ABD Suriye’den Çekiliyor! Ya da Kedi Hacca Gidiyor!

Kedi yaşlanmış ve işi iyiden iyiye zora binmiştir…
Gücünü yitirmiş ve artık fare yakalayamaz olmuştur…
Böyle giderse ya açlıktan ölecek ya da en azından fare yakalama zevkinden ve taze fare etinden mahrum kalacaktır…
Yaşlı kedi bütün bunları kafasından geçirip, geleceği ile ilgili kara kara düşünürken aklına yüreğini hoplatan ak bir düşünce gelir…
Ve bu düşüncesini gayet yüksek sesle dillendirir…
Yaşlı kedi hacca gidecektir…
Bundan böyle farelere dokunmayacak ve kendini ibadete verecektir.
Kedinin hacca gideceği haberi fareleri sevince boğmuştur…
Fareler tam anlamıyla bir bayram sevinci yaşamaktadırlar…
Özellikle genç farelerin bu coşkulu sevinci bir kenarda ölümü bekleyen yaşlı farenin kulağına kadar gider…
Haberin aslını öğrenmek için bir grup fareyi yanına çağırır…
Fareler hoplaya zıplaya, sevinçle yaşlı farenin çağrısına uyarlar ve yanına giderler…
Yaşlı fare duyduğu haberin aslını bir kere de yanına gelen farelerden dinler…
Evet, haber doğrudur…
Hayatı kendilerine zindan eden yaşlı kedi hacca gitmeye karar vermiştir…
Hacca gidecek, günahlarından arınacak ve bundan böyle farelerin peşinde koşmayacak ve ibadetle meşgul olacaktır…
Yaşlı kedi, günahlarından arınma işinin gerçekleşmesi için farelerden helallik dilemesi gerektiğinin de bilincindedir.
Bunun için fareleri çatı arasındaki sahanlıkta falan gün, falan saatte toplantıya bile çağırmıştır…
Yaşlı fare bütün bunları gelenlerin ağzından tekrar tekrar dinler…
Yaşlı kediyi en iyi tanıyan kendisidir…
Kendisi önde, yaşlı kedi arkada çatı arasında az mı koşuşturmuşlardır…
Kendi gönül dünyasına döner ve derin derin düşünür…
Bu uzun bir sükût dönemidir…
Genç farelerin sabrı taşmak üzereyken, yaşlı fare ötelerden bir haber getirmişçesine sükûtu şöylece söze döker:
“Toplantı yerine sizden önce ben gideyim” der…
Genç fareler, yaşlı farenin bu teklifinden hoşlanmasalar da, töre gereği seslerini çıkarmazlar…
Yaşlı fare sözlerini sürdürür:
“Ben bir kenara saklanayım ve yaşlı kediyi bir kere daha yakından göreyim.
Benden haber gelmeyince, sizler toplantıya gelmeyin.”
Genç fareler, yaşlı kediyle yapılacak bir anlaşmanın yokuşa sürülmesinden hoşlanmasalar da; birazcık gecikmenin fazla bir kaybının olmayacağını düşünerek, yaşlı farenin teklifini kabul ederler.
Yaşlı fare toplantı günü belirlenen yere biraz önce gelir ve kendine korunaklı bir yer seçer…
Yaşlı kedi belirlenen saatte toplantı yerine gelmiş, yüreğinden taşan bir neşe ve gözlerinde sinsi bir parıltıyla ortalıkta dolaşmakta, biraz sonra gelecek olan farelerle buluşacak olmanın hazzını yaşamaktadır.
Bir kenarda yaşlı kediyi seyreden yaşlı fare yılların tecrübesiyle teşhisi koymuştur:
“Yaşlı kedide hacca gidecek göz yoktur.
Bu hacca gitme işi, artık fare yakalayamayan yaşlı kedinin bir oyunudur.”
Yaşlı fare kendisinden haber bekleyen farelerin yanına gider ve kanaatini söyler:
“Benim gördüğüm yaşlı kedide hacca gidecek göz yok!
Sakın yanına yaklaşmayın.
Benden size nasihat!”
Ve yaşlı kedinin hacca giderek tövbe edecek oluşuyla sevinen farelerin hevesleri kursaklarında kalır…
Kolları yanlarına düşer…
Ve hep bir ağızdan insanlardan duydukları şu sözü yüksek sesle tekrarlarlar:
“Kırk yıllık Yani, olur mu Kâni!”
Ya da 242 yıllık domuz sever Sığır Çobanı!
Yemeden gider mi ey milletim senin sopanı?

Seyit Mehmet Şen

Cevap Yazın