Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cumartesi, Temmuz 11, 2020

Suikast Çetesi

Bülent Orakoğlu Yazdı

Kaşıkçı’nın İstanbul Suudi Arabistan Başkonsolosluğunda Riyad’dan gelen ‘Kaplan Timi’ tarafından vahşice infaz edilmesi sonrasında yaşanan gelişmeler Suudi Arabistan’ın bu önemli cinayeti soruşturamayacağını, aksine örtmek için büyük çaba harcadığını ortaya koymuştu.

Zira Kaşıkçı cinayeti Kaplan Timi’nin işlediği ilk cinayet olmadığı gibi son cinayette değildi. Bu bağlamda infaz emrini veren kişi biliniyor ama cinayet emrini veren kişinin, bırakın yargılanmasını, yargılayacak kurumları yönetiyor olması soruşturmanın en büyük handikabını oluşturuyor sanırım. Cinayet sonrasında başlatılan soruşturmada vahşi infazın kriminal ayağını savcılıkla birlikte yürüten İstanbul polisinin, MİT’le ortaklaşa yaptığı araştırma ve çalışmalarda vahşi cinayetin gerekçesine dair bilgiye ulaşıldığı öğrenildi. MİT’le ortaklaşa yapılan bu çalışmalarda elde edilen bilgiye göre Kaşıkçı’nın hedef haline gelmesinin önemli nedenlerinden biri, Suudi Arabistan’da geçen yıl yolsuzluk soruşturması kapsamında başkent Riyad’da otelde tutulan 50 prensin desteklediği isim olmasıydı. Katledilen Kaşıkçı ile sözde yolsuzluk operasyonları nedeniyle gözaltına alınan prensler arasındaki ilişki nasıl tespit edilebilmişti? 22 Ekim tarihli köşe yazımızda ABD Başkanı TRUMP’un damadı Kushner’in Veliaht Prens M. bin Selman’ı farklı tarihlerde Riyad’da iki kez ziyaret ettiğini yazmıştık. İlk ziyarette CIA tarafından hazırlanan 50 prensin de dahil olduğu gözaltı listesi ve prenslerin mali durumları, ikinci ziyarette yine CIA tarafından hazırlanan Kaşıkçı’nın da bulunduğu bir ölüm listesinin M. bin Selman’a gereği için verildiğini yazmıştık.

Bu önemli ikinci iddia ABD Temsilciler Meclisi Teksas vekili Demokrat Castro tarafından Kongrede dile getirilmişti. Castro, ABD Başkanı Trump’un damadı ve Başdanışmanı Kushner’in Suudi gazeteci Kaşıkçı’nın öldürülmesinde parmağı olabileceğine yönelik bazı delil ve medyada yer alan haberlere işaret etmişti. Kushner’in Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Salman’a bir suikast listesi verdiğine ilişkin iddiaların araştırılması içinde Kongreye çağrı yapmıştı. ABD istihbaratı üzerinden MBS’a göz altına alınacak prensler ve öldürülecek kişiler ile ilgili çalışma ve araştırmaların Amerika’da CIA , Suudi Arabistan’da MOSSAD ve GIP tarafından yapıldığı aşikar bir duruma işaret ediyor. Zira hedef prensler ve bürokratlar ile Kaşıkçı’nın da içinde bulunduğu öldürülecek listesindeki kişilerin Riyad ve Siyonizm aleyhtarı faaliyetlerinin İsrail tarafından üretilip bir Amerikalı şirket tarafından pazarlanan Pegasus adlı virüs programının kullanılarak takip veya tespit edildiği ve gözetlendiği anlaşılıyor.

Suudi Arabistan gizli servisi GIP içinde faaliyet gösteren ‘Kaplan Tim’leri‘ Riyad yönetimine muhalif olarak ülkelerinden kaçarak ABD veya başka ülkelere sığınan ve bu ülkeler de Riyad aleyhine faaliyet gösterdikleri iddiasıyla bazı prens’leri ve Suudi vatandaşlarını çeşitli yöntemlerle infaz eden derin bir yapı olarak niteleyebiliriz. Cemal Kaşıkçı cinayetinden yalnızca 1 hafta önce ABD’ye sığınma talebinde bulunan2 Suudi kadının cesedinin bulunması ikinci bir Cemal Kaşıkçı cinayeti şüphesini akıllara getirdi. Kızların annesi Suudi Büyükelçiliği’nden ’’ABD’yi derhal terk edin uyarısını ‘’aldıklarını açıklaması, Cemal Kaşıkçı’yı infaz eden Kaplan Timlerinin ABD’deki tüm muhalif Suudileri hedef aldığının açık işaretlerini veriyordu. Amerika başta olmak üzere tüm dünyada Suudi Arabistan’daki tiran rejiminden kaçan kaç Suudi vatandaşı katledildi? Bu cinayetler aydınlatılabildi mi? Adaletin tecellisi ve bu cinayetleri durması için Kaşıkçı cinayetinin emrini veren veliaht prens M.bin Selman’ın yargı önüne çıkarılması elzem. Tabii ki veliaht prensin arkasındaki haydut devletler ve liderlerinin en azından deşifre edilmesi gerekir. Zira Ortadoğu’nun geleceği bu suikast çetesinin dağıtılmasıyla eş orantılı.

Zira veliaht prensin bütün kirli çamaşırları bir bir Amerikan medyası tarafından ortaya çıkarılmaya devam ediyor. Amerika NYT (New York Times) gazetesi güvenilir bazı kaynaklara dayandırdığı haberinde Suudi Veliaht Prensi MBS’nın düşmanlarına karşı küre çetesi ile birlikte suikast hazırlıkları içinde olduğunu yazdı. BAE veliaht Prensi M.bin Zayed Al Nahya’nın danışmanı Nader, İsrail İstihbarat ve Güvenlik ajansları ile derin bağları olan iş adamı Joel Zamel, ABD Trump yönetimi ve Suudi Arabistan’dan kaşıkçı cinayeti sanıklarından Suudi Arabistan İstihbaratından Ahmet el Asirinin katıldığı Mart 2017 tarihinde Riyad’da yapılan bir toplantıda, aralarında Asiri’nin de bulunduğu üs düzey Suudi yetkililer, İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ve Suudi Arabistan’ın düşmanı olarak düşünülen başka birisinin daha öldürülmesi niyetlerini ortaya koydu. Kaşıkçı soruşturmasını yakından takip eden bir Suudi yetkili, NYT’a yaptığı açıklamada, Asiri’nin suikast planlarının Suudi Arabistan’ın resmi politikalarını yansıtmadığını iddia etti. Ancak NYT’nin ele geçirdiği elektronik postalarda Nader’in Asiri ile görüştüğü zamanlarda, Muhammed bin Selman ile de görüştüğü anlaşılıyor. Ayrıca habere Asiri’nin Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a yakınlığının da uzun süredir bilinen bir gerçek olduğu vurgulandı.

Ortadoğu’nun istikrarı bu suikast çetesinin dağıtılması ve sorumlulardan hesap sorulmasıyla doğru orantılı sanırım.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir