Küresel Emperyalist ve Kapitalist: George Soros

“Underwriting Democracy” başlıklı eserinde Soros, “Doğu Avrupa’nın Amerikanlaşması” ile övünür. Ona göre Soros Vakfı, eğitim programları ile artık birçok Soroçcu genç liderler kadrosu yoldadır. Bu da genç insanların “nüfuz ajanları” olarak işlev görmesi demekti.

Konu, bir narsist kişilik bozukluğu değildir. Konu, George Soros’un, ABD hegemonyasını dünyada uygulayış biçimidir. Soros’un vakıfları ve finans mekanizmaları, Doğu Avrupa ve SSCB’de (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) sosyalizmin çöküşünün kısmi sorumlusudur. Şimdiki hedefi ise Çin’dir. Ayrıca Yugoslavya’yı parçalayan/dağıtan saldırının bir parçasıdır. Dolar milyarderi George Soros’un görevi, Yeni Dünya Düzeni’nin de ideolojik savaş ve bununla birlikte kâr gütmek. Soros’un ticari ve insani örgütleri gizli, karşıt ve işbirlikçidir ve onun ekonomik faaliyetleri söz konusu olduğunda, kendi ifadesiyle vicdanı yoktur, ahlakdışı bir düzlemde çalışan bir ‘kapitalist ve emperyalist’tir. Yeni bir rüşvet sisteminin mimarı olarak kendini devlet adamlarına takdim etmekte ve onlardan güzel teveccüh almakta maharetlidir. Henry Kissinger, Vaclav Havel ve Polonyalı General Wojciech Jaruzelski’ye yakın olmakla birlikte, aynı zamanda Dalay Lama’yı desteklemektedir. Soros, Council of Foreign Relations’un (CFR–Dış İlişkiler Konseyi), World Economic Forum’un (Dünya Ekonomik Forumu) ve Human Rights Watch’ın (Helsinki İnsan Hakları Gözlem Örgütü) önemli bir üyesidir. 1994 yılında felsefinden ilham aldığı Karl Popper ile görüşmesinden sonra şirketlerine Orta ve Doğu Avrupa iletişim sektörüne yatırım talimatı verdi.

Soros, Çekya’nın (Çekoslovakya ‘dağılan/parçalanan’) Radyo-Televizyon Kurumu’nun alım teklifini kabul ederek, Radio Free Europe (Hür Avrupa Radyosu) arşivlerini de devir aldı. Aldığı arşivleri, Prag’a getirtti ve bakımı için on beş milyon dolardan fazla harcadı. Soros Vakfı, ABD hükümeti ve CIA tarafından Radio Free Europe-Radio Liberty’i işletmektedir. Faaliyet alanı Kafkaslar ve Orta Asya’ya kaymış ve büyümüştür. Soros, Open Society Institute’un (Açık Toplum Enstitüsü) kurucusu ve destekçisidir. Soros’un kurduğu International Crisis Group (ICG), Yugoslavya’nın parçalanıp/dağılmasından günümüze kadar Balkan jeopolitiğinde aktiftir. Soros, açık bir şekilde U.S. Institute of Peace (ABD Barış Enstitüsü) ile birlikte ortak çalışmalar yapmaktadır; enstitüde CIA etkili bir faaliyet içerisindedir.

Nazi Almanyası’nda Tatil

Soros, 1930 yılında Macaristan’da doğdu. Ailesi aslen Yahudi olsa da köklerinden o kadar uzaklaşmışlardı ki rahatça Nazi Almanyası’na tatile gidebiliyorlardı. Soros, Nazi hükmü altında yaşadı, komünistlerin zaferi ile 1947’de İngiltere’ye geçti. Soros, burada London School of Economics’te Karl Popper’ın öğrencisi oldu. Popper, aşırı bir antikomünist ideologdu ve onun öğretileri, Soros’un siyasi eğilimlerinin temelini oluşturuyordu. Soros’un yazdığı hiçbir kitap ya da makale, yaptığı hiçbir konuşma yoktur ki Popper’dan bir etki veya atıf yansıtmasın. 1965’te ‘Sir’ olan Popper, ‘Açık Toplum’ sloganını buldu; slogan ise Soros’un Açık Toplum Vakfı ve Enstitüsü’nde yankılandı (Open Society Foundation and Institute). Popper’ın takipçileri onun sözlerini benimseyip tekrar etmeyi severler. Popperci felsefe, Batılı bireyciliğin şiarı oluverdi. Soros, 1956’da İngiltere’yi bıraktı ve Wall Street’te kendine iş buldu; 1960 yılında bir menkul değerler şirketi kurdu.

Soros 1969’da ‘Quantum Fund’ı organize etti ve dövizlerle oynamaya başladı. 1970’lerde finans faaliyetleri gelişmişti artık; alternatif kısa ve uzun vadeler vb. işlemler ve kazanımlar gerçekleştirdi. İlginçtir ki Soros, gerek gayrimenkul fiyatlarının yükselişinden gerek de düşüşünden kazanıyordu! 20 yıllık yönetimi boyunca ‘Quantum’ şaşırtıcı bir şekilde yüzde 34,5 gelir sağlamıştı. Soros, en çok döviz spekülasyonu ile bilinir ve ondan korkulur. 1997’de Malezya Devlet Başkanı Mahathir Muhammed tarafından ‘haydut’ olarak tanımlanma şerefine erişmişti; bu ülkenin parasına spekülatif bir saldırı yapmıştı. Bu tür gizli finans operasyonlarıyla Soros, bir dolar mültimilyarderi oldu. Şirketlerinin Arjantin, Brezilya ve Meksika’da arazileri, ayrıca Venezuela’da bankaları vardı; dünyanın en kârlı döviz ve kambiyo işlerini yapıyor(lar). Hem siyasi hem de maddi kazanç için yüksek makamlardaki dostları onun, finans işlerine yardımcı oluyor.

“Drakula” ve “Timsah”

Soros, 1997 yılında Tayland ekonomisini çökertmekle suçlandı. Bir Taylandlı göstericinin ifadesiyle; “Biz, George Soros’u bir tür Drakula olarak görüyoruz. O, insanların kanını emiyor.” Çinliler ise ona ‘timsah’ diyor; çünkü onun Çin’deki faaliyetleri o kadar doymak bilmez ki hem Tayland hem de Malezya ekonomilerini yiyip yuttu. Soros, bir keresinde İngiliz Sterlini üzerine spekülasyonla bir günde, bir milyar dolar kazandı (aslında spekülasyon sözünü pek sevmeyen biridir)! Sterlin üzerine spekülasyon ve İngiliz vergi mükelleflerinin cebini boşaltmakla suçlandığında şunu demişti: “Finans piyasalarında spekülasyon yaptığınızda normal bir ticareti bağlayan ahlaki sınırlardan özgürsünüz. Finans piyasalarında benim ahlaki kaygılarım yoktur.

Soros’un sınırsız kişisel servet elde etmek ve başkaları tarafından iyi düşünülmek şeklinde saplantılı/takıntılı istekleri çoktur: “Döviz alım-satım tezgâhlarında oturur; Üçüncü Dünya Ülkelerinin dövizlerini çok miktarda alır-satar. Para değeri dalgalanmalarının bu ülkelerde yaşayan insanlara etkisi onların akıllarına gelen bir konu değildir zaten. Gelmemelidir de; yapacak işleri vardır. Eğer durup düşünmeye başlarsak kendimize şunu sormalıyız: Acaba döviz tacirleri milyonların hayatını mı yönetiyorlar?”

Rusya’nın Ders Kitapları Ondan

Soros, George W. Bush’u da (eski ABD Başkanı) petrol şirketi batmak üzereyken kurtardı. Soros, Harken Energy Corp’un sahibiydi ve Bush’un şirketinin batmadan önce hızla gerileyen hisselerini aldı. Geleceğin ABD Başkanı, o zamanlar bu işten bir milyon dolar nakit kazanarak kârlı çıktı. Soros, bu hamle ile ‘siyasi güç’ satın almadığını söylemiş olsa bile pek de inandırıcı değildi. Yine Soros, ünlü Carlyle Group’un da bir ortağı-hissedarıdır. 1987’de kurulan ve ‘dünyanın en büyük özel hukuk firması’ olan bu firma/şirket, on iki milyar dolarlık bir ciroyu yönetiyor; idaresi ise eski Cumhuriyetçi liderlerden birinin kayyumluğunda yürütülüyor. Bunu yürütenler bazen eski CIA’ci Frank Carlucci bazen de George Bush’tur. Carlyle Group, kârlarının en önemli kısmını silah ticaretinden kazanıyor! 

Soros, 1990’lı yıllarda Rusya’nın eğitim sistemini hedef aldı; tüm ülkeye ders kitapları dağıtıldı. Aslında Soros, ‘Açık Toplum’ propagandasıyla tüm genç Rus kuşağının beyninin yıkanmasını sağladı. Soros vakıfları, Rus finans sisteminin, özelleştirme planlarının ve bu ülkede yabancı yatırımların kontrolünü almak için stratejiler yürütmekle suçlandı. Ruslar, Soros’un yargı girişimlerine sert cevap(lar) verdi. Soros’un ve diğer Amerikan vakıflarının karşıtları, bu manevraların amacının, “Rusya’yı, dünyanın tek süper gücüyle baş edebilecek bir devlet olmaktan çıkarmak ve zayıflatmak” olduğunu biliyor ve söylüyorlardı. Ruslar, Soros ve CIA’in bağlantılarından şüphelenmeye başladılar.

Para babası Boris Berezovsky; “birkaç yıl önce Soros’un bir CIA ajanı olduğunu duyduğumda düşüp bayılacaktım” demişti. Berezovsky’ye göre Soros ve Batılı devletler, Rus sermayesinin güçlenmesinden korkuyordu. Soros, iki yüz elli milyon dolarını yüksekokul ve üniversite düzeyinde sosyal ve iktisadi bilimler eğitiminin transformasyonu için harcadı ve yüz milyon dolar ile International Science Foundation’u (Uluslararası Bilim Vakfı) kurdu. Rus Federal Karşı İstihbarat Servisi (FSK) Soros’un, Rusya’daki vakıflarını ‘casusluk yapmakla’ suçladı. Onlara göre Soros, tek başına çalışmıyordu; Ford ve Heritage vakıflarından gelen paralar, Harvard/Duke/Columbia üniversitelerinden destek ve Pentagon ile ABD Haber Alma (CIA ve FBI) servislerinin bağlantılardan oluşan bir sistemin parçasıydı. FSK, Soros’un, 50 bin Rus bilim insanına para verdiğini bildirdi; Soros, Rus bilimsel teknolojisi ve devlet-ticari sırları üzerinde kontrol sağlayarak çıkarlarını maksimize etmiştir. 

ABD Dışişleri Bakanlığı görevlisi Fred Cuny’nin 1995’de Çeçenistan krizine karışması nedeniyle Ruslar öfkeliydi. Cuny’nin görünüşte görevi felaket yardımı idi ama onun ABD çıkarlarını ilgilendiren uluslararası çatışma bölgelerindeki geçmişi FBI ve CIA’deki bağlantılarını ortaya koyuyordu. Zaten Soros Vakfı için çalıştığı ortaya çıkmıştı bile. Çeçenistan’daki şiddet dalgasının büyümesine Washington’un sıcak baktığı ve bir politik destabilizasyon kampanyasının sonucu olduğu aşikârdı. Yazar Tom Clancy için herhalde bu değerlendirmeler yeterli olacak ki bunları, “The Sum of All Fears” (Tüm Korkuların Toplamı) başlıklı eserinde ele almıştı. Ruslar, Cuny’yi bir CIA görevlisi olmakla birlikte, aynı zamanda Çeçenistan başkaldırısını desteklemekle suçladı. Soros’un Açık Toplum Vakfı ve diğer Soros kuruluşları hâlâ Çeçenistan’da faaliyet göstermektedir.

Rusya, Soros’un parasına katma değer olmuştu; Bill Clinton (eski ABD Başkanı) yönetiminden diplomatik görevliler de bu işin içindeydi. Dışişleri Bakanı Madeleine Albright (1999) beş yüz milyon dolarlık bir ABD EximBank kredisinin Rus şirketi Tyumen Oil’a verilmesini engellemiş idi; gerekçesi ise ABD’nin milli çıkarlarına aykırı olması. Tyumen, Amerikan malı petrol teçhizat ve hizmetlerini Dick Cheney’in Halliburton Şirketi’nden ve Bloomfield New Jersey’deki ABB Lummus Global’dan almak istiyordu. Soros ise Tyumen’in almak istediği bir şirketin ortağı idi. Soros ve BP Amoco bu işlemi durdurmak için yoğun lobi yaptı
ve böylelikle Albright dediklerini yapmış oldu. 

“Doğu Avrupa’nın Amerikanlaşması”

Soros, aslında kendi insani felsefesinin ahlaka uygun olduğunu ve bu bağlamda para kazanma işinin ahlak dışı olmadığını ifade etmektedir. Soros tarafından desteklenen NGO’larda (Sivil Toplum Kuruluşu) çalışanların önünde açık ve tutarlı bir gündem vardır. Soros’un en etkili kurumlarından International Crisis Group (1986) siyaset ve iş dünyasının ünlü şahsiyetleri tarafından yönetilmektedir. Yönetim kurulunda Zbigniew Brzezinski (vefat), Morton Abramowitz, eski ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı ve eski NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanı Wesley Clark, eski ABD Milli Güvenlik Danışmanı Richard Allen vardır.

Allen ise 1980 ile 1990 yıllarda ‘Reagan Doktrini’ zamanında, ABD’nin Afrika, Latin Amerika, Karayipler ve Asya’daki gizli/açık operasyonlarını hazırlıyordu. Bunun arka planında ise yine Soros vardı ve aktifti. “Underwriting Democracy” başlıklı eserinde Soros, “Doğu Avrupa’nın Amerikanlaşması” ile övünür. Ona göre Soros Vakfı, eğitim programları ile artık birçok Soroçcu genç liderler kadrosu yoldadır. Bu da genç insanların “nüfuz ajanları” olarak işlev görmesi demekti. Diplomat Herbert Okun (şimdi Helsinki Watch’ın Avrupa Komitesi’ndedir) Soros ile hareket etmesinin yanında, ayrıca Amerikan politikalarının dünyadaki destekçilerinden biridir.

Bunlar USAID’den Rockefeller Vakfı’nca desteklenen Trilateral Komisyonu’na kadar birden çok kurumdur. 1990’dan 1997’ye kadar Okun, ‘Finans Hizmetleri Gönüllüler Teşkilatı’ (Finance Services Volunteer Corps) başkanıydı; bu kurum USAID’in alt kuruluşudur; amacı eski komünist ülkelerde serbest pazar finans sistemlerinin yerleşimine yardım idi. Soros, dünya ekonomisini devralmaya çalışan diğer emperyalist ve kapitalistlerle bir uyum içerisindedir.

Politik Histeri Doğurma Taktiği

Soros’un faaliyetindeki örgütler, gerçeği çarpıtmakta maharetlidirler. Hakeza Helsinki Watch, NATO’nun, Yugoslavya’yı bombardımanında 500 (2000 değil) insanın öldüğünü söylemişti. Onlara göre ABD saldırısında Afganistan da (4000 değil) 350 kişi ölmüştü. 1989’da ABD, Panama’yı bombaladığında da Helsinki Watch raporunun giriş bölümünde; “Manuel Noriega’nın devrilmesi ile birlikte demokratik Başkan Guillermo Endera hükümetinin Panama’ya çok ümitler getirdi” yazılmıştı. Ve raporda
ölü sayısından nedense hiç bahsedilmemişti bile!

Helsinki Watch (1993), Bosna Savaşı için de sahte tecavüz ve soykırım haberleri yayımlamıştı. Bu politik histeri doğurma taktiği, ABD için kendi Balkan siyasetini uygulamak adına elzemdi. Soros’un ‘kanun hâkimiyeti’ palavralarının çoğu unutulmuştu artık. ABD ve NATO, kendi kanunlarını uyguladı ve Soros’un kurumları bunu desteklemişti. Bu, 11 Eylül 2001 saldırılarıyla devam etti. Bu sefer konu, Dünya Ticaret Merkezi’nde (DTÖ) ölen 2801 kişiydi.

CFR (Dışişleri Konseyi) 6 Kasım 2001’de toplandı ve ‘kamuoyuna dönük büyük bir kampanya’ planladı. CFR, bu doğrultuda ‘Amerika’nın Teröre Cevabı İçin Bağımsız Görev Gücü’ adlı bir yapı oluşturdu. Bu yapıda; George Soros, Richard Holbrooke, Newton Gingrich, John Shalikashvili’nin (eski ABD Genelkurmay Başkanı) ve ABD’nin diğer etkili kişileri bulunmakta idi. CFR bu doğrultuda DTÖ’de ölenleri, ABD dış politikasına malzeme yaptı. CFR’nin raporu, teröre karşı savaşı öngörüyordu. Soros’un kirli parmak izleri, bu kampanyanın her yerine bulaşmıştı:

“Yüksek düzey ABD memurlarının dost Arap ve diğer Müslüman ülke hükümetlerine 11 Eylül olaylarının kınanması için baskı yapmasını sağlayın, öte yandan da ABD antiterör kampanyasının mantık ve hedeflerini de kollayın. Eğer hükümetleri sessiz kalırsa Orta Doğu ve Güneydoğu Asyalıların çoğunu hiçbir zaman haklılığımıza ikna edemeyiz. Onların bu açıklamaları nedeniyle eleştirilmelerini engellemeli ve onların yanımızda ses vermelerini sağlamalıyız. Boşnak, Arnavut ve Türkleri, ABD’nin Kosova’da 1995-1999’da Bosnalı ve Kosovalı Müslümanları nasıl kurtardığını ve dünyanın her yerindeki
Müslümanlarla sıkı ve uzun vadeli ilişkilerimizi diğer kişilere anlatmaları için teşvik edin.”

“Amerikalılar Oy Kullanabilir; Brezilyalılar Oy Kullanamaz.”

Soros, dünyada ki emperyalist ve kapitalist sistemdeki gerilemeden çok endişelidir. Geçenlerde şöyle dedi: “Şimdiden nihai krizin adımlarını fark ediyorum. Yerli siyasi hareketler çıkacak ve onlar çokuluslu şirket mülklerine el koyarak ‘Milli’ serveti geri alacak.” Soros, Birleşmiş Milletleri (BM) devre dışı bırakmak için ciddi bir plan önermektedir. Önerisi, dünyadaki demokrasilerin liderliği ele alması ve BM olsun/olmasın işleyecek bir küresel ittifaklar sistemi kurmasıdır. Realite şu ki Soros’un, “Birleşmiş Milletler yapısal olarak kendi anayasasının girişinde yazan vaatleri yerine getirebilecek durumda değil” saptaması da ‘American Enterprise Institute’ gibi bir seri reaksiyoner kurumun görüşünü yansıtmaktadır. Her ne kadar birçok muhafazakâr, Soros şebekesine sol-kanat gözüyle baksa da ABD’nin BM ile ilişkilerinde Soros, John R. Bolton (ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı) gibileriyle aynı söylem ve yöndedir.

Bolton, “Kongre’deki birçok Cumhuriyetçi artık BM sistemine zırnık dahi ödenmemeli fikrindedir” diyen bir zattır. BM’ye karşı on yıllardır süregelen bir sağ kampanya zaten vardı; şimdi ise bunu Soros yürütüyor/götürüyor. Soros’un çeşitli web sitelerinde BM için çok zengin, bilgi konusunda ketum ya da dünyayı (Soros’un istediği gibi çeviren) yönetmeye yakışmayacak işlere bulaşmış olduğu gibi eleştirilere rastlarsınız. The Nation yazarları bile bu konuyu iyi bilmelerine rağmen yine de Soros’un etkisinde kalmışlar. William Greider ise Soros’un eleştirilerinde bir haklılık payı bulmuş ve BM’nin artık “bayağı diktatörler ve totaliterlerin buluşma yeri olmaktan ve eşit ortaklar gibi muamele görmekten çıkarılmasını” istemiştir. Bu türden Batı tarzı ırkçılık, Soros’a ‘cuk’ tabiriyle tam oturmaktadır. Soros’a göre BM’nin, dünyayı idare etmesi, küresel düzeyde faşizm ile adlandırılmaktadır. Soros’un zihniyetinin kirliliği ve insanlık dışı bir şahsiyet olduğu
şu sözlerinden anlaşılmaktadır: “Eski Roma’da yalnız Romalılar oy kullanırdı. Modern küresel kapitalizmde de yalnız Amerikalılar oy kullanabilir; Brezilyalılar oy kullanamaz.”

Tesadüf Yoktur, Tevafuk Vardır!

Sonuç olarak George Soros, ABD hegemonyasının bir tetikçisi olmakla birlikte, aynı zamanda küresel emperyalist ve kapitalist sistemin uygulayıcılarından biridir. Bu özellikleriyle gurur duyacak ve ahlak dışı bir şey(ler) yapmadığını söyleyebilecek kadar bozuk bir kişiliğe sahiptir. Soros, küresel düzlemde Amerika’dan Avrupa’ya, Orta Doğu’dan Asya’ya ve Afrika’ya kadar uzanan birçok kanlı/kansız darbenin, ekonomik kriz(ler)in, silahlı çatışmaların ve hatta 21. yüzyılda artış gösteren göç-mülteci krizi gibi birçok sorunun arka planındaki kişilerden biridir. Soros ve benzerlerinin gizli ajandaları her zaman vardır. En önemli ajandaları ise Pentagon tarafından gizli tutulan dünya nüfusunun en çok sekiz milyarda tutulmasının amaçlanması; çünkü 2075 yılında öngörülen 22 milyarlık dünya nüfusuna hiçbir kaynağın yeterli olmayacağıdır. Bunun içindir ki dünyamızda ne kadar karmaşa ne kadar insan ölümü gerçekleşir ise onlar için planlarının tıkırında gitmesi demektir. Soros, ülkemizde de (Türkiye Cumhuriyeti) gerek bilinen ‘Açık Toplum Vakfı’ gerek de diğer bilinen/bilinmeyen birçok
kirli faaliyetlerini aktif olarak sürdürmektedir. 

Gezi olaylarının “Gezi” olmaktan yani var olan ana aksından çıkmasının müsebbibi Soros’tur. Sadece bununla yetinir mi Soros; tabii ki hayır, 2018 yılı itibariyle hâlâ artçılarını yaşamakta olduğumuz ekonomik krizin (yani döviz krizi ‘Dolar’) tetikçisi ve uygulayıcısının Soros olduğunu söyleyebiliriz. Velev ki Soros ve vakıfları ülkemizdeki siyasetçi, bürokrat, iş dünyası, akademisyen, diplomat vb. gibi birçok şahsiyeti hem maddi olarak hem de manevi olarak beslemektedir/desteklemektedir. Özellikle son günlerde/
aylarda/yıllarda ‘Açık Toplum Vakfı’nın birçok konuda gündeme gelmesi acaba tesadüf müdür? Tesadüf denilen bir kavram yoktur, tevafuk vardır! Ezcümle; Soros ve vakıfları küresel düzlemde emperyalist ve kapitalist politikalarını artırmaya devam
edecektir.

Cevap Yazın