Yatay Mimari 50 Kat mıdır?

Fatih Altaylı, Çok Kızgın Ama Haklı

“Kentlere ihanet ettik. Hata ettik. Bundan sonra dikey yapılaşmaya son vereceğiz.”

Bu sözler iktidarın en yetkili ağzından, Türkiye’nin en büyük iki kentinin belediyelerini yirmi küsur yıldan bu yana yönetenlerin mensubu olduğu partinin en yetkili ağızlarından çıktı.

Kimileri, “Bu bir itiraftır. Sizin yönetiminizde bunlar oldu. Kentleri öldürdünüz şimdi günah çıkartıyorsunuz” diye eleştirdi bu sözleri.

Kimileri ise “Bak işte özeleştiri yapıyorlar. Demek ki, bundan sonra daha dikkatli davranacaklar. Bravo. Kendini eleştirmek bir erdemdir” dediler.

Benim gibi meseleye parti gözlüğüyle bakmayanlar ise “Neyse, bari bundan sonra daha düzgün bir yapılaşmaya gidilecek” diye düşündük.

Kendi adıma söyleyeyim, bu düşüncem bir bilemediniz iki gün sürdü.

Çünkü bu sözler henüz daha söylendiği salonun kubbesinde yankılanırken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Haliç kıyısında yüksek yapılaşmanın önünü açan bir karara imza attı.

Hemen ardından kamu arazilerinin talanı, hukuksuzluğun ve hak yemenin yasallaştırılması anlamına gelen bir “İmar Barışı” rezaleti TBMM’den, hem de hiçbir partinin itirazı olmadan geçti.

Ve “Artık yatay yapılaşacağız” sözleri iktidar partisinin neredeyse mottosu haline gelmiş ve TOKİ Başkanı’na “Yatay yapılaşma tembihi” yapılırken yine bir karar çıktı.

İstanbul Eyüpsultan’da büyük bölümü kamu mülkiyetinde olan bir arazi, hem de oldukça büyük arazi imara açıldı.

Açıldı ama ne açılmak.

Daha önce 37 kat yükseklik sınırı ile imara açılmış olan bu arazinin imar planı mahkeme tarafından iptal edilmişti.

Büyükşehir Belediye Meclisi, mahkemenin iptal kararı üzerine imar planında değişiklik yaptı ve araziyi bu kez “32 kat” yükseklik izni ile imara açtı.

Bu değişiklik Belediye Meclisi’nden kimin oyları ile geçti dersiniz?

Elbette ki, “Kentlere ihanet ettik, Artık yatay yapılaşacağız” diye özeleştiri yapan partinin üyelerinin oyları ile.

Buradan benim çıkardığım iki muhtemel sonuç var.

1- Partinin en yetkili kişisinin yaptığı özeleştiri, partinin alt kesimlerini hiç ama hiç ilgilendirmiyor. O ne derse desin rant hırsı, lidere bağlılığının önüne geçiyor.

2- Ya da bu partinin yatay yapılaşma anlayışı 50 kat civarı. 50 katın altındaki yükseklikleri yatay yapılaşma sayıyorlar.

Tabii bir üçüncü olasılık da var.

Bizi aptal yerine koyuyorlar.

Ki haksızlar diyemeyeceğim.

Olası yanıt

Şimdi yukarıda yazdığım yazıya muhtemelen şöyle bir yanıt gelecektir:

“İzin başka bir şey yapmak başka bir şey. Biz burada 32 katlık bir imar planı yaptık ama bu izni kullandırmayacağız.”

Bu da üçüncü olasılığın ne kadar güçlü olduğunu ortaya çıkaracak.

Artık o Katil Kral

Kaşıkçı cinayeti konusunda her şey tahmin ettiğimiz gibi gelişiyor.

Yani hiçbir şey olduğu yok.

Trump’ın şahsen ev, devlet olarak silah sattığı, trilyonluk anlaşmalar yaptığı ülkeye bir gazeteci yüzünden yüz çevirmesi zaten beklenemezdi.

Hele ki o ülke bir de İsrail’in bölgedeki en önemli dostuyken.

Suudi Arabistan’a tavır konusunda tek bir ülke sınıfı geçti.

En azından şimdilik.

Almanya.

Suudilere silah satışını durdurdu ve peş peşe yaptırımlar açıklıyor.

Bu yaptırımlarda Suudilerin Yemen’de Müslümanları katletmesi de önemli rol oynuyor.

Müslüman ülkelerde ise ses yok.

Anladığım kadarıyla Müslüman liderler için, Müslümanların Müslümanlar tarafından öldürülmesi sorun değil.

Batılılar Müslüman öldürürse kızıyorlar.

Müslümanlar Müslüman öldürürse kızmıyorlar.

Muhtemelen Batılılara kızmaları da “Biz öldüreceğiz. Siz öldürünce bize öldürecek Müslüman kalmıyor”dan herhalde.

Bu arada cinayetten sonra bile Mekke’nin hizmetkârı olarak andığımız Kral Selman konuşmuş.

Ne demiş?

Hiçbir şey.

Zaten veliaht seçimiyle diyeceğini demişti.

Veliaht ise daha tahta oturmadan karizmayı çizmek bir yana karizmanın içine s.çtı.

Tahta otursa bile bundan böyle ölünceye kadar “Kiralık katillerle iş tutan kral” olarak anılacak.

Bunun anlamı şu.

Asla saygın olamayacak.

Ama saygınlık satın alabilecek.

Fakat çok pahalıya.

Paralı yapın engel mi var?

Demirören Medya Grubu’nun en üst düzey profesyoneli Mehmet Soysal dostumuz medya içeriklerinin bedava olmasından şikayet etmiş.

Doğru söylüyor, gerek internet, gerekse TV içerikleri bedava.

Ama bu bir “şart” ya da “yasal zorunluluk” değil.

Mehmet Bey bundan şikayetçi ise elinin altındaki internet sitelerini hemen yarın, bu yazıyı okuduktan birkaç dakika sonra paralıya çevirebilir.

Keza televizyon kanallarını da “paralı” hale getirebilir.

Mesela Kanal D’yi aylık belirli bir ücret, CNN Türk’ü belirli bir ücretle izletebilir.

Hatta ikisini birden alana bir indirim bile yapabilir.

Bunun önünde hiçbir engel yok.

Ancak sorun şu ki, bedava iken izlenme sıkıntısı çeken kanallara para ile izleyici bulmak daha da zor olabilir.

Yine de Digitürk’ün sahibi Bein Medya’dan gelir paylaşımı istemek tüm kanalların hakkı.

 

En kestirme yol da bu şimdilik.

Kaynak:www.haberturk.com/

Cevap Yazın