Kanayan Toplumsal Yara: Nafaka

Nafaka, boşanma davası sürerken ya da boşanma davası sona erdikten sonra maddi olarak zorluğa düşecek olan kişiye bağlanan ve her ay ödenmesi gereken para olarak ifade edilebilir. Maddi olarak zorluğa düşen sadece kadın olmayabilir. Ama işin o kısmı ile kanun koyucu pek ilgilenmemekte, pozitif ayrımcılık olarak başlayan kadını kayırma, bazı konularda kadının eli ile erkeğe zulüm haline gelebilmektedir.

Yakın bir dostuma, “21 yıl önce sadece 3 ay evli kaldığım ve şu anda sokakta görsem tanımayacağım kadına tam 21 yıldır nafaka ödüyorum. Son ay, nafakayı denkleştiremedim, 16 yaşındaki kızım -nereden duyduysa- nafakasını ödeyemeyen kişinin hapse atılacağını öğrenmiş, ağlayarak ‘babacığım sen yeter ki hapse girme, 150 TL bursumu sana vereyim nafakanı öde’ diyerek elime para tutuşturdu. Bu, zulüm değilse nedir?” şeklinde boşanmış bir koca tarafından mesaj gönderilmiş. Başta yetkililer olmak üzere aklı başında herkesin bu mesajda yazılanlara dikkat etmesi toplumsal bir zorunluluktur.

Pek konuşulmadığı için üzerinde durulmayan başka bir uç örnek daha vereyim: Üniversiteyi birlikte okuduğum bir arkadaşım -nişanlısı daha önce memuriyete girdiğinden- eş durumundan tayin istemek düşüncesiyle resmi nikâh yaptı. İki yıla yakın resmi nikâhlı göründüler. Bir gün dahi fiili bir evlilikleri olmadan maalesef boşandılar. Arkadaşım yıllarca nafaka ödedi. Sonunda gerçekte karısı olmayan sanal karısı evlendi ve böylece nafaka ödemekten kurtuldu.

Nafaka nedir diye bir araştırma yapsak, alacağımız cevap: Boşanan kadına ödenen para şeklinde olacaktır. Tuhaflık en baştan bu yanlış algı ile başlamakta zannımca. Nafaka, boşanma davası sürerken ya da boşanma davası sona erdikten sonra maddi olarak zorluğa düşecek olan kişiye bağlanan ve her ay ödenmesi gereken para olarak ifade edilebilir. Maddi olarak zorluğa düşen sadece kadın olmayabilir. Ama işin o kısmı ile kanun koyucu pek ilgilenmemekte, pozitif ayrımcılık olarak başlayan kadını kayırma, bazı konularda 
kadının eli ile erkeğe zulüm haline gelebilmektedir.

Boşanma davası sürerken adı tedbir nafakası olan ödeme, boşanma ile birlikte çocuk varsa iştirak nafakası (çocuk bakım nafakası olarak) ve yoksulluk nafakası olarak karşımıza çıkmaktadır. Aile mahkemelerimiz genellikle kadına tedbir nafakası bağlamaktadır. Üstelik kanun açıkça kusur şartı aranmasını emrederken yargıçlarımız, oluşan mağduriyeti gidereceği düşüncesiyle eşit kusurlu eşlere bile tedbir nafakasına hükmetmektedir. Ülkemizde açılan çekişmeli boşanma davaları temyiz süreci ile birlikte ortalama 1,5-2 yıl sürmektedir. Dava sürerken hâkim tarafından gerekli gereksiz verilen tedbir nafakası ara kararı, muhtemel barışma ile bitebilecek davaları olumsuz etkilemektedir. Toplumda şehir efsanesi haline gelen “süresiz nafaka, süresiz değildir” söylemi, biraz hukukla ilgisi olanların bildiği gibi aldatmacadan başka bir şey değildir. Bu söyleme kaynaklık teşkil eden TMK 176. Madde, nafakanın iptal koşullarını belirtmektedir. Kısaca söylersek kadının evlenmesi veya ölmesi dışında nafakanın iptali neredeyse imkânsızdır.

Modern Kürek Mahkûmluğu

Süresiz nafakanın süreli olması, sosyal devlet anlayışının gereğidir. Böyle bir uygulama, insan tabiatına aykırıdır. Borçlu olan kimselerin (borcun kaynağı ne olursa olsun) borçlarının ne zaman biteceğini bilmeye hakları vardır. Sadece bir soru soruyorum: Süresi belli olmayan neredeyse ömür boyu süren bir borç, modern kürek mahkûmluğu demek değil midir? Ayrıca süresiz nafaka boşanan çiftlerin daha sonra aile hayatı kurmasının önündeki engellerden bir tanesidir. İşin bir diğer yönü de bu yasa özellikle kötü niyetli kadınlar açısından geçim kaynağı gibi algılanmaktadır. Boşanan kadın ve erkek arasında ömür boyu husumetin devam etmesine neden olan nafaka konusu, mahkemelerin iş yükünü de artırmaktadır.

Her ay düzenli bir şekilde nafakasını ödemekle yükümlü olan kişinin, nafakayı ödememesi veya ödeyememesi durumunda alacaklı olan kişi icra yoluyla nafakayı tahsil yoluna gidebilir. Nafaka ödememenin cezası, 3 aylık tazyik hapsidir. Bu hapse mahkûm edilen kişi, hapse girdikten sonra nafakayı ödeyerek hapis cezasını ortadan kaldırabilir. Cezasının hapiste yatılarak ödeneceğini düşünenlere kanun koyucu, bu borcun ortadan kalkmayacağı şeklinde düzenleme yaparak durumu işin içinden çıkılmaz hale sokmuştur. Hapse giren borcu nasıl ödeyecek? Borcunu ödeyemezse hapisten nasıl kurtulacak? Nafakanın azaltılması ya da nafaka kaldırma davası açabilirler dediğinizi duyar gibiyim. Bu konuda sonuç alanlar var mıdır doğrusu ben de merak ediyorum.

Ne Yapılmalı?

Aklın yolu birdir. Bu konuda ümit duymamızı sağlayacak gelişmeler yaşanmaktadır. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı, süresiz nafaka sorununu, “Gündem buluşmaları” konulu toplantıyla masaya yatırdı. Toplantının içeriğini oluşturan yoksulluk nafakası müessesesinin son dönemde medyada sıklıkla gündeme geldiğini ve kamuoyunda çeşitli açılardan tartışıldığını vurgulayan Aile, 
Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, “Boşanmanın kaçınılmaz olduğu durumlarda aile fertlerinin herhangi birinin mağduriyet yaşamayacağı ve hak kaybına uğramayacağı bir sistemi daha işlevsel hale getirmek durumundayız hep beraber” diyerek, meselenin toplumsal bir yara haline geldiğini ve devlet olarak çözüm arayışı içerisinde olduklarını belirtmişlerdir. Aklın yolu bir demiştim. Yazımı Boşanmış İnsanlar ve Aile Platformu Kurucu Temsilcisi İlknur Birsel’in önerileri ile noktalıyorum:

1. Boşanmak için gereken bekleme süresi 3 yıldan 1 yıla indirilsin. 2. Yoksulluk nafakası en fazla 5 yıl verilsin. 3. Yoksulluk nafakası, “az kusurlu” ya da “kusursuz eşe” verilsin. 4. Süre sonunda mağduriyet sürüyorsa nafakayı fon kurup devlet karşılasın. 5. Asgari ücretliler aleyhine hükmedilecek nafaka da bu fondan ödensin. 6. Mal rejimi davası açma hakkı 1 yıl olarak düzenlensin. 7. Nafakasını ödeyemeyen eşe tazyik hapsi kaldırılsın. 8. Altsoya “yardım nafakası” yeniden değerlendirilsin.

Cevap Yazın