Ilımlılar Her Yere Lazım

Keskin ideolojik kanaatlere sahip olmak modern toplumlarda insanların farklı yönlerde temerküz etmesine sebebiyet veriyor. Bir anlamda stabil olmanın adıdır ılımlı olmak. T24 sitesinin yazarı Murat Sabuncu, başörtülü adayın ABD senatosuna seçilmesini sitemkar bir bakış açısıyla ele almış. İşte o yazı:

ABD’de ilk Başörtülü Üye, Türkiye’de Gündem Hâlâ Türkçe Ezan

ABD seçimlerinde Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğun Demokratlara geçmesi, -bir diğer deyişle popülist lider Trump‘ın ‘küçük de olsa bir yara alması’ geleceğe dair bir umudu temsil ediyor. (Her ne kadar Kongre’nin üst kanadı Senato’da Cumhuriyetçiler çoğunluklarını korusalar da…) Trump ara seçim sonuçları için “Muhteşem başarı” yorumunu yapsa da durum tam olarak böyle değil.

Ara seçime katılım oranında ciddi bir artış var ve gençler ile kadınlar sonuç üzerinde etkin rol oynadı. Temsilciler Meclisi’nde karşımıza çıkan önemli detaylar var. Örneğin ilk kadın Müslüman üyeler; Demokratlardan seçilen Ilhan Omar ve Rashida Tlaib. Omar, Kongre tarihindeki ilk başörtülü üye de olacak. (Kaynak: New York TimesWashington PostBBC, T24)

Le Monde’da “Ara seçimlerden sonra ABD iyice bölünmüş gözüküyor” yorumu ve bir de bir hatırlatma var: 2006’daki ara seçimlerde George W. Bush Temsilciler Meclisi’ndeki çoğunluğunu kaybetmişti. 1994 ve 2010 seçimlerinde Bill Clintonve Barack Obama da aynı şeyi yaşamıştı. Hatta Obama sekiz yıllık görev süresinin altı yılını cumhuriyetçi çoğunlukla geçirmişti…

Ancak ortak kanaat bugün durumun farklı olduğu. New York Times “Ilımlıların Zaferi” yorumunu yapıyor mesela. Değişik mecralarda Trump’ın ve benzerlerinin dünyada yaydığı ‘lümpen-cinsiyetçi-göçmen düşmanı-ırk ve din ayrımcısı’ politikalara başlangıç noktasında da olsa bir karşı çıkış olduğunun altı çiziliyor. Açıkçası ben de böyle hissediyorum ve bunu arzu ediyorum. Tek adamlık sevdasındaki popülist liderlerin seçmenler tarafından geri çekilmeye ya da demokrasiye zorlanacağı bir dönem. Bu tarz politikaların halk-seçmen gözünde de meşruiyeti kaybetmeye başlaması. Ahmet İnsel’in Birikim’de tartıştığı şu sorunun ışığında düşünmek gerekli bu konuyu:

“21. yüzyıl faşizmlerinin mi adıdır popülizm? Popülizm kavramı bugün birçok toplumda geniş kitlelerde karşılığını bulan şiddet, nefret ve korku karışımı siyasal tahayyüle sırtını dayayan ve bu tahayyülü kışkırtarak seçimleri kazanan siyasal oluşumları tanımlamak için kullanıldığında, onları göreli olarak meşrulaştırmış olmuyor muyuz?”

Yazıyı bitirirken…
Dışarıda ılımlıların-birlikte yaşam-başkasının inancına saygı taraftarlarının cılız da olsa bir ışık verdiği dönemde. İçeride, CHP içinden bir ismin, 68 yıl sonra yeniden İslam’a inananları incitmiş Türkçe ezan konusunu gündeme yeniden taşıması. Ya da hâlâ “Bu ülkede başörtülüler zorluk-acı çekmedi” diyenler… Karşılıklı ‘kampların’ diğerinin mağduriyetini kabul etmemesi…
Ilımlılar her yere lazım…

Cevap Yazın