Bireyselde Akıl Toplumsalda Hamaset Şiir Vaazdan Neden Güçlüdür?

İnsan kendisi söz konusu olduğunda akıllı seçimler yaptığını hiçbir zaman açık edemez. Akıl, insan için en yararlı olanı gösterir, iyi ve güzeli.

İnsanlar, değerlere saygılı olduğunu söyler ama gerçeği görmezlikten gelemez. Reel seçimlere yönelir. Geleneğe bağlı olduğunu söyleyen otantik evlerde değil apartmanda yaşar mesela. Her an akan sıcak-soğuk su, tuvalet, doğalgaz,  gibi maddi,  emniyet, güvenlik gibi makul ihtiyaçlara cevabı bunlar verir çünkü. Hiç kimse kışın dondurucu ayazında, yazın sıcağında avludaki tuvalete gitmeyi istemez. Soba ile boğuşmak yerine parmağını basınca ısınacak bir yuva ister. Akıllı binalar, siz gelmeden ortamı ihtiyacınıza uygun hale getirir.

Yaşanılan dünya her alanda evrensel teknolojik imkânları kullanır. İmar planları, altyapı, kanalizasyon, otopark vb. Dairelerin içinde Wi-fi, sıcak su, doğalgazla ısınma klima ile serinleme filan. Paratoner, fore kazık, dökme beton, çelik cam vs. Ulaşım, üretim, vb. bütün alanlardaki teknolojik yenilikler en kısa sürede her yerde yaygınlaşır.

Bunlar olumlu, istenen gelişmelerdir ve küresel anlamda iyi yaşamanın asgari şartlarıdır. Herkes böyle imkânlara, evlere, işyerlerine sahip olmak ister. Satın alabilmek için fedakârlıklara katlanır. Para biriktirir, kredi alır. Hayat yaşamaya değer ve insanlar için geleceğin belirli olması, güzel evlerde yaşamak doğal isteklerdir. Daha iyi yaşama arzusu kötü olabilir mi?  Genel kitleyi bundan alıkoyabilmek mümkün mü?

Bütün bu konforu reddetmek bireysel bir seçim olabilir ki ‘şairane’ dediğimiz işte budur. Hatta bu durumda bile şair, ailesi için o imkânları sunar, kendisi kıt-kanaata razı olabilir. Mahrumiyeti başkalarına bir tercih olarak sunamaz. Dünyanın iletişim medya ile birbirinden anında haberdar olduğu bir dünyada hele.

Kendisi için akıllı seçim yapan insan, toplum, millet, ülke için irrasyonel teklifler sunabilir mi? Bunu önermek hamaset sayılmaz mı? Yalancı çoban konumuna indirmez mi?

Toplumlar için hamasi çağrılar; din, siyaset, ideoloji adına yapıldığında elbette ikiyüzlü görünür, zamanın dışında bir aldanıştır. Özellikle toplumsal idealleri seslendirenler, bireysel lüksünden geri kalmayınca doğar büyük hayal kırıklıkları. İdeologlar, vaizler, yöneticiler suiistimali büyüttüğü oranda, söyledikleri de kimsenin kulağına girmez, tepkiler çoğalır.

Tarihi konak ve evleri yenilemek olumlu bir icraattır. Şehirlerde kurtarılmış bölge gibi  turistik mekânların ihyası kültürel özgüven sağlar ayrıca. Geçmiş medeniyetin görkemini. Yine de genellikle işyeri olarak kullanılır. Bütün bir İstanbul suriçi bile bu değişime ayak uydurmuş, ikametgâh kullanımı azalmıştır.

Getirdiği sıkıntılar yok mu? Gereksiz tüketim, sürekli kazanmak için didinme,  vahşi rekabet filan.

Duygular, kalp, gönül bu ölçülere sığmaz. Sığamaz.  Bir kral, prenses tahttan vazgeçer, İbrahim Ethem sarayları terk eder, kendini dağlara vurur Karacoğlan. Şairanelik böyle mümkündür. Şiir böyle ele verir kendini. Büyüsünü sürdürür. Böyle seçimler yapanlara bu yüzden hayran olur insanlık.

Yaşadığımız dünyanın acımasızlığına geçmişi yücelten vaazlar değil şair ve şiir çare olur bu nedenle.

Sevgi veya aşk. Her türlü aşınmaya rağmen sevgi-aşk-dostluk pazar metaı değildir. İnsan ruhunun ilacıdır. Satın alınamaz. Eğer satın alınacak bir piyasa varsa o aşk sevgi dostluk değildir zaten.

İnsan için gönül coğrafyası diye bir sığınak olacaksa bunu ancak şiir doldurabilir. Batıda din önemini kaybetmiştir ama şiir değil. Şiir işlevsiz kalmış değildir. Şairane olan zamanların üstünde insani bir haldir. Nedensellik yasasına determinizme bağlı olmayan olay ve durumlar ancak şiirsel bir yükseliş ima eder. İnsan kalbi böyle genişler. İnşirah bulur.

Şair her zaman vaizden, ideologdan, retoriğe dayanan siyasetçiden daha inandırıcı dünya sunar çünkü. Şair hayatında ödediği bedelle bu güveni verir. Yunus Emre, Mevlana yüzyıllar geçmesine rağmen sesini duyurur bizlere.

Türkiye’de şiir bu güvenden neden uzak diye sorulabilir.

Evren tasavvurundan, mekân bilincinden ve zamanın ruhundan uzak olanların elinde şiir olmaktan çıkmıştır çünkü. Vaazların, dinsel anlatıların inandırıcı olmaktan çıktığı gibi. Hamasetin, bireysel seçimler yanında toplumu aptallaştıran etkisi gibi.
Mustafa Everdi

Cevap Yazın