İdlip Amerikancı İslamcılardan (HTŞ) Temizleniyor!

Amerikalılar Türk ordusunun Suriye’de Fırat’ın doğusunda ‘kapsamlı ve etkili’ bir operasyonunu engellemeye çalışıyor. Bir yandan PKK/YPG’ye çantada keklik muamelesi yapıyorlar diğer taraftan da Türk kamuoyunu sözde yumuşatacak göstermelik kararlarla gözümüzü boyama çabasındalar. Neden göstermelik diyorum? Çünkü ABD Dışişleri Bakanlığı PKK’yı; 1997 yılında Göçmenlik ve Uyruk Kanunu’nun 219’uncu bölümü uyarınca yabancı terör örgütü olarak kabul etmiş, PKK, 2001 yılında da 13224 sayılı ABD Başkanlık Kararnamesi uyarınca Küresel Terör Unsurları listesine alınmıştı.

Yanisi şu, sığır çobanları teröristlerin yakalanması için 21 yıl süresince kıllarını dahi kıpırdatmadılar, ne zaman Türk Devleti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzından “Suriye’de Fırat’ın doğusunda ‘kapsamlı ve etkili’ bir operasyonun hazırlıkları tamamlandı”  açıklamasını yaptı, işte o zaman yumurtanın kapının ağzına geldiğini anladılar ve Kandildeki terörist başlarının yakalanması için ödül koydular. Amiyane tabirle hem nalına vuruyorlar hem mıhına. Adamlara çamur falan atmıyorum. Bizzat Pentagon Sözcüsü Sean Robertson hem Türkiye hem de YPG’nin öncülük ettiği DSG’yle temas halinde olduklarını söylüyor. ABD’nin PKK yöneticilerinin yerini bildirenlere para ödülü vereceğini ilan etmesi bir illüzyon ve Türk kamuoyu bunun farkında. Yahu bunlar ne “Zati Sungur” ne sihirbaz “Mandrake”. Hesaplarına göre yaptıkları “Al Takke Ver Külah”

Hani anlatılır ya; vaktiyle gençten bir derviş, bir tekkeye mürid olmuş. Tekkenin gediklileri, bu yeni gelen dervişi önce bir güzel tembihlemişler: “-Burada kızmak yoktur. Ne denirse eyvallah vardır. Sabırlı olacaksın. Boynun eğik olacak, miden çok dolmayacak…” Tekkedekiler, dervişe bir hırka, bir takke, bir de tesbih vermişler. Üzerinde bulunan eski elbiselerini ve kafasındaki yağlı külahı da çıkartıp almışlar. Bir süre sonra, dervişin canı burnuna gelmiş. Bakmış olacak gibi değil. Bu müridliğe ne sabır dayanır ne can. Yüklükten eski elbiselerini ve külâhını almış. Kendisine verilen hırkayı, tesbihi ve takkeyi de geri koymuş. Kapıdan çıkarken de şöyle seslenmiş: “-Baba erenler, sizi Allah mübarek etsin. Verdim takkenizi aldım külahımı, ben gidiyorum.

Amerikalılar Türkiye’yle ilişkilerde meydana gelen pürüzleri bir şekilde gidermeye çalışıyor. Ağzımıza bir parmak bal çalıyorlar, karşılığında Türk sahasında oynamak ve dolayısıyla uzlaşma şansını arttırmak istiyorlar. Ancak bu tür girişimler veya Türk yetkililerin Amerikalılarla uzlaşır görüntülerinin İran ve Rusya kadar Suriye kanadını da rahatsız ettiği ortada. Nitekim Suriyeli General Hasan Ahmed Hasan’ın, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Fırat Nehri’nin doğusundaki Kürt güçlere karşı operasyon başlatabilecekleri yönündeki açıklaması hakkında Rusya’dan yanıt beklediklerini, Amerikan tarafıyla anlaşmamış olsa Erdoğan’ın bu tip bir açıklama yapamayacağına inandığını söylemesi, Rusların duygularına tercüman olduğunu gösteriyor. Anlayacağınız Suriyeli General Hasan Ahmed Hasan’ın suflörü Ruslar. Akıllı deliye söyletirmiş diye boşuna dememişler! Geçtiğimiz hafta Suriye devlet başkanı Beşar Esad’ın Halep’teki temaslarına bakıldığında ne demek istediğim daha net anlaşılır. PKK/YPG/DSG için “yedi kocalı Hürmüz” benzetmesi boşuna yapılmıyor.

Amerikalılar; Türk Silahlı Kuvvetlerinin bölgede bulunan unsurlarını İdlip’te tutarak Türk ordusunun Suriye’de Fırat’ın doğusunda ‘kapsamlı ve etkili’ bir operasyonunu engelleme çabasında. Ancak bu şekilde PKK/YPG/DSG güçlerini koruyabileceklerini düşünüyor olmalılar. Lakin korkunun ecele faydası yok. Bu amaçla daha bu yıl terör listesine dahil ettikleri HTŞ’yi ayakta tutmak için, silah ve mühimmat desteği sağladıkları istihbarat raporlarında yer alıyor. Hatay’ın hemen güneyindeki sınır komşusu İdlib, stratejik bir mevzi ve Suriye’de iç savaşın başlangıcından beri Hatay, Afrin, Halep, Lazkiye arasında önemli konumda. Suriye’de muhalefetin son ve en önemli kalelerinden biri  olan İdlib’in tamamen terör örgütlerinden arındırılması Amerikalıların işine gelmiyor. Çünkü bölgeye yerleşebilmeleri, terör gruplarıyla çatıştıkları imajını verebilmelerine bağlı. İşte bu nedenle teröristlere ihtiyaçları var, onları besliyorlar. Türkiye’nin kontrolü altındaki İdlib’te el-Kaide’nin Suriye kolu Nusra’nın (HTŞ) İdlib’de diğer grupları tasfiye ederek hakimiyet kazanmasına ortam hazırladılar, destek sundular.

Şimdi de Heyet Tahrir Eş Şam’ın HTŞ  tank ve otomatik tüfeklerin yanı sıra ağır ve hafif silahların da kullanıldığı elit kuvvetler tarafından gerçekleştirilen askeri eğitim tatbikatı düzenlemesine ön ayak oluyorlar. Eğer aradan geçen süreye rağmen İdlib’te bu terör unsurları silah bırakmadıysa bilin ki bu işin arkasında Amerikalılar var ve bu teröristlerin kulağına “-sakın silah bırakmayın, teslim olmayın” diye fısıldıyorlar. Ruslarda durumun farkında. Rusya Dışişleri Bakanlığı, İdlib ‘deki tampon bölge anlaşmasını baltalamak adına cihat yanlısı savaşçıları suçladı. Dışişleri bakanlığı sözcüsü Maria Zakharova, “İdlib’de hala Rusya ile Türkiye arasında mutabakata varılan anlaşmaya uymayan HTŞ üyeleri var” dedi. 31 Ekim’de, Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konashinkov, Türkiye’nin 17 Eylül’de Soçi’de kurulan İdlib anlaşmasına ilişkin tüm sorumluluklarını yerine getirmediğini söyledi. İstedikleri kadar tatbikat, gövde gösterisi yapsınlar, sonuç belli akıbet malum. Türkiye yavaş ama temiz iş yapıyor. Zaman geçince daha net görülecektir. Türkiye’ye meydan okuyan ABD güdümlü teröristlere anladıkları dilden cevap verenlerde çıkıyor. Nasıl mı? Heyet Tahrir Eş Şam’ın HTŞ özel kuvvetler kanadının iki kıdemli üyesi İdlib’in batısında bilinmeyen failler tarafından öldürüldü. Muhalif aktivistlere göre, iki HTŞ savaşçısı Batı İdlib’deki Janoudiyah-Cisruş Şuğur yolunda seyahat ederken bilinmeyen failler tarafından öldürüldü. İki HTŞ üyesinin, Rejim Ordusuna karşı çeşitli bölgelerde savaştığı belirtildi. Saldırının sorumluluğunu üstlenen olmadı. Kurşun adrese teslim!

Ömür Çelikdönmez
Twitter: @oc32oc32

Cevap Yazın