bünyesinde satın alma, bağış ve becayiş yoluyla yazma ve basma 3000 kadar eser toplanmıştı. Nitekim Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi’nde çalışan araştırmacılar zaman zaman üzerinde “TTE” mührü bulunan kitaplara rastlayacaklardır. İşte yukarıda belirtilen sayıda kitap, 1931’de yeniden kurulan TTK Kütüphanesi’nin nüvesini teşkil etmiştir. Bu kitaplar üzerlerinde hâlâ bu durumu yansıtan kütüphane mühürlerini taşıyor. Ayrıca TOEM, yakın zamanlara kadar TTK Kütüphanesi’nin okuyucuya açık raflarında bulunduruluyor ve hâlâ önemini
koruyan makalelerine kolayca başvurulabiliyordu.

Aslına bakılırsa bugünkü Türk Tarih Kurumu’nun ilk evresi Tarih-i Osmânî Encümeni’dir. Mondros Mütarekesi sonrası yaşanan olumsuz şartlardan dolayı faaliyeti aksayan bu kurum, Cumhuriyet’in ilk yıllarında çalışmalarını Türk Tarih Encümeni adı altında sürdürmüş, 1931’de ise Türk Tarihini Tedkik Cemiyeti [Türk Tarih
Kurumu] adı altında yeniden yapılandırılmıştır.

Günümüzde Türk Tarih Kurumu’nun 1931 öncesi devresinden pek de söz edilmez. Dolayısıyla Kurumun ilk kez 1931’de kurulduğu şeklinde bir algı yaygınlaşmıştır. Oysa bu kurum 1909 sonlarında kurulmuştur ve bugüne kadar da varlığını sürdürmüştür. Birtakım evrelerden geçmiş olması ise tarihî akışın doğal bir sonucudur.

Cevap Yazın