Editörden Aralık 2018

Matüridîlik Yeniden

Son yıllarda Matüridîliğe karşı özellikle akademik boyutta yoğun bir ilgi var. Matüridîlik, adeta yeniden keşfedilen bir itikadî mezhep günümüzde. Ülkemiz insanının çoğunun yüzlerce yıldır inançta zaten Matüridî olması, bu “yeniden” ifadesinin anlamını hafifletmiyor.

Ta çocukluğumuzdan beri hepimize itikatta mezhebim Matüridîlik, amelde mezhebim Hanefilik diye ezberletilmişti. Hal böyleyken bu günlerde niçin yeni bir mezhep keşfediyormuşçasına Matüridîlikten ve onun kurucusu İmam Matüridî’den bahseden kitaplar yayınlıyor, makaleler neşrediyor, sempozyumlar düzenliyoruz. İlahiyatçı uzmanlara göre meğer bize Matüridîlik adı altında Eş’arilik öğretiliyormuş. Bir soruyu beraberinde taşıyan bu saptama, dergi olarak bizi de düşündürdü ve her zamanki yaptığımız gibi konuyu uzmanlarıyla görüşüp, akademisyenlere makale yazdırdık. Basit bir sorunun çok detaylı olabilecek cevabını aradık. Musab olduğumuz bunca devahinin çözümü Matüridîlik olabilir mi?

Evet, türlü dertler içinde boğulan İslam âleminin meselelerine Matüridîlik bir çıkış yolu olabilir demeden önce bu anlayışın ne olduğunu bir Müslüman’a nasıl bir kimlik kazandıracağını bilmemiz gerekiyor. Batı’da da başka bir skolastik eğitim hâkim olduğu için medreselerimizde okutulan Eş’arîlik tarzı dogmatik düşünce bir şekilde idare ediyordu. Fakat Osmanlının başlıca rakibi olan Batı dünyasında XVI. yüzyıldan itibaren eleştirici-sorgulayıcı düşüncenin filizlenmesi ve zamanla bunun bilimsel alanlara, özellikle de eğitim kurumlarına yayılmasıyla başka bir eğitim zihniyetine geçilirken, bizim medrese eğitimimiz, bırakın eleştirici-sorgulayıcı insan modeline geçmeyi, tek tipleştirici dogmatik karakterini daha da tahkim etti. Bu, çok basit ve indirgemeci bir açıklama sayılabilir. Ama yine de sonuçta yalın gerçek budur. Meseleyi hamasi ve duygusal alana çekip bu gerçeği reddetmek, kendimizi kandırmak ve oyalamaktan başka bir işe yaramaz, nitekim yaramadı. Ayrıca bu açıklamanın tarihe saygısızlıkla da ilgisi yok.

Matüridîliğin bu şekilde gündeme gelmesi, elbette ki yaşadığımız olaylardan bağımsız değil. Ülkemizin 2016 yılında bir darbe girişimiyle gerçek yüzünü tanıdığı ve etkisi dini-sosyal hayatta hâlâ hissedilen FETÖ yapılanması ve bu yapılanmanın inanma biçimleri, birçok konuda olduğu gibi din konusunda da bir kez daha düşünmeye zorladı bizi. İşte böyle bir vasatta bir kez daha gündeme geldi Matüridîlik konusu.

Matüridîliği, İmam-ı Azam Ebu Hanife’ye kadar bağlamak mümkündür. Hatta birçok âlim bu mezhebi, Hanefiyye-Matüridîyye olarak isimlendirir. Şarkiyatçılar ise Matüridîliğin Hanefiliğin itikadî sistemi olduğunu söylerler. Bunu söylerken biraz da Eş’ariliğin Bağdat gibi İslam’ın merkezi noktalarından birinde ortaya çıkmasını hesaba katarlar. Matüridîlik, bilindiği gibi daha çok Mâverâunnehr’de, Türk ellerinde inananı bulunan bir mezhep. Zaten İmam Matüridî de Semerkantlı bir Türkmen’dir. Eş’arilik bir anlamda hilafetin merkezinde, Matüridîlik ise Eş’ariliğe göre çevrede kalır. Eş’ariliğin, merkezde olduğu için daha kapsamlı bir sistem olduğu düşünülür, böyle de propagandası yapılır. Ama işin aslı öyle değildir. İmam Matüridî’nin Kitabu’l-Tevhid adlı kitabı incelendiğinde, bu kitapta kelamın merak ettiği tüm sorulara cevap verildiği görülür.

Eş’ariliğin çok tanınmasına rağmen Matüridîliğin yeterince bilinmemesinin sebeplerinden biri de Hanefi âlimlerinin kitaplarında Matüridîliğe ve İmam Matüridî’ye yer vermemeleridir. Diğer taraftan İmam Matüridî, İmam-ı Azam’ın takipçisidir ve hatta onun Fıkh-ı Ekber adlı kitabındaki itikadi görüşlerini sistemleştiren biridir. Son zamanlarda Matüridîliğin çokça gündeme gelmesinin temel nedeni galiba Matüridîlik üzerindeki Eş’arilik perdesinin fark edilmesi ve bunun kaldırılmaya çalışılmasıdır. Medya dünyasında matbu yayınlar birer birer sanal yayınlara dönüşürken Yörünge her iki sahada da olmaya devam ediyor. Anlık gelişmeleri değerlendirdiğimiz aynı isimdeki web sayfamız ilginizi bekliyor. Sağlık ve muhabbetle kalın.

Adil GÜLMEZ

Cevap Yazın